Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 7,53 / Satış: 7,56
€ EURO → Alış: 8,92 / Satış: 8,96

Barolarla Yaşanan Gerilim

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 24.06.2020
  • 691 kez okundu

Siyasetin elinin değmediği bir baroların seçim sistemi kalmıştı ki; bir sabah uyandığımızda ellerini değdirmek için idman yaparken gördük.

Neymiş; Baroların seçim sistemi demokrasinin ruhuna aykırıymış. Eşitlikçi temsiliyet kabiliyetinden uzakmış. İdeolojik hâkimiyetin etkisi altındaymış. Vs.

Unutmadan bir cümle yazıp devam edeyim: Türkiye’de siyaset hep hareketlidir, boş oturmaz ve beklemez. Herhangi bir kurum, siyasetin(siz iktidar şeklinde okuyun) rahatını bozmaya başladığı anda, siyasal güç hedefe koyduğunun yapısıyla oynamaya başlar.

Çünkü kuvvetler ayrılığının esamisinin okunmadığı sistemlerde iktidarlar, ‘’dikensiz gül bahçeleri’’ isterler.

Türkiye’de kurumlar, sivil toplum örgütleri, dernekler, sendikalar, basın vs. bir kaç istisna haricinde genel manada iktidarın etki alanı altında.

İktidarın etki alanına getiremediği Baroları kendi hâkimiyetin alanına çekmenin formüllerini arıyor. Kısacası iktidar, sözünün dışına çıkmayacak barolar tahayyül ediyor.

Şimdiye kadar neredeydiniz diye sormak gerekmez mi? Demokrasinin tüm sacayakları tam oturdu da şimdi Baroların mı eksik kaldı?

Örneğin siyasi partiler organlarının hakkaniyet ölçülerinde, safi demokratik yollarla seçildiğini kim ispat edebilir? delege yapıları hangi kriterlere göre belirlenir?

Çengelde asılı çok soru var.

Kuvvetler ayrılığının olmadığı yerlerde iktidar gücü devreye girer. Siyasal güç, ilişkide bulunduğu her kurumu, her yapıyı kendi tarafına çeker.

İktidar, çoklu barolar kurdurarak eşitlik ve temsil hakkının verilmesini amaçladığı söylüyor.

Barolar buna direniyor. Çünkü AK Partinin avukatlar kanununda değişikliği içeren taslağında, gerçek amacının başka olabileceği kuşkusunun yoğun olduğunu söylüyor baro başkanları.

Temel amacın, Avukatların bütünlüğünü bölmek, çoğunluğu temsil eden avukatların temsil hakkını kısıtlamak ve muhalif görülen seslerini bastırmak olduğunu düşünüyorlar.

19 Haziran’dan itibaren onlarca baro başkanları ve avukatlar bulundukları illerden Ankara’ya doğru yürüyüşe geçtiler.

Son zamanlarda her ortamda olduğu gibi avukatlar kanunu ile ilgili de makul bir tartışma ortamı yaratılmadı. Farklı fikirlerin birbirleriyle tezleri duyulmadı. Müzakere yoluna gidilmedi. Ortak akıl işletilmedi.

Mülkün temeli olan adaleti savunacak ordunun içine ısrarla ‘’siyasi yakınlık’’ aşısı vurulmaya çalışılıyor. Aşının tutup tutmayacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ama görünen o ki baroların demokratik bağışıklıkları güçlü. Siyasi yakınlık aşısının baroların bünyesinde tutmayacağı yönünde emareler var.

Hukuk adına her olayda savunma tartışmasız kutsaldır. Eğer hukuk uygulamasında avukatlar bağımsız, tarafsız, özerk bir yapıda değilse her şey boşunadır. Toplumun benimsediği hukuk, savunma bağımsız olmadığı için objektif biçimde uygulanamaz. Neticede adaletin dağıtılmadığı ve evrensel hukukun işlemediği yerde hep düş kırıklığı çıkar.

Siyasete bulanmış ya da bulanma olasılığı bulunan, yargı organları, siyaset terazisinde tarttığı izlenimi uyandıran savunma mekanizmaları ne denirse densin, gölgeli adalet salgılar.

Siyaset iradesinin demokrasinin güçlenmesine odaklanmasının vakti geldi geçti. hemen hemen her sabah uyandığımızda gerilime neden olan çekişmelerin çeperinde buluyoruz kendimizi.

Kavgalar eksik olmuyor bir türlü.

Demokrasinin temel hükümlerinden olan uzlaşı kapısını iktidar, bir türlü açmaya niyetlenmiyor.

Tüm bunların toplamında dış dünya da kapılarını yüzümüze kapatıyor.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ