Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,78
€ EURO → Alış: 6,54 / Satış: 6,57

Bekamızı Kim Tehdit Ediyor?

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 18.03.2019
  • Bekamızı Kim Tehdit Ediyor? için yorumlar kapalı
  • 120 kez okundu

Sıradanlaşan siyasetin merkezinde birçok konu malzeme olarak işleniyor. Siyaset rüzgarlarının sertçe estirilmesi bir tarafa.. ‘beka sorununun’ varlığı pompalanarak vatandaşlara empoze ettirilmeye çalışılması kaygı vericidir.

Çok çetin bir seçim atmosferi yaşıyoruz. Daha önce Türkiye’nin bu denli katı mizaçlı seçim sürecini hatırlamıyorum. Özellikle iktidar kanadının bu seçimi hayat-memat meselesi haline getirmesi, bin bir sorunla boğuşan vatandaşları daha da sıkı geriyor.

Adı üzerinde yerel seçim. Şehirlerimizi yönetecek belediye başkanlarını ve meclis üyelerini seçeceğiz.
Bu insanlar bizim vatandaşlarımız. Hangi siyasi partiye mensup olursa olsunlar, memlekete hizmet üretmek ve vermek için seçilecekler. Seçenlerde bu memleketin evlatları, bu ülkenin düşmanları değil.

Demokratik sistemlerde bireylerin düşünce ve fikir özgürlükleri kutsaldır. Tercihleri de öyledir. Her birey dilediği partiye veya adayına oy verme veya vermeme hakkını saklı tutar. Bizlerde demokrasinin kurumlara tam manasıyla yerleşmemiş olmasının sancılarını çekiyoruz.

Aday dayatmaları, üretilen iddialar, hırçın söylemler ve yanlı basın demokratik sistemin aksadığını gösteriyor.

Seçimlerde kıyasıya yarışı, kıyasıya kavga şeklinde anlayan ve tatbik etmeğe yatkın bir zafiyetimiz var.
Kavgayı, hırçınlığı hala meziyet sanan huyumuzu terk etmiyoruz. Çelişkilere kucak açarak, görmezden gelen alışkanlıklarımızı hep yanımızda taşıyoruz.

Bir taraftan demokrasi talep ediyoruz, öte taraftan demokrasiye fatiha okutan siyasi aktörleri alkışlıyoruz.

Seçmenlerin şartsız-şurtsuz adanmış özellikleri üzerinden; yanlışlar, hatalar yapan siyasi partilerin aktörleri diledikleri şekilde yönlendirme yapabiliyorlar.

Oysa demokrasilerde vatandaşların duruşları, kültürel üslupları siyasi liderlere, partilere asla tekdüzeliğe teslim olmayacak bir dinginliktedir. Çıkarılan gürültüleri, sesleri duymak istemezler; yaratılan eserleri görmek isterler.

Yöneticiler de vatandaşların huzura, barışa esenliğe ulaşmasını sağlayacak düzen köprülerini oluştururlar.

Gelişmiş demokratik sistemlerde bir işçinin çilesi, bir esnafın sıkıntısı, bir işverenin sorunu, bir emeklinin acısı; biz de olduğu gibi tahripkar değildir. Onlarda tarım devrimi, sanayi devrimi, bilgi devriminin ruhlara sinmiş kökler var. Bu köklerin uzandığı gövdeden demokratik bir sistem gelişmiştir. Bu kökler eğitimle tohumlandı, bilgi ile başak verdi teknoloji ile harmanlandı. Üretime yaslandı, ekonomik güç oldu. Ekonomiye yaslandı siyasi güç oldu. Siyaset dinamik bir yapıya dönüştü, hukuk doğdu, hayırlı evlat oldu. Hayırlı evlat adalet dağıttı, güven sağladı.

Güvenden itibar çıktı, itibardan güç.. Bu döngüleri uzatabiliriz. Lakin bu döngüler bir zincirin halkaları gibi birbirlerine manen bağlıdır. Her halka birbirini besler, bir birinden güç alır ve güç verir.

Nihayetinde kurumları güçlü bir yapı olarak ortaya çıkaran bu sistem, rekabetçi, denetlenebilinir olması kaidesini temel alan hükümler geçerlidir. Her insan anayasanın hükümlerini yerine getiren sorumluluğun bilinci ile davranır. Hukuk temel güvencedir. Basın tarafsız ve hürdür. Sivil toplum örgütleri özgürdür. Toplumun dinamikleri serbesttir.

Ve bütün bu ülkelerde beka sorununun olmayışı tesadüf değildir. İlkesel zihin açısıyla, ilimle, irfanla, şeffaflıkla yönetilen ülkelerde beka sorunu tarihtir. Toplumun eğitimli, yöneticilerin de liyakatli olmasının doğurduğu kabiliyetlerle ‘beka’ denilen uğursuz kelimeyi literatürlerinden silmişler.

Bireyi önceleyen hukuksal düzenlemelerle içeriğinde birlik beraberlik, bütünlük olmasının yanı sıra ahlaki kültürün şanında yer alan eşitlik ülküsü, hastalıklı olan her türlü ayrımcı, ayrılıkçı, kutuplaştırıcı düşünce ve söylemleri ayıplar. Siyaset sahnesinden söküp atar. Perdelerini bu tür oyunlara açmaz, açmaya çalışanların oyunlarına aldanmaz.

Ülkemizde, kanatlarını vatandaşların refahı için olabildiğince geniş açmak amacı ile siyaset meydanına çıkması gerekenler, sırf iktidara gelebilmek veya kalabilmek uğruna hakikatleri eğip bükmenin sıradanlığını seriyorlar.

Asıl meseleler üzerinden vatandaşların hakikatini dillendirebilmek ve çözüm üretmek dururken, algıya, ham hayale, korkuya yönlendirilen retoriklerle uyutuluyoruz.

Beka, bu algı pompalamasının bir cüzzamlı örneği.

Ülke ekonomik krizin içinde debelenirken, kutuplaştırıcı kasırgalar gönül sahramızı dağıtırken, beka meselesinin mimarlığını ve mihmandarlığını kimler yaptı?

Hiçbir seçim, hiçbir mevki, hiçbir makam memleketten ve vatandaştan daha önemli değildir.

Sağduyu ve izan ile atılan her adım, aynı zamanda geleceğe uzanan birlik köprüsüne temel oluşturur.

Birlik köprüsü kurabilen memleketlerde ‘beka’ denilen melanet geldiği gibi gider.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ