Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,43 / Satış: 6,46
€ EURO → Alış: 7,08 / Satış: 7,11

Belediyeciliğin Orta Oyunu

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 24.09.2018
  • 466 kez okundu

Kentimiz belediyelerinde sorunların sonu gelmiyor. Kent sakinleri adeta sorunların kurbanı olmaktan kurtulamıyorlar.

Belediye idaresi sorumluluğunu yüklenen başkanların kişiliğinde bazı vasıfların bulunması beklenir. Bir halkın kendini idare edenlere güvenebilmesi, idarecilerin, idare ve çalışma tarzıyla beraber, sağlam bir karakter ve davranışsal istikrara bağlıdır.

Bir halkın bir insana inanabilmesi için, her şeyden evvel, eserini, çalışmasının verimini bile görmeden önce, o insanı ayrıntılı tanıyabilmesi gereklidir.

Bir halk, idarecileri seçti diye karşısında, günün havasına göre biri çıkartılıp bir başkası takılan, kimi asık, kimi alaycı, kimi kibirli, kimi haşin birtakım maskeler görürse o halk kendini idare edenleri yakından tanıyamaz, içinde onlara karşı güven duygularını kaybetmeğe başlar.

Hırçın, kavgaya meyilli bir yapıya sahip idarecinin halk nezdinde pek kabul görüldüğü söylenemez. Seçimle gelen tüm idarecilerin, toplumun genel beklentilerini sorumluluk ciddiyet ile yerine getirmekle mükelleflerdir.

Belediyecilik bir sahne oyunu, halk bir tiyatro seyircisi değildir.

Belediyecilik doğrudan doğruya kentin fiziki yapısını bayındır kılan, sosyal yaşamı tanzim eden, kentin dinamikleriyle hizmetler üreten muteber ve yetkin bir kurumdur. Medeni yaşam şeklinin yereldeki yapısıdır.

Şehirde yapılan doğruların takdir edilip alkışlanması, yanlış veya eksik yanları varsa eleştirilmesi doğaldır. Ancak bu şekilde kent belirlenen doğru yönde ilerleyebilir.

Seçimler sürecinde siyasi rekabetin kıyasıya yaşanması demokratik yarışın renkli bir parçasıdır. Sandıktan galibiyetle çıkan aday, başkan olduğu andan itibaren yakasından parti amblemini çıkartıp tüm kent sakinlerinin tarafsız başkanı olmalıdır. Asli ödevi kentine odaklanmak baştan sona her tarafa hizmet götürmek, her vatandaşın sorununa çare bulmaktır.

Bir kentin idare edilebilmesi, dört başı mamur yapılabilmesi için, şartlara göre değişecek kadar zayıf değil, şartlara rağmen, şartları bile değiştirebilecek kadar yetenekli bir başkana ve ekibine ihtiyaç vardır.

Uzun yıllardır gözlemlediğim, okuduğum, öğrendiğim siyaset terminolojisinin içerisinde siyasi kabadayılığın, kavgacı tavırların, haşin davranışların beyhudeliğe uzanan acizlikten başka bir şey olmadığıdır.

Ünlü Selçuklu Veziri Nizam-ül mülk Siyasetnamesinde önemli bir tespiti vardır: ”Koşutluktan zıtlığa geçiş, ”siyasetçi için yanlışlık olarak tanımlar. Bu sözün Türkçeci şudur: Uzlaşmak varken çatışmak, affedilmez yanlışlığın başlangıcıdır.

Hatay belediyecilik alanında maalesef kentimizin kadim dokusuna uygun hala bir konsensüs sağlanamadı. Başkan ile meclis üyeleri arasındaki sürtüşmeler ve didişmeler yüzünden yaklaşık 4,5 yıldır hepimizin ortak sevdası, göz ağrısı yaşadığımız şehir ve halkı, vurdumduymazlığın, çapsızlığın, siyasi hırsın çarkları arasında kaldı. Sonuçta kaybeden şehrimiz ve halkımız oldu.

Her hâlükârda, seçilen başkan, halka karşı birinci derecede muhataptır. Dolayısıyla yönetme yetkisi kendisine tevdi edilmiştir. Mühür kendi elindedir. Meclisin de başkanı kendisidir. Hep birlikte uzlaşarak, üreterek çoktan mesafe alınmasında etkin olunmalıydı.

Hatay’ımız söz konusu olunca, aynı uzlaşı ve hizmet duyarlılığını başkanla birlikte meclis üyelerinin de göstermesini beklemek halkın öncelikli hakkıdır. Halk için siyasi çekişmeler seçimden sonra biter ve acilen hizmet görmeyi bekler.

Seçilmişlerin siyasi hesapları ne olursa olsun Hatay’ımızın ve halkın beklentilerinin üstünde olmamalı. Dolayısıyla şehrimizi içler acısı halinden kurtarmak, yaşanabilir kent haline getirmek, başta başkan ve meclis üyelerinin asli ödevidir.

Acaba başkan ve üyeleri şehrin perişan haline bakınca içleri inceden inceye hüzünle dolmuyor mu?.

Gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında yaptıkları seyahatlerde, gittikleri şehirlerle kendi yönettikleri şehrin mukayesesini yaptılar mı?

Filhakika hadiselerle bizlere, bir şahsın başkan seçilebileceğini ama başkanlık yapabilmenin yolunun birçok alanda maharetler gerektirdiğini öğütlüyor.

Başka öğreti ise ilk satırlarda yazdığım gibi, idarecileri daha da yakından tanıdıkça hayal kırıklığım artmakta, güven duygularım kaybolmakta, şehrimin ve halkın talihsizliğine üzülmekteyim.

Asla oynanmaması gereken siyasi tiyatro oynanıyor. Zira kaybeden kentimiz ve halkımız oluyor.

Böyle bir oyunun seyredilmesine zorlanan halk, bakalım önümüzdeki seçimlerde sahneden kimleri atacak.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ