Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,30 / Satış: 8,34
€ EURO → Alış: 9,69 / Satış: 9,73

Beraber Yaşayacağız

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 12.10.2020
  • 719 kez okundu

İnsanların doğal yasalarında ‘’beraber yaşama’’ yazgısı kaçınılmazdır. Bu yazgının özünü kavrayan irade kolay kolay sarsılmaz, daha da güçlenir.

Beraber yaşama kültürünü başaran toplumlar tesadüf eseri refaha kavuşmadılar. Hepsinin sahne arkalarında hayat akışını doğru tarafa yönlendirme ve toplumu doğru yönetme disiplini yatar.

Bu disiplinin içeriğinde, medeniyetin ana damarlarından olan demokratik değerlere sadakat, eğitimi önemseme, hukuka riayet, eşitlik ilkesine bağlılık var.

Bireyin dinini, inancını, vicdan ve ibadet hürriyetini devlet işlerine karıştırmamayı öngören laiklik ilkesini kavrayamadan demokratik ölçüler yakalanamaz.

Çok partili sisteme geçtiğimiz andan bugüne, yaklaşık 70 yıldır demokrasi denemeleri yapıyoruz. Seçimlerden bir tarafın galip, öbür tarafın yenilgilerle çıkmasına alıştık. Fakat seçim öncesi demokrasi havarisi kesilen partilerin, iktidara geldikten sonra elde ettikleri güce dayanarak demokrasinin kanadını kesmelerine alışmak bugünün dünyasında pek te kolay değil.

Çünkü demokrasinin erdemlerini benimsemeyen iktidarların topluma yutturdukları hapların yan etkileri çok tehlikeli hal alıyor.

Her seçim öncesi kendini partisinin propagandasının yalancı hayaline kaptıran vatandaşın, aldandığını fark etmesi hayli zaman alıyor.

Bugünün Türkiye’sinde demokrasi deneyiminin barometre ibresi çağdaş medeniyet çizgisinin çok altında duruyor.

Sanki düşmanlıklar özel besleniyor. İnançlarla beraber ayrışmalar körükleniyor, kutuplaşmalar kaşınıyor.

Kin ve nefret dili zaman zaman eşilerek topraktan çıkarılıyor.

Oysa bu ülkenin vatandaşlarının haklı beklentileri; huzurun her tarafa ulaşması, geceyle gündüz kadar, akla kara kadar ayrı ve bağdaşmaz sanılanların yakınlaşıp kaynaşması ve dinmez sanılan kinlerin, yatışmaz sanılan düşmanlıkların eriyip gitmesidir.

Çevre ülkelerde ayrışmaların kimleri ve neleri mahvettiklerini tekrarlamak zorundayım.

Lübnan asıllı düşünür ve yazar Amin Maalof’un ‘’Çivisi Çıkmış Dünya’’ ve ‘’Uygarlıkların Batışı’’ kitaplarında, tüm dünyada meydana gelen ama özellikle Irak, Suriye ve kendi ülkesinin hangi sebeplerle çöktüğünü anlatır.

Yaklaşık bin üç yüz yıl beraber yaşayan, değişik etnisite ve inançtaki insanların birden birbirine düşman haline geldiğinden yakınır.

Ana sebeplerin en başında ayrıştırma politikalarına dikkat çeker. İktidara gelme uğruna cemaat ve tarikatlara verilen tavizlerin yıkıcı sonuçlarını sıralar.

Türkiye elbette çevre ülkelere benzemez ama aynı zamanda, İsveç veya Almanya gibi demokratik olgunluğa kavuşabilmiş bir ülke de değil.

Batı ülkelerinin hangi dinamiklerle müreffeh seviyesine yükseldiğini, Ortadoğu ülkelerinin hangi sebeplerle sefalete gömüldüğünü unutma lüksümüz olamaz.

Politik rekabet düşmanlık güdülerle yapılmaz.

Hepimiz bu yurdun, bu milletin insanlarıyız. Ne iktidarda daha üstünüz ne muhalefette daha aşağıyız.

Partilerimiz ayrı olsa da devletimiz bir, kaderimiz birdir. Çok partili siyasal düzende de beraber yaşamaya, ayrı partilerden de olsak birbirimizi sevmeye, ayrı düşünsek de gene birbirimizi düşünmeye yazgılıyız.

Bütün siyası partiler, vatandaşın hepsini kaplayan teşekküller olarak, beraber yaşamayı mutlaka öğrenmeliyiz.

Taraflardan birinin husumet andı içmesiyle demokratik birliktelik kurulmaz, diğerinin hasım cephelere bölmesiyle beraberlik sağlanmaz.

Siyasal hayatımızda huzurun, beraberliğin, dayanışmanın yeniden kurulması, ekonomik ve sosyal sorunlara çözüm odaklı reçeteler geliştirme imkânlarını beraberinde getirir.

Bu ülkede yaşayan herkese sorumluluk payı düşüyor.

Hepimizin ağır başlı davranmağa, içten içe kabartılmaya çalışılan tüm hasmane duyguları yenmeye mecburuz.

Laik ilkesini esas alan demokratik bilinç, hepimizin beraberce yaşamı sağlayan en sağlıklı müşterek aşımızdır.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ