Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Bir Amerikan hikâyesi

Bir Amerikan hikâyesi
  • 22.07.2019
  • 258 kez okundu

Geride kalan gerçekler

Amerika izlenimlerini paylaşan Necmettin Çalışkan, “Beyaz Saray’ın önünde 24 saat protestoda bulunan insanlar var. Şiddet ve teröre bulaşmadığı sürece, her türlü fikir ve protesto serbest bırakılmış. Herkes her şeyi istediği gibi eleştirebiliyor, vatan haini ilan edilmiyor” tespitinde bulundu.

Saadet Partisi Kampı nedeniyle gerçekleşen Amerika ziyaretinin yoğunluğunu kısa bir yazı ile kaleme alan ve yaşadıklarını toplumsal ve politik bir süzgeçten geçiren Saadet Partisi Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, ilk tespitini ‘sınır’ noktasından paylaştı.
Saadet Partisi’nin Hatay’daki önemli ismi Çalışkan’ın Amerika izlenimleri, ara başlıklarla şöyle:
-KUŞKU VE SORGU-
“Özgürlükler ülkesi olarak bilinen Amerika’ya dört gidişimde de sor(g)uya tabi tutuldum. İlki bir işadamları derneğiyle olduğundan, o kadar uzun olmasa da, münferit seferlerimin tümünde de hiçbir yerde görülmeyecek kadar çok soru yağmuruna tutuldum. Korku mu, özgüven mi, kestirilemeyecek kadar yoğunlukta… Avrupa’dan Uzakdoğu’ya, Ortadoğu’dan Afrika’ya kadar dünyanın hiçbir ülkesinde olmayacak kadar çok sorgu. Birçok ülke, yolcunun beraberinde getirdiği eşyadan kuşkulanırken, Amerika’da, ‘Kimlerle ne konuşacaksın?’ sorusu en fazla merak ettikleri konu.”
-MÜSLÜMANLAR!-
“Bununla beraber, ilginçtir, Amerika’daki bir kısım Müslümanlar, Türkiye’dekilerin ‘Amerikan karşıtlığına’ deyim yerindeyse öfkeliler ve neden Amerika’ya karşı böyle bir tutum içinde olunduğunu anlamakta zorluk çekiyorlar. Bu durum, ABD hükümetinin, ‘deniz aşırı eylemlerini’ halkına çok yansıtmadığını gösteriyor. Diyorlar ki, ‘Amerika, herhangi bir Batılı kadar Batılı, onun dışında zararı yok!’ Onlara göre ABD; özgürlükler, fırsatlar, refah ve güvenlik ülkesi. Herkes, inancında ve inancını yaşamada son derece özgür. Devlet, dini semboller üzerinden bir politika üretmiyor ve her şeyi kişisel tercih olarak değerlendiriyor. Örneğin, herhangi bir İslam ülkesinden gelen kişi -öğrenci veya memur, işi ne olursa olsun- istediği gibi giyinebiliyor. Hatta istediği tür çarşafını veya başörtüsünü kullanabiliyor. Böyle bir özgürlük, İslam ülkelerinin bazılarında bile yok.
-TRUMP DÖNEMİ-
‘Amerika’da genel durum nasıl’ sorusuna verilecek en kısa cevap, ‘Trump geldi dertler bitti’ dönemi! Refah seviyesinin, iktisadi kalkınmanın en yüksek olduğu süreci yaşadıklarını belirtiyorlar. ABD’deki rakamlarda işsizlik oranı hesaplanırken, üniversite öğrencileri de işsizliğe dâhil ediliyor. Buna rağmen işsizlik oranları tarihin en düşük seviyesinde ve %0,45 düzeyinde, yani yüzde yarımın da altında bir oran. Türkiye’de yüzde 15 civarında olduğunu düşünürseniz, bu rakamların ne anlama geldiği daha iyi anlaşılır.”
-İŞ İMKANI-
“Amerika’da iş bulma imkânı hayli yüksek. Çalışmak isteyen herkese hemen iş var. Otellerde temizlik, lokantalarda bulaşık, kafelerde servisçilik, esnafta tezgâhtarlık gibi. Ülkeye ulaştıktan bir gün sonra işiniz hazır. Çalışma saatlerini çalışan belirliyor. İş, saatlere ayarlı. Bir iş yerinde haftada iki gün birer saat çalışmak istiyorsanız, çalışabilirsiniz. Mesela, ‘Ben, Salı ve Perşembe günleri 17.00-18.00 arası çalışırım’ derseniz, bu mümkün. Ücret de hayli tatmin edici düzeyde.”
-GÖÇMENLER-
“Trump döneminde göçmen politikasında bayağı zor kullanılmış. Eskiden her gelen rahat girerken, Meksika sınır görüntüleriyle kamuoyuna da yansıyan göçmen politikalarında sertlik var. Bunun da nedeni, muhtemelen Trump’ın tüccar kafası ve aşırı Amerikancı tavrı. Ekonomi ve güvenlikle yakından ilişkili. Biz, dışarıdan bakarak, ‘dünyanın en geri zekâlı adamını (Trump) başkan seçmişler’ diyoruz, ama muhtemelen Trump seçime girerse tekrar seçilir.”
-HALKIN BİNASI-
Washington’un en yüksek mekânı Kongre binası. Halkın temsilcilerinden oluşan Kongre binasının sembolik değeri olduğundan, Kongre’nin üstünlüğünü sağlamak için hiçbir binanın ondan daha yüksekte olmasına müsaade edilmiyor. Oysaki finans başkenti New York’ta dev plazalar, gökdelenler ve kuleler mevcut.
-PROTESTO HAKKI-
“Amerika, hâlâ dünyayı kendine çekiyor. Büyük bir turist ülkesi. Her taraftan akın akın gelen milyonlarca turist ağırlıyor. Çoğunda, dünyayı nasıl sömürdükleri anlaşılan dev müzeler var.
İlginç bir başka durum, halk, özgürlükler ülkesinde yaşadığının bilincinde. Bu nedenle de vatandaşlar ılımlı. Mesela kendi ülkenizde bile hissettiğiniz, sizinle ‘aynı kökten gelen insanlar’ varlığınıza tahammül edemezken, Amerika’da müthiş bir hoşgörü görmek mümkün. Zira burada şiddete yol açmadığı sürece, her fikir özgürce ifade edilebiliyor. Bunun bir parçası olarak, ABD Başkanı Trump’ın evi Beyaz Saray’ın önünde 24 saat protestoda bulunan insanlar var. Şiddet ve teröre bulaşmadığı sürece, her türlü fikir ve protesto serbest bırakılmış. Herkes her şeyi istediği gibi eleştirebiliyor, vatan haini ilan edilmiyor. Karga tulumba, insanlık dışı bir muameleyle, belki de yerlerde sürüklenerek ekip otosuna bindirilmiyor. Tabii siyahî vatandaşlarla ilgili bazı ciddi vakalar yaşansa da, bu genele teşmil edilecek bir durum değil. Genel anlamda kurallar herkes için aynı şekilde uygulanıyor diyebiliriz. Evrensel bir dünya oluşturmuşlar ve her türden insan kendine bu ülkede yer bulabiliyor.”
-SANAL EKONOMİ-
“Ekonomik durumuyla ilgili; ABD, artık ağır sanayiden vazgeçmiş, bilişim ve ileri elektronik teknolojiye yönelmiş. Eski dev araba fabrikalarının yerine Facebook, Twitter, Google ve Apple gibi markalarıyla dünyaya yön veriyor. Hatta onu da Uzak Doğu ülkelerinde ürettirip, masa başından, oturarak para kazanma yolunu bulmuşlar. Zaten bu tür kurumlara dünyanın her tarafından insanlar çalışmaya geliyor. Beyin göçü denen hadise de burada devreye giriyor. Başkalarına kan ve ölüm kusturan bu millet, kendi halkına özgürlük ve refah yaşatıyor.” -Tamer Yazar-

Etiketler: / / / / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ