Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,43 / Satış: 8,47
€ EURO → Alış: 9,93 / Satış: 9,97

Bitmeyen Göçmen Sorunları

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 02.08.2021
  • 293 kez okundu

‘’Arkası gelmez dertlerimin bıktım illallah, bize de bir gün kader güler güler inşallah’’ sözleriyle başlayan şarkıyı eski kuşaklar hatırlar. Erkin Koray’ın 70 yıllarda dillerden düşmeyen şarkılarından biriydi.

Erkin baba şarkısıyla hayatın bir tarafına sitemde bulunurken öbür tarafta umudunu canlı tutmaya çalışıyordu. Kadere hem serzenişte bulunuyor hem de kaderin gülmesini umuyordu.

Bireysel olarak imkânlarımız arzu edilenleri yapmaya el vermediğinde kaderciliğe sarılırız. Kadercilik anlayışı, insan ömrüyle sınırlıdır ve toplumun büyük kesimlerinde varlığına inanılması anlaşılabilir.

Fakat devlet yönetimi kaderle ile alakalı bir inanca meyletmemeli. Çünkü devlet en basit anlatımıyla gelenekleri, tecrübeleri, kurumlarıyla imkânları olan bir kurumdur. Asırları aşan yaşanmışlıklardan ders çıkarması gereken sistemli bir yapıdır.

Kendi iç güvenliği önceliklidir. İçeriden ve dışardan gelebilecek her türlü tehdit ve tehlikeleri önleyecek eylem planlarının olması ve ihtiyaç esnasında devreye sokması devlet ve toplumun bekası açısından zaruridir.

Ülkemize on yıldır gelen, ister adı mülteci, ister geçici koruma statüsünde olan sığınmacı veya adı ne olursa olsun, Suriyelilerin dertleri bitmemişken; arkasından beş koldan akın akın gelen Afganların dertleri eklenince illallah demeyen kimse kaldı mı?

Bu dertler klasik manada taşınabilecek, hazmedilebilecek sıradan dertler değil. Ülkemizin içeriden yavaşça maddi ve manevi kaynaklarını tüketmeyi hedef alan sistematik haince kurulan bir tezgâhtır.

Bazı yöneticiler, yazarlar, yorumcular maval anlatmaktan öte hiç bir mantıklı formül üretemiyorlar.

Ülkelerinden kaçanları bir tek kahraman ilan etmedikleri kaldı. Yok, efendim ‘’Suriyeliler giderse ekonomi çöker’’ Yok efendim onlara ‘’Ensar olduğumuzu tüm dünyaya göstermeliyiz’’ gibi laflar gerçekten uzak, makul temelden yoksundur.

Kurtuluş savaşında ‘’Afganistan bize kollarındaki bilezikleri gönderdi’’ sözü ise tarihi hakikati baypas geçmektir. Bu yaklaşımlarla dertlerimize meşru zemin hazırlayıp sindirmemiz beklenmektedir.

Türkiye’miz hiç kimsenin babasının malı değildir. Türk halkının ortak mirasıdır. Sınır güvenliği namustur. Namus çiğnendiğinde bizi var eden değerler daha çabuk hırpalanır. Sosyal doku, kültürel yaşam, ekonomik düzen bozulmaya yüz tutar.

Dolayısıyla beka sorunu ortaya çıkar.

Bugün beka sorunumuz her geçen gün daha fazla kendini hissettirmekte. Doğuda yolgeçen hanına dönmüş sınırlarımızdan kavimlerin göçüne benzeyen ve salt genç erkeklerden mürekkep Afganlıların gelişini ürperek izliyorum.

Bu gidiş hayra alamet değil. Dert üstüne dertler bindiren, enerjimizi semiren, tehlikelere davet çıkaran, felaketler zincirine bir halka daha ekleyen bu alamet korkutucudur.

Batı ülkelerinin birçok yönlerini eleştirebiliriz. Bencil davrandıklarını iddia edebilir, hatta ikiyüzlülükle suçlayabiliriz.

Ama göç alma konusunda kendi devletlerine ve halkına yönelik koruma reflekslerine ve duyarlılıklarına söyleyecek sözümüz olabilir mi?

Keşke bizim yöneticilerimiz de bize yönelik reflekslere seksen üç milyonu kapsayacak nitelikte hassasiyet gösterseydi.

Öyle paradoksal bir hale gelinmiş ki; yöneticiler halkın hassasiyetli davranmasını talep ediyorlar.

Halk zaten on yıldır tahammül sınırlarının ötesine geçmiş durumda. Suriyelilere gösterilen ayrıcalığın kendilerinden esirgendiğini ince sitem şeklinde dile getirdi. Hastanelerde bedava muayene edilmelerine ses çıkarmadı. Vergisini ödeyen ve bütün kanuni mükellefiyetini yerine getiren esnafımızın karşısında kaydı kuydu olmayan Suriyelilerin tespih taneleri gibi yan yana dükkân açmalarına elbette itirazları olacaktı.

Bir başka haklı itiraz ve tehlikeye dikkat çekme zorunluluğu var: Gelenlerin kültürel uyuşmazlığıyla ortaya çıkan sorunlar, yüksek doğurganlıkla büyüyerek devam etmesidir. Ucu açık olan bu sorun ‘’başa bela’’ olacak ağırlıktadır.

Hiç kimse kendi vatanında yetkililerin beceriksizliğinden doğan dertlerle boğuşmaya gönüllü aramasın. Gönüllü arıyorlarsa yandaşların adresleri muhtemelen uygun olacaktır.

Ahali artık bu göçmen politikası denilen illetten illallah olmuş durumdadır ve acil çözülmesini beklemektedir.

İnşallahla, maşallahla kaderin gülmesini beklemek şarkı sözlerinde olabilir, devlet yönetiminde olmaz.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ