Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,77 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,36 / Satış: 6,39

Bitmeyen Senfoni Ermeni Tasarısı

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 04.11.2019
  • 287 kez okundu

Tarih, dünyanın her coğrafyasında acıların yaşandığını yazar. Acılarla yüz yüze gelmeyen hiç ülke yoktur. Kuzey Amerika’da beyazların Kızılderililere, Güney Amerika’da İspanyolların, Aztek, İnka, Maya gibi yerlilere uyguladıkları katliamlar acının en tarifsiz boyutundadır.

İngilizlerin, Güney Afrika’da; Fransızların Cezayir’de, uyguladıkları zulüm hala tazedir. İtalyanların Libya’da, Rusların, Kafkasya’da yaşattıkları acılar çok derindir.
Almanların Yahudilere tatbik ettikleri soykırım, acıların en dip ölçeğindedir.

Osmanlı İmparatorluğunda,1915 te, birinci cihan savaşı esnasında, asırlardır tebaası altında yaşayan Ermenilerin kışkırtmaları sonucunda oluşturulan çetelerle karşılıklı mukatele yaşandı. Bu olayların ardından Ermeniler tehcir edilerek başka yerlere sürüldü.

Yaşanan bu olaylar elbette her insan için acıdır. Ama bu, Ermenilerin uzun süreden beri ‘’ Türkler bizlere soykırım yaptı’’ iddiasının gerçek olduğunu vaz etmez.

Batı, Ermeni olayları üzerinden Parlamentolarında aldıkları kararlarla Türkiye’yi sigaya çekme gayretinde. Bilindiği gibi Fransa bunun öncülüğünü yapmış, ardından İtalya aynı gaflete düşmüştü. Hollanda keza bunlara ortak olmuştu.

ABD’de yıllarca baskılara karşı dirençli tavır takınırken, geçen hafta temsilciler meclisinde Ermeni tasarısı hakkında Türkiye aleyhine karar çıkarttı.

Her yıl temcit pilavı gibi ısıtılıp, Amerika’da Ermeni tasarıları Kongre gündemine getirilir, her defasında kimi senatörler Türkiye’yi savunurlardı. Nihayetinde tasarı düşerdi.

Bu kez hiç kimse Türkiye lehine bir konuşma yapmadı. Kongre’nin temsilciler meclisinde 405 üyenin evet oyuna karşı sadece 11 üye “hayır” oyu verdi ve tasarı kabul edildi.

İşte tam burada ciddiyetle çıkarmamız gereken dersler var: Acaba nerede hata(lar) yaptık?

Özellikle batıda Ermeni lobileri, Ermeni katliamı adı altında bütün dünyanın dikkatini çekmek istediği yalanda başarılı oldu.

Bizler, tarihin gerçeklerini ve kendimizi anlatmakta aciz mi kaldık? Ermeniler, lobilerini her geçen yıl güçlendirerek yaşadıkları diasporalarda hükümetler üzerinde baskı kurabilecek pozisyonlar elde edebilirken; bizlerin bu kadar kamu temsilcilerimizle pek varlık gösteremememiz oldukça düşündürücüdür.

Önce iç politikamızda bu karara karşı istenilen etkinlikte ve ölçekte ortak tavır takınılmadığının üzüntüsünü ve hayretini belirtmeliyim. Sonra bu konuda nasıl tavır takınılacağını bilmeyen acemiliğimizin ve yetersizliğimizin bulunduğunu yazmalıyım.

Ermeni meselesinde biz sürekli savunmada kalırız ve üstelik savunmamızı da beceremeyiz. Siyasiler, neredeyse aynı sözcüklerle her keresinde duygusallığı ve retoriği önemseyen sözler söylerler.

Amaç dünya kamuoyunda yaratılmak istenen tahrip edici, tahrik edici etkilerin mesnetsiz olduğunu anlatmaktan çok, iç politikada doğması muhtemel eleştirileri göğüslemektir.

Nitelikli kamu diplomasisinin yanında sivil diplomasiyle beraber gerçekleri anlatan ortak bir strateji oluşturmanın zaruret olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.

Kendi tezlerimizle tarihin hakikatiyle birlikte hesaba açık olmanın daha doğru bir yol olacağını düşünenlerdenim. Bir fikrin kendini kabul ettirmesi, eskiyle hesaplaşmayı gerektirir. Ermeni meselesinde can alıcı nokta budur. Nedense bu hesaplaşmadan daima kaçınmışızdır. Çünkü bu hesaplaşma cesaret ister, bilgi ister, deney ister, hazırlık ister.

Yıllarca Ermeni meselesinde defansta kaldık. Gelen hücumları savuşturarak enerjilerimizi tükettik. Oysa Ermeni dosyasının içeriğinde ve üslubunda uzmanlaşmış uluslararası üne sahip düşünce adamlarımız ve diplomatlarımız var. Dürüst tarihçi haysiyeti ile hareket eden uluslararası alanda ünlü bilim adamlarımız mevcut.

Bu geniş ve yetkili kadronun gerçekleri dünyaya aktarması için gerekli bütün imkânları kullanmalıyız. Her fırsat çıktıkça yoğun kampanya ile işin gerçeğini ikna edene kadar anlatmalıyız.

Kapımıza kimse vurmadan önce, kapılarına gerçeğin anahtarlarını asmalıyız.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ