Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

BOYKOT’un vatandaşı ! BOYKOT’un devleti !

Tamer Yazar
Tamer Yazar
  • 28.10.2020
  • 218 kez okundu

Ne yapıyoruz?
Ne istiyoruz ?

Bilmiyorum ama…

Bu halimizle “nereye gidiyoruz” kısmında, BODOSLAMA kısmında durmakta fayda var gibi !

Fransa’da, Abdullakh Anzorov adlı Çeçen bir militanın, daha önce yayınlanan ve İslam dünyasında tepki ile karşılanan Hz. Muhammed’in karikatürlerini sınıfında öğrencilerle paylaşan Samuel Paty adlı bir öğretmeni kafasını keserek öldürmesi ile başlayan RADİKAL İslam tartışmasını, KENDİ adımıza açtığımız cephenin gerisinden, Paris’le MEHTER MARŞI eşliğinde sürdürürken en çok da…

Dini hassasiyetler konusunda herkesin durması gereken bir nokta var, bu net AMA…

Bizi KENDİ içimizde tartıştıran şey, BİZ NEREDE DURUYORUZ kısmı !

Sahi, BİZ NEREDEYİZ ?

Öldüren Abdullakh Anzorov’da mı ?
Öldürülen Samuel Paty’de mi ?

Neredeyiz ?

Aslında o NEREDEYİZ kısmına eklenen bir yorumdayım ben…

Demiş ki bir Gazeteci dostum…


Düşünsenize; Türkiye’nin, Avrupa Birliği’nin, nüfusunun çoğu Müslüman olan tek üyesi olduğunu… İslam dünyasındaki dini hassasiyetleri orada muhataplarıyla tartıştığını… Sonra yönünü doğuya dönüp oraya fikir özgürlüğünün, demokrasinin öneminden söz ettiğini; gelişmenin dinamiğinin bağnazlık ve otoriterlik değil, çoğulculuk ve laiklik olduğunu anlattığını…

Bunu, İslam coğrafyasında yapabilecek başka ülke var mı?

İran mı?
Lübnan mı?
Cezayir mi?
Suudi Arabistan mı?

Sadece Türkiye’nin böyle bir şansı, ayrıcalığı, konumu var…

“Vardı” demek istemiyorum; çünkü toplum, özellikle son 10 yılda yoğunlaşan dinci dayatmaya rağmen laikliğe, demokrasiye, fikir özgürlüğüne sahip çıkmayı sürdürüyor… Bu hırçın dış politika, bu bağnaz söylem, bu nefret politikası sona erdikten sonra, Türkiye; Doğu ile Batı, Asya ile Avrupa, İslam’la, diğer dinler arasında barış için oynayabileceği tarihsel role soyunabilir, soyunmalıdır, soyunacaktır…

Tabi bu arada, boykottaymışız !
Fransız mallarını kullanmayacakmışız !

Ne arabalarını…
Ne telefonlarını…
Ne gıda maddelerini…
Ne de tekstil ürünlerini…

Yine de merak ettim…

“Milletime sesleniyorum… Sakın Fransız markalara asla iltifat etmeyin, bunları satın almayın…” diyen Erdoğan ve Kabinesi, seslendiği MİLLET’in boykot durumuna katılıyor mu ? Mesela, Büyükelçisini geri çağırıyor mu ? Vatandaşın sırtına yüklediği o ticari boykota, Fransa’dan yapılan ithalata uygulanacak gümrük silahı ile cevap veriyor mu ? Türkiye’deki Fransız yatırımlarına yönelik engelleyici kararlar alıyor mu ? Yürürlükteki anlaşmaları çöpe atıyor mu ?

Listemiz uzun olmasına uzun da…

Devlet, bu çağrının NERESİNDE ?

Anladık, vatandaş YİNE merkezinde de…

Devlet nerede ?

Bilen var mı ?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ