Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,85 / Satış: 6,88
€ EURO → Alış: 7,76 / Satış: 7,79

“Bu kent ne istiyor”dayız da… “Kent idarecileri ne istiyor”da ne var?

Tamer Yazar
Tamer Yazar
  • 23.01.2020
  • 332 kez okundu

Bugün,
Birkaç kişi konuşsun…

Bu kente gelen…
Bu kentte adımlayan…
Hikâyesini içine içine çeken…
Ve gerisinde yorgun bir kare bırakan…

Ama o karelerden bazılarını da bizlerle paylaşan…

Bugün neden bunu yapıyorum ?

Çünkü…

Bu kentin belediye başkanlarını dinliyorum…
Bu kentin üst sesi, Valisini dinliyorum…
Ve konuşan (!) diğer azınlığı…

Güzel şeyler anlatıyorlar ama… Her birinin bir diğerinden farklı bir yol haritası var… Hepsi, elinde bir mikrofon, BEN ANLATAYIM ısrarında, ki onları izleyen bizlerden gelecek ilk alkışın hesabı mı bu, bilmiyorum ? Ama o alkışı hak edecek NE yaptıklarını sorguluyorum sık sık !

Sorguluyorum…
Çünkü sorgulanmaları lazım !

Dünyanın ilk 3 sırasındaki bir mozaik müzesinde hala sergileme hataları yaşanırken… 1500 yıllık bir inanç noktasında, bir manastırda, kurumsal bir kaderine terk edilmişlik kendini tekrar edip dururken… Kent içindeki keşfedilen eski Roma hikâyeleri parça parça dökülüyorken… Kaldırımlardan yollara, hiçbir şeyin standardında duramıyorken… Kendimizi dışarıda diğerlerine anlatmaya çalışırken, tarihimizi gülünç duruma düşürüyorken… Kadim bir kentin topraklarında zorunlu bir misafirlik yaşayanları ÖTEKİCİ bir dille köşeye sıkıştıranları sessiz sakin izliyorken…

Bitmedi…
Fazlası var…
Çok daha fazlası var…

Ama…

Bundan sonrası, bu sayfaya konuk olanların…

Ardından NOKTA, bizden olsun…

Ve ilk konuğumuz…


İlk olarak Asi dizisi ile duymuştum burayı. Hep çok merak ettim ve hep planladım, ama aradan geçen yıllar içinde işlerim ve başka başka sebepler yüzünden gelemedim. İki gün için buradaydık. Zamanımız azdı. O yüzden Müze’ye gittik. İnanılmaz bir mozaik müzeniz var. İçinde gezerken, bu toprakların geçmişinde olanları düşünmeden edemiyor insan. Şanslısınız. Bir şeyi anlamadım ama! Aslında ben de, benle beraber gelen Fransız bir arkadaşım da anlamadı! Komik ama, konuya ikimiz de Fransız kaldık galiba! Müze’nin önündeki O tekerlek gibi demirden şey neydi sahi? Sonradan öğrendik ki, su değirmeniymiş. Peki, eski Roma, eski Yunan, Hitit ve daha fazlasını barındıran bir müzenin önünde, su değirmeni ‘ne’ alaka? Esprisi mi var, diye merak ettim önce! Sanırım bir zamanlar bu topraklarda kullanılan bir şeymiş. Ama yeri burası mıymış, onu sormak lazım. En çok da, içerideki görkemli detaylara inat, binanın estetik açıdan sizi iten görseli de buna dair! Üzgünüm ama, kötü bir mimari. Aynı şeyi, kent merkezinde, eski müze binasına eklenen giriş için de söylemem gerek. Elinizde taş bir bina var ve siz oraya bir giriş yapmak istiyorsunuz, öyle mi? Bunun için öyle farklı varyasyonlar ortaya koyabilirsiniz ki… Ama bu değil! İnanın çok kötü. En az mozaik müzesi binası kadar kötü! Bence açılış öncesi güncellesinler.

Ve bir diğeri…


Saint Simon Manastırı’ndaydık. Ardından şehre indik, ki inanılmazdı. Çünkü Asi boyunca, bir tane su kemerine denk geldik. Bir diğeri de, kent merkezinde, boş bir iş hanının yanı başındaydı. Üçü de kötü durumda. Oysa ki üçü de inanılmaz. Garip bir ikilem oldu, biliyorum ama… Niye bu haldeler?

Haklısınız…

“Bu kent ne istiyor”dayız da…

Peki…

“Kent idarecileri ne istiyor”da ne var?

Cevaptan korkmalı mıyız sahi ?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ