Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,43 / Satış: 6,46
€ EURO → Alış: 7,08 / Satış: 7,11

Bu Krizde Vatandaş Nasıl Geçinsin?

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 13.01.2020
  • 349 kez okundu

İnsan her zaman rahat yaşamanın hayali ile doludur. Her kişinin rahat yaşama hakkı vardır. Daha da ötesi mutlu, huzurlu ve güvenli yaşama hakkına da sahiptir. Bu yaşam yolunda kendisine imkan sunacak olan da devleti yönetenlerdir.

Demokratik ülkelerde bu temel kural böyledir.

İş, aş, gelecek kaygıları neredeyse yok seviyesindedir. Adalet, sağlık, eğitim gibi kurumlar, savrulmalar yapmadan görevlerini ifa ederler.

Yönetim kademesinde nitelikli insanların sağladığı esaslar üzerinde oluşan yapıların arasında üretime dayalı modellerin varlığı kendinden bahsettirir.

Ekonomik gücün nelere kadir olduğu bilincindeler.

Üretmeden tüketim felsefesine batı modellerinde rastlanmaz. Sürekli üretim üzerinde yoğunlaştırılmış dinamik modeller çağın esaslarına göre yeniden şekillenir. Yeni teknolojik hamlelerle dünyayla rekabet halindeler.

Temel gayeleri vatandaşlarının refah içerisinde yaşamalarını sürdürmek, mutluluğa erişmede olası engelleri ortadan kaldırmak…

Eğitim problemi, sağlık sistemi problemi, geçim sıkıntısı problemi gibi sıkıntılar gündemlerinde yoktur.

Reformist bir yaklaşımla standartların yükseltilmesi, vatandaşlarına daha iyi mekanizmalar kurması gibi aslı ödevlerini ihmal etmezler.

Hamasetle hayatın gerçekleri yürümez. Lafla kalkınma olmaz. Kabarmakla enflasyon düşmez. Bağırmakla ekonomi düzelmez.

Bugün Türkiye’de çok ciddi boyutlarda krizler var. Bu krizlerin başında intiharlara kadar sürükleyen ekonomi geliyor.

Elektrik, su, ısınma gibi faturaları ödeme zorluğu yaşanıyor.

Türk vatandaşlarının büyük bir bölümü, geçim sıkıntısı endişesiyle yüz yüze kaldı. Kara kara karnını nasıl doyuracağı kaygısıyla başı öne eğik yürüyor.

Neredeyse her evde borç ve borçlu var.

Mutfakta yangın her tarafı korkutuyor. Her geçen gün ihtiyaç maddelerine zam bindiriliyor.

İşsizlik Cumhuriyet tarihinin zirvesine gelmiş durumda. Resmi ve resmi olmayan veriler perişan halimizin aslında bir göstergesi niteliğinde.

Bu perişan vaziyetin farkında olmayan kimseler var mıdır?

Evet, üç kesim vardır. Bir; parti amigoları ve yandaşlar. İki; tuzu kuru olanlar. Üç; bizi yönetenler.

Birinci kesim, iktidar parti fanatikleri. Partinin yaptığı yanlışlara bile; mutlak doğru olduğu yönünde bayrak sallayanlar gurubuna girerler. Yandaşların, hangi paha ile ödüllendirildiklerini özellikle belediyeler elleriyle nasıl ceplerinin doldurulduğu aleniyet kazandı.

İkinci kesim: İktidar nimetlerinden faydalanarak ekonomik güç devşirenler. Özellikle ihaleler yoluyla elde ettikleri birikimler şu an bu krizden etkilenmiyor. Ama dayanma süreleri sınırsız değil.

Üçüncü kesim: Bizi yönetenlerin krizden etkilenme gibi bir dertleri olmaması zaten doğaldır. Zira ellerine geçen maaş(lar) ve devletin sunduğu kolaylaştırıcı imkanlarla ekonomik kriz(lerden) korunaklı haldeler.

Şimdi tekrar gariban vatandaşın içini ve dışını yakan ekonomik krizin derinliğine dönelim: Vatandaşın temel geçimi  ‘’Uçuyoruz, kalkınıyoruz, dövizi baskılıyoruz” gibi yaldızlı sözlerle sağlanmıyor. En basit hesap bilen çocuk dahi, gelir ile gider arasındaki yakıcı farkı çıkarabilirken, koca koca yöneticilerin bilmemesi akla aykırı.

En basiti rahmetli Güngör Uras hocanın yaptığı hesap şekliydi. Ayşe teyzenin eline geçen para ile aynı emtiyaları geçen ay filesini kaç liraya, bu ay kaç liraya doldurduğu üzerine yapardı.
Hayat pahalılığı enflasyon vs. bu şekilde anlaşılırdı.

Bunun üzerine elektik zamları, ısınma, ulaşım ve barınma gibi ; ama bunlarla beraber hükümetin her yılbaşında bindirdiği harç ve vergiler ile ilgili rakamları hesaba kattığınızda ekonominin gerçek yüzü ortaya çıkmış oluyor.
Her yılbaşı bize gösterilmek istenen makyajlı yüzün boyaları döküldüğünde, gerçek korkutucu çehresi görülüyor.

Emeklilere, memurlara, asgari ücrete talim yapanlara yazık. Namusuyla emek veren insanların bu ortamda hayatlarını idame ettirmeleri mucize kabilinde.

Geçinemeyen, karnı doymayan vatandaşların düştükleri vaziyetlerden dolayı; eğitimi, sağlık sistemini, adalet sistemini bile düşünmeyecek reddeye gelmişler.

Oysa tüm vatandaşların batı ülkelerinde olduğu gibi, her yönüyle kaliteli yaşam standartlarına kavuşturulmaları icap ederdi.

Ne yazı ki; boynu bükük, gülmeyi unutan derbeder durumdayız.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ