Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,81 / Satış: 6,84
€ EURO → Alış: 7,57 / Satış: 7,60

Bugünlerde Ruh Halimizi Korumak Zorundayız

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 29.04.2020
  • 782 kez okundu

Biz insanlar sosyal varlıklarız. Başka insanlarla kurduğumuz yaklaşımlar, sağlıklı ilişkiler, zihinsel dengemizin anahtarıdır.

Fiziksel hareketler, sağlıklı uyku ve beslenme daha fazla motivasyon, güç ve dayanıklılık sağlar.

Çevremizde yeteneklerimizi besleyen, zor kararlarımızı doğrulamaya teşvik eden, yanlış davrandığımızda veya olumsuz düşünce sarmalına girdiğimizde bize akılcı geri bildirim ve destek sunan akrabalar, arkadaşlar ve topluluklardan uzak kaldık.

Günlük yaşamda farkında olamadığımız birçok olayla karşılaşıyoruz. Bu olayları daha çok sonuçları üzerimizde olumsuz etkilere yol açtığında ancak anlayabiliyoruz. Korona denilen virüsün ürettiği ölümcül tehlike, bizlerin yaşamını derinden sarstı.

Korona virüsü tehlikesi, insan temelli tüm dengeleri alaşağı etti. Kaç zamandır dost akraba ilişkilerinden kopmuşuz. Ne zamandır hareketsizlikten kasılmışız. Gecemiz gündüzümüze karışmış, ne yemek saatimizi tutturabiliyoruz, ne uyku saatimize riayet edebiliyoruz.

Uzmanların tavsiyelerine uymaya özen göstersek bile, bir yere kadar uygulayabiliyoruz. Çünkü genlerimize işleyen alışkanlıklarımızdan ve bizi sakin bir dengede tutan sosyal ilişkilerimizden uzun bir müddet mahrum kalınca bunalım belirtileri başlıyor.

Kitap okumak elbette muhteşem bir alışkanlık. Eve kapanınca yapılacak en faydalı faaliyetlerin başında geliyor. Müzik dinlemek de ruhumuzu besler. Hane mensuplarıyla vakit geçirmek tabii ki eşsiz bir haz veriyor.

Tüm bu ihtişamlarının yanında insan, mavi gökyüzünün altında özgürce yürümeğe hasret kalıyor. Yolda karşılaştığı insanlara selam vermeyi arzuluyor. Dostunu ziyaret edip demli bir çay içmek istiyor.

Bir ağacın altında bankta oturup ahbaplarıyla dertleşmek istiyor. Mahalledeki komşu ve esnafla sohbet ederek paylaşmak istiyor.
Büyükler torunlarını, gençler arkadaşlarını özlüyor.

Teknolojinin bir çok alanda olduğu gibi iletişimde sağladığı imkanlar müthiş. Fakat sosyal medya üzerinden kurulan bağlantılar, yüz yüze ilişkilerin yerini tutmuyor.

Gönlümüz, hakiki duygularla insanlarla yakınlaşmaya, sarılmaya, göz göze, yüz yüze etkileşime programlanmış. İnsanın tetiklenen içgüdüleri, haz ve huzur veren her yere götürmek için sabırsızlanıyor.

Bu virüs sarmalı aynı zamanda tüm dünyaya ders veriyor.

İnsan olarak kendimizi var oluşun en tepesinde ya da evrenin merkezinde görmemiz anlamına gelen ‘’Antroposantrik’’ bakış açısını yerle bir etti.

Tabiatın gücünü, diğer canlıların önemini öğretti.

Türkçe ’de “İnsan merkezcilik” olarak bilinen Antroposantrizm; insanın evrendeki en önemli varlık olduğunu öne sürerdi. ‘İnsan her şeyin ölçüsüdür’’. ‘’Doğadaki her şey insan için vardır, insan haricindeki şeylerin değeri sadece insanlara sağladıkları fayda kadardır” ifadesi geçerliliğini yitirdi.

Bu virüs insanı çaresizliğin rüzgârında savurarak, dünyanın ‘’benmerkezci’’ bencillik ezberini bozdu.
Herkesi eşitledi. Şişirilmiş egoları şoka uğrattı. Etik, ahlak gibi ‘’insani’’ erdemlerimizin derinliğini sorgulattı.

Birçoğumuz evimizde bu süreci geçirmeye devam edeceğiz. Özlemlerimizi ertelemekten başka bir yol gözükmüyor. Tembih ve tavsiyelerde bulunmak kolay ama, tatbiki bir yere kadar sürdürebilir diyebilirsiniz. Haklısınız. Ama bütünsel sağlık her şeyi önceliyor. Sevdiklerimize ertelenmiş kavuşmanın, hiç kavuşamama riskinden daha evla olduğunu düşünerek sınırlarımızı zorlayalım.

Ruh sağlığımızın halk tabiriyle ‘’sallantıda’’ olduğunun herkes farkında.

Dünyanın alışılmışın üstünde ve dışındaki bu yüksek tehditkâr süreç atlatılacak. Ama bizler, bir süre daha eve kapanıp dişimizi sıkacağız.

Ve hayatın şartlarına uyumlu yaşantımıza devam edeceğiz. Hayata dair keşfimiz zorlansak da sürecek.

Zorlanmadan kim bugüne kadar gelebilmiş ki? Zaman, hiç kimseyi törpülemeden yontmadan bırakmaz.

İnsanın her anı varoluşsal meydan okumalara karşı mücadele etmekle geçer.

Hayat yatışmaz dur-durak dinlemez sürekliliğiyle, bir zorlukla birlikte, kolaylığı da beraberinde getirip, önümüzdeki kapıları güneşe doğru açacak elbette.

Yeter ki zihinsel dengemizin anahtarını kaybetmeyelim.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ