Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,43 / Satış: 8,47
€ EURO → Alış: 9,93 / Satış: 9,97

Bugünün tablosunda rakamlar olsun…

Bugünün tablosunda rakamlar olsun…
  • 03.08.2021
  • 250 kez okundu

Rakamlarla ölçülen sığınmacılar olsun!

“Bir kardeşim, çöpten atık topluyor. Diğeri inşaatlarda. Babam hasta. Annem ise geldiğimiz o ilk günden beri doğru dürüst dışarı bile çıkmıyor. Ben, evlere temizliğe gidiyorum. Bir Türk komşumuz bana ev buluyor, sağ olsun. Hayat zor, hem de çok zor. İstenmediğimizi bilmekse, en büyük zorluk!” diyen genç bir Suriyelide duralım bugün ve… Artan nüfusları sürekli tartışılırken ve kimi çevrelerce ‘risk’ unsuru olarak değer bulurken, tabloda ne var, bakalım!

Türkiye’deki geçici koruma altındaki kayıtlı Suriyeli sayısı, 23 Temmuz 2021 tarihi itibariyle, bir önceki aya göre 6 bin 484 kişi artarak toplam 3 milyon 690 bin 896 kişi oldu. Ancak yeni tartışma “nüfus” değil “ekonomiye katkı” noktasında.
Son dönemde AKP’lilerden gelen “Suriyeliler giderse ekonomi çöker” söylemini veriler ışığında inceleyenlerin tablosunda, ifade edilen değil, başka şeyler var! Hatay’dan Kilis’e, Gaziantep’ten Şanlıurfa, İstanbul ve İzmir’e, yaklaşık 1 milyon Suriyeli, kayıt dışı ve düşük ücretle çalışıyor. Suriyelilerin kurduğu şirketlerin sayısı ise yüzde 1 bile değil.
-MEMNUNUZ!-
“Göçmen işçiler, ücretleri düşük olmasına rağmen, daha yüksek performansla çalışıyorlar. Onlara verdiğin ücreti Türklere versen, aynı performansı alamıyorsun. Türkiye’de normalde çalışanların izin hakları var, malum. Göçmen işçilerdeyse böyle bir şey uygulamıyoruz. Dolayısıyla hem maliyetleri düşük, hem de performansları yüksek.”
Bu sözler, İstanbul’da 30 kişiye istihdam sağlayan bir imalathanenin sahibine ait. Son 10 yılda onlarca Suriyeli, Afgan ve Kazak işçinin çalıştığı bu imalathane, Türkiye’ye göç ile beraber ortaya çıkan bu ucuz işgücünden “memnun” olan binlerce küçük işletmeden yalnızca biri.
Ardından AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, katıldığı bir TV programında, “Şimdi bazı şehirlerde sanayiyi onlar ayakta tutuyorlar. Gaziantep sanayisine gidin, yüz binlerce insan, en ağır ve en zor işlerde çalışıyorlar. Kayseri sanayisinde de öyle. İşçi bulamıyorlar, bu adamlar çalışıyor” diye konuştu. Bu açıklamalar, iktidar ile muhalefet arasında, “Ekonomiyi göçmenler mi ayakta tutuyor?” polemiğine neden oldu. Peki, gerçek durum ne? Hatay’da, Gaziantep’te, Kayseri’de ve diğer illerde…
-%90’I KAYIT DIŞI-
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Ofisi tarafından Şubat 2020’de yayınlanan “Türk İşgücü Piyasasında Suriyeli Mülteciler” araştırmasına göre, Türkiye’de yaklaşık 950 bin Suriyeli çalışıyor. Ancak çalışan Suriyeliler arasında kayıt dışı çalışanların oranı, yüzde 91,6 gibi çok yüksek bir seviyede bulunuyor.
ILO araştırmasına göre, Suriyelilerin en çok istihdam edildiği sektörler; ticaret, inşaat ve imalat olarak sıralanıyor. Bununla birlikte her 3 Suriyeli işçiden 1’i tekstil, giyim, deri ve ayakkabı sektörlerinde çalışıyor. Suriyeli erkeklerin yüzde 71’i çalışırken, 15-65 yaş aralığındaki kadınların yalnızca yüzde 11,2’si çalışıyor. Öte yandan 5-14 yaş aralığında çalışan Suriyeli çocuk sayısı da 130 bini buluyor. Suriyeli işçiler, çalışma saatleri açısından da dezavantajlı konumda bulunuyor. ILO araştırmasına göre, Türkiye’de ortalama haftalık çalışma süresi 48 saat iken, Suriyeli çalışanların yüzde 53,7’si haftada 50 saatten fazla, yüzde 34,7’si ise haftada 60 saat veya daha fazla çalışıyor.
-SURİYELİ ŞİRKETLER-
Aslında, yaşanan tabloya biraz daha yakından bakıldığında, Suriyeliler, Türkiye iş dünyasında yalnızca ucuz iş gücü olarak değil, sermaye sahipleri olarak da giderek yerlerini almaya başladı. Suriyeli şirket sayısı, 2019 sonu verilerine göre 15 bini aşmış durumda. Ancak pandemi sonrasında kaç işletmenin kapandığı ya da açıldığı belirlenebilmiş değil. Toplamda bakıldığında ise durum biraz değişiyor. Zira Suriyelilerin kurduğu işletmeler, 2020 sonu itibariyle 2 milyona yakın aktif şirketin olduğu Türkiye’deki toplam işletmelerin yüzde 1’ine bile ulaşmıyor.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile birlikte gerçekleştirdiği ve 2018’de açıkladığı “Türkiye’de Suriyeli Girişimciliği ve Mülteci İşletmeleri” araştırmasına göre, Suriyeli girişimciler, ülke genelindeki toplam Suriyeli nüfusun yüzde 7’sine iş imkanı sağlıyor. Bu da yaklaşık 250 bin Suriyelinin, bu şirketler tarafından sağlanan istihdamın avantajlarından yararlandığını gösteriyor.
-VE ELDEKİ!-
Ekonomik olarak tartışma konusu yapılan Suriyeli sığınmacıların, İstanbul merkezli Mülteciler Derneği eliyle paylaşılan son verileri ile devam edelim…
Türkiye’deki geçici koruma altındaki kayıtlı Suriyeli sayısı, 23 Temmuz 2021 tarihi itibariyle, bir önceki aya göre 6 bin 484 kişi artarak toplam 3 milyon 690 bin 896 kişi oldu. Bu kişilerin 1 milyon 774 bin 520’si (%48) 0-18 yaş arası çocuklar oluşturuyor. 0-18 yaş arası çocukların ve kadınların toplam sayısı ise 2 milyon 627 bin 824 kişi. (%71,2)
-KADIN VE ÇOCUKLAR-
Göç İdaresi’nin yayınladığı yaş aralığı tablosuna göre; Suriyeli erkekler, toplam Suriyeli sayısının %53,8’ini oluşturuyor. Suriyeli kadınların oranı ise %46,2. 10 yaşın altındaki Suriyelilerin sayısı 1 milyon 100 bin 813 (%29,8). Tabloya göre, Suriyeli erkeklerin sayısı Suriyeli kadınların sayısından 281 bin 168 kişi daha fazla. Erkek-Kadın sayısı arasındaki en büyük fark, 71 bin 46 kişi ile 19-24 yaş aralığında. Yaş sayısı artıkça, bu fark azalıyor. 55 üzeri yaş aralıklarında kadınların sayısının erkeklerden daha fazla olduğu görülüyor. Genç nüfus olarak tanımlanan 15-24 yaş aralığında ise 753 bin 407 kişi bulunuyor. Suriyeli genç nüfusun toplam Suriyeli sayısındaki oranı da %20,4 olarak paylaşılıyor.
-KAMPLAR-
23 Temmuz 2021 tarihi itibariyle, geçici barınma merkezlerinde kalan Suriyelilerin sayısı 54 bin 737 kişi olarak açıklandı. Bu sayı, geçen ay (23 Haziran 2021) 55 bin 972 kişi, 2021’in başında 58 bin 752, 2020’nin başında 63 bin 247 kişi, 2019’un başında 143 bin 558 kişi, 2018’in başında ise 228 bin 251 kişiydi. Suriyelilerin yalnızca %1,5’u kamplarda yaşıyor. Bu kamplara ev sahipliği yapan illerden biri de Hatay.
-ŞEHİRLER-
23 Temmuz 2021 tarihi itibariyle şehirlerde yaşayan Suriyeli sayısı ise 3 milyon 636 bin 159 kişi olarak açıklandı. Şehirlerde yaşayan Suriyeli sayısı, geçen aya göre 7 bin 719 kişi arttı. Suriyelilerin %98,5’u şehirlerde yaşıyor. Suriyelilerin hangi şehirde yaşayacağına Göç İdaresi karar veriyor. Hatay ve İstanbul başta olmak üzere, bazı büyük şehirler Suriyeli alımına kapalı tutuluyor.
-İLLERE GÖRE!-
Göç İdaresi’nin 23 Temmuz 2021 tarihli verilerine göre, en çok Suriyelinin yaşadığı 30 şehir ve bu şehirlerdeki Suriyeli sayısı ise şöyle sıralanıyor:
İstanbul 528.285 bin, Gaziantep 453.597 bin, Hatay 435.891 bin, Şanlıurfa 424.072 bin, Adana 253.988 bin, Mersin 231.487 bin, Bursa 180.564 bin, İzmir 148.785 bin, Konya 120.659 bin, Kilis 105.193 bin, Ankara 101.844 bin, Kahramanmaraş 94.232 bin, Mardin 89.733 bin, Kayseri 80.554 bin, Kocaeli 55.725 bin, Osmaniye 46.345 bin, Malatya 31.179 bin, Diyarbakır 23.918 bin, Adıyaman 22.472 bin, Batman 15.665 bin, Sakarya 15.663 bin, Şırnak 14.981 bin, Manisa 13.880 bin, Denizli 13.395 bin, Elazığ 12.613 bin, Tekirdağ 12.515 bin, Nevşehir 12.223 bin, Afyonkarahisar 11.775 bin, Muğla 11.391 bin, Burdur 8.317 bin.
-SON SÖZ!-
Güvenlik nedeniyle ismini vermek istemeyen genç bir Suriyelinin söyledikleri, tüm bu tartışmaların hemen kıyısında yer alan Antakya özelinde yaşananları özetlerken, sorunların başka illerde de aynı yönde ilerlediğine işaret ediyor.
“Dönmemizi istiyorlar! Güvenli bölge denilen yerlerin dışında bir adres ise gösterilmiyor bizlere. Çünkü yok! Suriye’de, kendi evlerimize dönemiyorsak eğer, tekrar sıfırdan başlayacağımız bir başka macera istemiyoruz. Bazıları İdlib’i işaret ediyor. İdlib’i yöneten, işgal eden terör bile Hatay üzerinden kaçma telaşında. Orada yaşamaya çalışanların, onca silahın gölgesinde nasıl nefes alıp verdiğini bilmiyor hiç kimse! Yardımlarla karınlar doyuyor. Eğitim, sağlık şartları çok kötü. Orada herkes, elinde, pimi çekilmiş birer bomba taşıyor adeta. O bombalar bir gün patlayacak ve herkes asıl bundan korkuyor. O yüzden, gerçek evlerimize dönebileceğimiz o güne kadar, çocuklarımı bir başka maceraya atmayacağım. Bir kardeşim, çöpten atık topluyor. Diğeri inşaatlarda. Babam hasta. Annem ise geldiğimiz o ilk günden beri doğru dürüst dışarı bile çıkmıyor. Ben, evlere temizliğe gidiyorum. Bir Türk komşumuz bana ev buluyor, sağ olsun. Hayat zor, hem de çok zor. İstenmediğimizi bilmekse, en büyük zorluk!”
-Tamer Yazar-

Etiketler: / / / / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ