Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,77 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,45 / Satış: 6,47

Dedi Kodu, Kondu Dedi

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 17.12.2018
  • 542 kez okundu

Duydunuz mu? Ahmet’in Mehmet’le arası açılmış. Dün akşam filancada tartışmışlar. Birbirlerine demediklerini bırakmamışlar.

Yapma yahu. Bunlar 30 yıllık kanka değiller miydi? Ama son zamanlarda ben de kuşkulanıyordum, geçen hafta Ahmet’in en güvendiği adamı yanıma gelmişti. Hoşbeş ederken bana aslında Ahmet’in Mehmet’le bozulduğu bir hadiseyi anlatmıştı, ben o an anlamıştım zaten aralarının bozulacağını.

Buna benzer cümleler sizlere hiç tanıdık gelmiyor mu? Eminim bu tür cümleler hayatın konserinde sizin de kulağınıza yabancı gelmiyordur.

İnsanların moralini bozan bozuk bestedir dedikodu. Hayatın doğal ritmini bozan kahredici güftedir dedikodu. Hayatı mahveden rezil senfonidir dedikodu.

Aileleri paramparça eden, kavgalara, husumetlere sebebiyet veren dedikodular maalesef hep vardır.

Hobisi dedikodu yapmak olan kaç kişiyle tanıştınız veya karşılaştınız? Dedikodu bilinen en eski ağız sporudur.(!)Dedikoducular Sigara müptelaları gibidir. Bir başlayınca bir daha terk etmeleri çok zordur. Ağızları sürekli şeytanımsı sözlerle açılıp kapanır. Şeytan dahi yorulup mola verecek duruma gelir, amma ve lakin dedikodu müptelaları sporcu olduklarından ağızları yorulmaz, dilleri durmaz, nefesleri azalmaz.

Sürekli egzersiz yaparlar. Formda kalmak için kapı kapı dolaşır, kat kat çıkarlar. Yolların uzunluğu, zamanın uygunsuzluğu onlar için engel değildir. Her şart ve koşulda zarar verecek derecede kondisyonları vardır.

Bir özdeyiş şöyle der: ’Silahları şeytan dolduruyorsa, cephaneler ağızda saklıdır’’. Yani silahların mahvedici güçleri kadar, dedikoducuların kahredici güçlerini dikkate almak gerekir.

Dedikodu sadece söyleyen için değil aynı zamanda gönüllü dinleyen için de bir nevi spordur. Çünkü malum bu spor tek kişilik bir dal değil. Söyleyen, söyleten, dinleyen ve yedi aleme yayan bayrak koşusuna benzeyen bir disiplini var. Yani sadece söylenen dar bir alanda kalmıyor, rekorlar egale edilerek geniş alanlara ve kitlelere ulaştırıyor.(!)

Hatta ben bazen diyorum ki ,kilometrelerce maraton müsabakalarını, yüzlerce metrelik bayrak yarışlarını atletlere değil, bu dedikodu sporcuları koştursak inanın rekor üstüne rekor kırar, ortalıkta kimseye madalya-kupa falan bırakmazlar.(!). Benden söylemesi. Spordan sorumlu yetkililere duyurulur.(!)

Bir de bu arkadaşlar her şeyi bilirler. Maşallah, sosyal bilgiler, medeni bilgileri, tıbbi bilgileri müthiştir. On parmaklarında on marifetleri var. Bir davette ne giydiğinizden, ne yediğinizden, sandalyede nasıl oturduğunuza varana kadar, bilim insanı gibi deney yapar, durmadan takip ederler. Kim kimle ele ele tutuşmuş çıkıyor, ne zaman çıkıyor nereye gidiyor ne zaman geliyor, neler konuşuyor hepsini sosyal bilimci gibi merakla inceler. Kim kilo almış, kim kilo vermiş, kaç beden giymiş, nereden giymiş yapıştırmalara pardon, yakıştırmalara bayılırlar.

Giydiğinin sağlığına ve yaşına uygun olup olmadığının kararını verirken tıp doktoru gibi otorite oluyorlar. Bir diplomaları eksik, onu da duvara asınca, arkası muhakkak profesörlüktür.(!)

Mizah düzleminde yazmaya çalıştığım dedikodu üzerine parmaklarım tuşlara giderken, mahallenin kıdemli dedikodu üreticisi Teyzenin arkamdan bana baktığını gördüm. Dönüp onunla göz göze gelince bana;’’ Oğlum ne yazıyorsun’’?

Sormasın mı? Dedikodu üzerine yazı yazıyorum Teyzeciğim dedim.

‘’Bre oğlum sen ne vakittir benden habersiz dedikodu üzerine yazarsın, ben burada yıllarımı bu sanata vermişim, sanatçıya danışılmadan sanat nasıl yazılır! Diye çıkıştı bana.(!) Ne diyeceğimi bilemedim. Sadece dondum. Dedikoduya, spor, meşgale, huy gibi nitelemeler yapılabileceğini öğrenmiştim bir yerlerden, âmâ sanat olduğunu ilk defa Teyze’den duydum.

Nasıl bir sanat Teyzeciğim, dediğimi hatırlıyorum. Demez olaydım.(!)

Dedi oğlum ben kaç yaşındayım biliyor musun? Bilemem Teyzeciğim dedim.

Zaten senin gibiler bilemez. Ben yaşımdan en az 20 yıl daha genç gösteriyorum. Sebebi ise sanatımı kuyumcu hassasiyetiyle icra ettiğimden kaynaklanıyor. Bol bol dedikodu yapıyorum ve bu sayede gerdanımı güzelleştiriyorum. İşte sanat bu. Sen istediğin kadar oku, yaz çırpın. Senin kitap dolusu bilgileri ben iki kelimeyle duman ederim.

Valla ben dedikoduculardan korkuyorum. Bu Teyzenin bana söylediklerinden sonra Maratonculardan daha hızlı koşarak diyarı terk etmek geliyor içimden.

Sağıma baktım kimse yok, soluma baktım kimse yok. Teyze selamsız geldiği gibi, sessiz gitmiş. Tam oohh çekerken birden telefonumun zili çaldı, ürperdim. Bir baktım arayan dedikodu sanatçısı Teyzem. Açtım buyurun efendim demeden, evladım dün akşam seni şuraya arkadaşlarınla beraber çıkmışsın, demin senin yanındayken neden bana dün akşam kaynattığınız mevzuların içeriğini anlatmadın! Teessüf ederim, el alemden mi dinleyecektim bunları.

Üstelik senin o beyaz gömlekli arkadaşına söyle berberini değiştirsin, saçını iyi kesmemişler. Uzun boylu diğer arkadaşının pantolonunun ütüsü Antakya’nın yolları gibi, çatallı. Galiba eşinin eli ütü yapmayı beceremiyor.

Valla ben saniyesinde pes ettim. Teyzeciğim, sen memleket için büyük bir nimetsin. Senin kıymetini kimse keşfetmemiş. Senin son teknoloji Radar aygıtlarından daha fazla yakalama sistemin var.

Bir tek kuş dahi senden habersiz uçamaz. Devlet seni radar niyetine görevlendirse, Orta doğuda olup bitenleri anında merkeze bildirir, memleketi büyük bir külfetten kurtarırsın.

Ne dersiniz haksız mıyım?

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ