Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,32 / Satış: 8,35
€ EURO → Alış: 9,88 / Satış: 9,92

Demokrasi, Erdem mi Kaldı?

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 12.04.2021
  • 599 kez okundu

Okuduğunuz bazı hikâyeler sizi hayrete düşürür. Marilyn Monroe’nin ayak parmaklarının 6 tane olduğu iddia edilir. Başkan Kennedy’nin Monroe ile malum münasebetinden sonra bu hilkat garibesine hayranlığını anlatırken heyecandan titriyormuş: “Ayak parmakların Amerikan demokrasisine benziyor; tümüyle kurallara aykırı; ama insanlar seninle birlikte olmak için bu hilkat garibesine can atacaklar.” dediği rivayet edilir.

Hilkat garibesi sadece fiziki şekilde bedende oluşmaz. Bazı ruhlarda bu garibetlere rastlanılır. Haz ve menfaat düşkünlüğü ile bilinen insan varlığı, bu garabetlere karşı direnç göstermede zayıflık gösterir.

Siyasi partilerin garabetlerinin uzunluğu buradan köye yol olur.

Parti tüzüklerinde yazdıklarının çoğu uygulama alanına gelmez. Özellikle iktidar partilerinin kuruluş felsefelerindeki makul ve sakin ruh kaybolur, yerini hırçın ve saldırgan ruh alır.

AKP 19 yıllık iktidar sürecinde bugün gelinen noktada bir dirhemlik makul ve sükûnetten bahsetme imkânı tanımıyor. Hırçın ve saldırgan tavrını sık sık uyguluyor.

AKP Genel başkanı Sayın Erdoğan’ın, hemen hemen her konuşmasında saldırgan tonunu duyuyoruz. Söz konusu kendi fikrine uygun olmayan her düşünceyi çok sert söylemlerle mecazi anlamda dövüyor.

İktidar ortağı MHP lideri konforuna aykırı bulduğu ne varsa behemehâl kapısına kilit vurulmasını istiyor.
Erdemli siyasi partilerin demokrasi anlayışlarında hukuka ve kurallara saygılı uygulamalar esas alınır.

Baksanıza; AKP Milletvekili Zeynep Gül Yılmaz’ın “Bağırta bağırta Akdeniz Belediyesini aldık, kanırta kanırta da büyükşehri alacağız” sözleri, genel terbiye melekeleriyle bağının kopardığını nasıl da ispatlıyor.

Demokrasinin erdemine değer verilen bir ülkede bu tutumlar bu söylemlerin yeri var mı?

Kimsenin demokrasiyi zenginleştirmeye yönelik ütopik bir beklentisi kalmadı. Demokrasiyi de alaturka yöntemle kevgire döndürmeyi, işimize geldiği şekilde sündürmeye kalkan yapıdan vazgeçmedik.

Ciddiyet ve hakkaniyet mahallesinde yeller esiyor. Sırtını iktidara veren atanmışlar, seçilmiş muhalefete parmak sallıyor.

Eskilerin deyimi ile demokrasimiz. “efradını câmi, ağyârını mâni” değildir. Günümüz Türkçesiyle demokrasimiz “gerekenleri içermiyor, gerekmeyenleri dışlamıyor.”

Aksine “gerekmeyenleri içeren, gerekenleri dışlayan” nitelikleriyle dikkat çekmekte. Basın ve sosyal medya tezgâhlarında dokunan kanaviçelerde her türlü yanlı, yalan, hileli motiflerden geçilmiyor.

Bilime merak sarmışlar muhtemelen bilirler: Dünyanın en büyük kuşu olan devekuşu en büyük gözlere de sahip. Öyle ki, devekuşlarının gözleri kendi beyinlerinden daha büyüktür.

Birçok konuda ciddiyet gerektiren konularda bilgisel donananıma sahip olmayanlar ve korkanlar için ‘’kafalarını kuma gömüyorlar’’ metaforu kullanılır.

Öyle bir yönetim garabeti oluştu ki; haksızlıklarla, çifte standartlarla, iltimaslarla ve de imtiyazlarla sırtı ve cüzdanı kalınlaşanlar, demokrasinin çiğnenmesini, eşitlik ilkesinin dövülmesini ve kanunların delinmesini kendi gözleriyle görmelerine rağmen kafalarını deve kuşu misali kuma gömüyorlar.

Demokrasilerde tek bilen, tek yorumlayan, tek yargılayan ve tek uygulayan siyasetçi (ler) yarattık. Çok kişi önünü ardını düşünmeden geleceğini tek kişiye bağladı.

Hâlâ iktidar partileri liderinin erdem anlayışları, demokrasiye tek kişinin üslubuyla yaklaşmakta…

Bu üslup demokrasiye yakışır mı?
Teoriye göre hayır… Pratiğe göre evet…

Türkiye bu pratiği denedi. Demokraside hâlâ sorun yaşanması buradan geliyor.

Önünde Adalet yazan partinin demokrasi anlayışını savunanlar, geçen hafta yapılan meclis genel kurulunda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması teklifinin muhalefet oylarıyla reddedilip geçmesine rağmen, geçersiz kılmak için garabet örneği sergilediler.

Bir partinin adının önünde ne olduğunun hiçbir önemi kalmadı. Kişilikte erdem olmayınca ‘’mubah’’ gelir saltanatını hissettirir.

‘’Siyasette her şey mubahtır’’ derken, kavramın mucidi Makyavel bile bu kadar aşılacağını bilemiyordu.

Su katılmamış demokrat olduklarını iddia edenler bile, her hangi bir menfaat penceresi açılınca, hiçbir kural tanımaksızın lider sultasına rıza gösterecek kadar bağlanabiliyorlar.

Siyaset ayağının 5 parmaktan fazla ve/veya dilinin zehirli olması, menfaat heyecanını ve ateşini söndürmüyor.

Bunlara can atanlar apronda bekliyorlar.

[email protected]

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ