Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,85 / Satış: 6,88
€ EURO → Alış: 7,78 / Satış: 7,81

Depremden kalanlar ve cevapsız sorular!

Depremden kalanlar ve cevapsız sorular!
  • 04.02.2020
  • 479 kez okundu

Merkezi, Elazığ ili Sivrice ilçesi olan 6,8 büyüklüğündeki depremin ardından yapılan çalışmalar ‘hasar tespiti’ noktasında ilerlerken, konuya kendi tespitlerini ekleyen Doç. Dr. Necmettin Çalışkan, “Binalarımız hâlâ yıkılıyor. Kentsel dönüşüm yasası bu sorunu ortadan kaldırmak için çıkarıldı, ancak işin sadece rant boyutunun önemsendiği anlaşılıyor” dedi.

Son Elazığ depremi ile beraber, ‘depreme ne kadar hazırız’ ve ‘ölüm bir kader mi’ soruları arasına sıkışan tartışmalar, yerini, bölgedeki hasarlı binaların tespit sürecine bıraktı. Yıkık, acil yıkılacak ağır hasarlı bina sayısının 3 bin 200, bağımsız bölüm sayısının da yaklaşık 10 bin 900’e ulaştığı bölgeye dair tespitlerini paylaşan isim ise, Saadet Partisi GİK üyesi, Hatay siyasetinin önemli isimlerinden Doç. Dr. Necmettin Çalışkan oldu. Konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bir deprem felaketi daha yaşadık. Rabbim, beterinden korusun. Geçmiş depremlere nispeten, ucuz atlattık diyebiliriz. Jeolojik açıdan deprem kuşağı bölgede yaşıyoruz ve deprem, ülkemizin bir gerçeği. Bu konuda alanın uzmanları, ciddi uyarılarını her an yineliyorlar. Ancak açıkça görüldü ki, binalarımız hâlâ yıkılıyor” diyen Çalışkan, “Kentsel dönüşüm yasası, bu sorunu ortadan kaldırmak için çıkarıldı. Ancak işin sadece rant boyutunun önemsendiği anlaşılıyor” eleştirisinde bulundu.
-DEPREM VERGİSİ-
Tespitlerini yaparken, kamuoyuna yansıyan ‘deprem vergisi’ başlığına da işaret eden Çalışkan, “Son yirmi yıla yakın geçen süreçte, ülkedeki her bir taşı ‘depreme dayanıklı mı’ diye kontrol edebilme gücüne sahip olanlar, deprem vergilerini sağlık harcamalarına, yol ve tünellere aktardığını bizzat açıklamıştı” dedi ve açıklamasına da şu ara başlıklarla devam etti:
-DERS ALDIK MI?-
17 Ağustos’ta yaşanan acı deprem tecrübesinden ders almış gibi görünmüyoruz. Şiddetli bir depremde, yine büyük yıkımların olacağı dile getiriliyor.
Üzerlerine vazife (!), birilerinin, eski günlerin görüntüleriyle bugünü kıyaslayarak karşılaştırma yapması, sosyal medyada yaygın. Teknolojinin bu kadar gelişmediği geçmişle kıyaslayacağına, çok daha büyük şiddetli depremlerin meydana geldiği Japonya ile karşılaştırma yapmak, akıllarına gelmiyor.
-SORULAR!-
“Depremden arda kalanlar nedir” diyecek olunursa, her zamanki gibi bu felaket de safların ayrıştırılmasına fırsat (!) olarak kullanıldı. Bunun dışında, tarihi bir miras olarak milletin göz bebeği olması gereken kurum olarak, Kızılay etrafında dönen hikâyeler! Bugün deprem, yarın kayak merkezinden çekilen fotoğraflar (Ekrem İmamoğlu)… Depremi bahane ederek, birtakım insanların linç edilmesi… Deprem vergilerinin ve toplanan paraların nerelere harcandığı gibi sorularla hatırlayacağız, yaşananları.
-GELDİĞİMİZ NOKTA!
Ahlaksız yaşam tarzıyla, yaptığı televizyon programlarıyla neslin bozulmasında büyük etkisi olanlardan birinin, televizyon ekranları üzerinden topladığı paralarla adeta deprem acısını unutturup insanların kalbine yerleştirilmesi hedefleniyor. Yani deprem, bir çeşit piar çalışma alanı olarak kullanılıyor.
Hükümete yakınlığı ile bilinen zatın bu yardım kampanyası sırasında, ilgili bakana hitaben, “Sayın Bakanım, para depremzedelere harcansın” ricasında bulunması ise, geldiğimiz noktayı gayet güzel özetliyor.
-20 YILDIR!-
Hatırlatmakta fayda var. Deprem vergisi, bir yıllığına çıkarılmıştı. 20 yıl oldu, hâlâ toplanıyor. Doğru yere harcansa, kimsenin zoruna gitmeyecek. Elazığ depreminin ardından tekrar gündem olan “Deprem vergileri nereye gitti?” sorusuna hesap vermeye zamanlarının olmaması, insanları tatmin etmiyor.
Basına yansıdığı kadarıyla, deprem bölgesinde, “Sayın Cumhurbaşkanı gelecek” diye depremzede bir ailenin cenazesine el koyup bekletmek ve törene alet etmek, sanırım bize has bir durumdur. Eminim, kendisinin de böyle bir durumdan haberi yoktur, yağcıların işidir.
Göze çarpan bir başka olay da, Ergani Belediyesi’nin yardımlarının siyasi bir adım olarak görülüp reddedilmesi. Kendileri yapınca siyasi değil, başkası yapınca siyasi olarak görmeleri, doğru değil. Bu tür davranışlardan sonra milletten “birlik ve beraberlik” beklemek karşılık bulmuyor, samimi gelmiyor.
-TEDBİR Mİ?-
Evet depremin hafifletici tarafları; ölümün korkulandan az olması, 99 yılındaki deprem gibi büyük bir acı tecrübeyi yaşamış bir toplumun, bu sefer çalışmalarını daha hızlı gerçekleştirmesi ve daha az hasar olması olarak görülebilir. Elbette acı büyük, acı milletin acısı, Allah beterinden saklasın. Tevekkül ile takdir (kader)e iman ve tedbiri elden bırakmamak gerekir.
Sonuç olarak, depremler, sünnetullah’ın bir parçası olarak Allah tarafından yaratılmış yasaların bir sonucudur. Buradan ilahi bir uyarı çıkarmak yanlış değildir. Ancak bu depremleri sadece ahlaki bozulmaya bağlamak da yeterli değildir.
“Daha fazla kazanacağız” diye binaları yaparken kalitesiz ve yetersiz malzeme kullanımı da “ikaz” olarak musibeti getirir. “Şurası kesindir ki, Allah, insanlara zerre kadar zulmetmez. Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar” (Yunus 10/44). -Tamer Yazar-

Etiketler: / / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ