Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 7,29 / Satış: 7,32
€ EURO → Alış: 8,58 / Satış: 8,61

Diyanet İşleri Başkanı ve Ayasofya

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 29.07.2020
  • 816 kez okundu

24 Temmuz günü Ayasofya fiilen ibadete açıldı. Başta Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımı, protokol üyelerinin yanı sıra 350 bin kişinin iştirakıyla Cuma namazının eda edilmesiyle resmen açılmış oldu.

Tekrar hayırlı olsun. Ayasofya’nın açılış süreçleriyle ilgili polemik tartışmalarını bu yazının konusu yapmayacağım. Açılmasıyla ilgili hukuken hiçbir mani yoktur, kendi egemenlik alanımızla ilgili tasarrufumuzu kendimiz belirleriz.

İktidar bugün böyle bir kararı uygun görmüş ve açılmasını sağlamış. Her hadisede olduğu gibi lehte ve aleyhte fikirler ve beklentiler olacaktır. Nitekim bu süreçte de doğal olarak sosyolojik ve siyasal etki-tepki yasasının işlediğini gördük.

İki mevzuda itirazım var. Birincisi; Cuma hutbesini okuyan diyanet işleri başkanının söylem ve tutumuna.. İkincisi ise Allah rızası için yapılan ibadeti, sosyal medyada resimler paylaşarak şov haline dönüştürmesine..

Diyanet işleri Başkanı Ali Erbaş’ın siyasi eğilimini ve tercihini Başkanlığa atandığı günden itibaren söylemleri ve ziyaret ettiği kişilerin nevi şahıslarından bu ülkede yaşayanlar biliyor. Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi Bayramlarında, demeçlerinde hutbelerinde Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını rahmet ve minnetle anmamasıyla, vefasızlık ve münkirlik ile özdeşleşti.

Nitekim Ayasofya’nın açılışında vefasızlık ve inkârın çok ötesinde bir insanlık ayıbı, bir din günahı işleyerek, Ulu Önder Atatürk’e lanet okudu.

Cumhuriyet tarihinde; ülkeyi kurtaran, bağımsızlığını sağlayan üstelik bizzat Atatürk’ün emriyle kurulan Diyanet İşleri Başkanlığının bugünkü Başkanı, Büyük Kahraman Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüze aymazca dil uzatma cüretinde bulundu.

Binlerce kez yazıklar olsun. İnsanlara dinin özünde var olan kadirşinaslığı, şükran duygusunu, minnet hissiyatını öğretmekle mükellef bir kurumun başkanının Türk insanına karşı, siyasi parti mensubu gibi ayrımcı tavır içinde olması kabul edilemez.

İslam barış ve sevgi dinidir. Şiddeti ret eder, sulhu, helalleşmeyi esas kılar. Din adamları barışın elçileri olarak bu konularda katıksız ve eksiksiz duyarlı olmak zorundadır. Kılıç bir silahtır ve bir din adamına hiçbir zaman silah yakışmaz, yakıştırılamaz.

Bir elinde kılıçla hutbe okunması kimilerinin duygularını okşayabilir. 2020 Yılında ilmin bilimin ışık hızıyla dünyaya yayıldığı zaman diliminde, bir kişinin elinde kılıçla minbere çıkıp hutbe vermesi ucube kaçmıyor mu? Akıl, irfan sahibi olan kişilikli biri, böyle bir görüntü vermekten kaçınmaz mı?

Kurtuluş Savaşının Kahramanlarından ve İlk Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi ve üçüncü Diyanet işleri Başkanı Ahmet Hamdi Akseki gibi değerli din âlimlerinin mirası Diyanet İşleri Başkanlığı makamını temsil etmesi tartışılır hale gelmiştir.

Diyanet işleri Başkanı atandığı günden itibaren Cumhuriyet ve Atatürk aleyhtarlarına özgü bağnazlıkla konumlandı. O günden beri hep tartışmaların baş aktörü oldu.

Ali Erbaş’ a gelene kadar, önceki Diyanet İşleri Başkanlarının bu denli gündelik tartışmalara, kahvehane muhabbetlerine konu olduğu, toplumu bu kadar ayrıştırdığı görülmedi.

Oysa o mevki, birleştirici ve saygıdeğer bir makam özelliğine sahipti. Siyasetin bulaşmasına müsaade edildi. Bugün bu koltuk, niteliğini ve liyakatini yitirmiştir.

İkinci itirazım; İbadetin içtenliğiyle ilgili. Samimi müminleri tenzih ederim. Hiç kimsenin ibadetini sorgulama haddini kendimde görmem. Fakat ibadet yerinde birçok açıdan kendi resmini çekip sosyal medyada paylaşmak İslam kaidesiyle örtüşür mü?

İbadet, Allah rızası için yapılır. Bir şahıs kendine ibadet yapıyor görüntüsü vermemeli. Başka bir deyişe ibadet bir reklam aracı değildir. Hele hele siyasi reklam aracı hiç değildir. Eğer kişi başını menfaat icabı secdeye değdiriyorsa, günah işlemiş sayılmaz mı?

Ayasofya ibadete resmen açıldı, tekrar hayırlı olsun.

Yaşanan olaylar bir süre daha tartışma konusu olacağa benziyor. Çünkü yaşanmış olan her şey yeni bir gelecek için sermaye niteliğine dönüşür/dönüştürülür.

Hele bu yaşananlar siyasi etiketler altında cereyan ediyorsa, tartışmalar derinleşir.

Fakat sıradan vatandaşın hiçbir sorununa deva olmaz. Örneğin; Yoksulluk yerinde sayar, Yolsuzluk alabildiğince uzar, Yasaklar azdıkça azar.

Ayasofya’da kılınan namazları Allah kabul etsin.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ