Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,81 / Satış: 6,84
€ EURO → Alış: 7,57 / Satış: 7,60

Diyanetin Fetvası

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 04.05.2020
  • 130 kez okundu

Diyanet işleri başkanının fetvasını duyanlar, hemen, cephe reaksiyonu göstermede tereddüt etmediler.

“Ey insanlar! İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lûtîliği, Eşcinselliği lanetliyor. Nedir bunun hikmeti. Hastalıkları beraberinde getirmesi ve nesli çürütmesidir, bunun hikmeti… Geliniz bu tür kötülüklerden insanları korumak için birlikte mücadele edelim.”

Fetvanın neden olduğu tetiklenme bir cephe tam kadro halinde, Diyanet Başkanını dinimizin bir hükmünü dile getirdiğinin savunuculuğunu üstlendi. Diğer cephe ise; yasalarda yer almayan suç tarifi ile toplumun bir kesiminin hedef haline getirildiğini savundu.

İki tarafta birbirlerine yüklendiler. Tartışmalar bugün hala sürüyor.

Bu tartışmalar ve üsluplar yadırganmalı mı?

Tabi ki yadırganmalı. Kısa sürede keskin kamplaşmaların oluşması maalesef, Türkiye’nin üslubu haline geldi. Taraflar arasında itidal çağrısı yapacak bir kurum, bir kuruluş kalmadı.

Diyanette, dinin özgün tarafsız ruhunu, hiçbir ideoloji ve idari taraftarlıktan bağımsız bilgilendirme sorumluluğu vardır. Hurafelere, yobazlara, her türlü istismarlara karşı toplumu koruma ve aydınlatma görev alanları arasında sayılır.

Peki Diyanet, asli ödevini yerine getirebilecek bir hakkaniyetli irade ortaya koyuyor mu?

Otoritenin fetva sözcülüğünün ötesine çıkamıyor. Devasa bütçesi ,yüksek konforlu yaşam biçimi ve az zahmetli görev tanımları olmasına rağmen adil bir çerçeve çizemiyor.

İsrafın islam dininde haram olduğunu dile getiriyor ama, hem kendisinin hem de kendisini atayanların israflarına gözlerini kapatıyor, kulaklarını tıkıyor.

Başkanlık tutarlılık gerektirir. En önemlisi adil olmayı, hak yolundan sapmamayı gerektirir.

Eğer diyanetin başkanı iseniz birinde kayırıcı, diğerinde kahredici olursanız tutarlılığınız havada kalır.

Laik bir devletin demokratik yönetiminde; birey ile toplum birbirinin tamamlayıcı kavramlarıdır Birey olunmadan toplum olunmaz. Toplumun tüm kesimlerine adil ve hakkaniyetli bir yoldan saparsanız, muteberlikten bahsedemezsiniz.

Devletin kurucu kadrolarına saygı ve vefa göstermek, insanlık icaplarımızın en soylu davranışıdır. Cumhuriyetimizin banisi Atatürk’e çirkin dil uzatan ve ‘’keşke Yunanlılar galip gelseydi ‘’temennisinde bulunan fesli bir meczubu ziyaret etmek , aynı zihinsel kodlara sahiplenme işaretleri verdiği unutulmamalıdır.

İslam’ın her türlü zinayı haram kıldığı malum. Ama aynı zamanda İslam’ın riyakârlık, ikiyüzlülük, kul hakkı yeme gibi sayısız tanımlar da haram dairesine girer.

Dini vakıflar ile kurslarda en büyük günahlar işlenirken sesini çıkarmayan yetkililerin bugün diyanet başkanının söylediklerini savunmaları garip.

Çocuk tecavüzleri, subyan iğfalleri, küçük kız çocukları üzerinden verilen edepsiz fetvaları, içinde Allah korkusu bulunan insan unutmaz.

Diyanetin tecavüzleri, rüşveti, irtikâbı, haram para vurgununu görmemesinin bir hikmeti var mıdır?

İslam terbiyesi, ahlakı önemser, adaleti emreder. Nefis hâkimiyetine vurgu yapar. Her insanın günahı ve sevabı kişinin amel defterine yazılır. Bu zaviyeden bakıldığında sıradan bir insan günah işlerse kefaretini sadece kendi çeker.

Ama ve lakin hak yiyerek, zülüm ederek, adaleti çiğneyerek günah işleyenler yüksek makamların maiyetinde olursa, kefaretlerini kim öder?

Cevabını hemen yazayım; hepimiz öderiz.

Dikkat buyurunuz; kutuplaşmalar yüzünden çatışmalar bir türlü bitmiyor. Sevgi ve saygı kayboldu. Geçim sıkıntısı ve açlık boğazımıza oturdu.. Bunu ayrımcılık, yolsuzluk, rüşvet izledi.

Toplum sıkıntıların basıncıyla, akla hayale gelmeyecek kadar boş sebeplerle birbirlerine dişlerini biledi..

İktidar olma ihtirası, akılları çeldi.

İhtiras aklı çelince insanda ne utanç kalır, ne iman. Ne yazık ki, hidayetin de yolu kapanır.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ