Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,75 / Satış: 5,78
€ EURO → Alış: 6,34 / Satış: 6,36

Düşünüyor musunuz ? BİRAZ YALNIZ KALIN!

Tamer Yazar
Tamer Yazar
  • 08.11.2019
  • 277 kez okundu

Bu da NE, demeyin…
Bir kez deneyin…
Bir kez…

Haklısınız, sevmiyoruz yalnızlığı…

SÜRÜ-ÇOBAN ilişkisinde olmamız da bundan mı ? Yaşadığımız onca şeye rağmen; hiçbir şey sormadan, sorgulamadan her günü bitirmemiz ya da… Yalnız kaldığımızda düşüneceklerimizden korkuyoruz belki de…

O zaman…

Bize dair söylesin, İlber Ortaylı…
Bu defa cevap, ondan gelsin…


Gazeteci Yenal Bilgici sormuş…

“Üzerinde pek düşünmediğimiz bir konu var: DÜŞÜNMENİN kendisi! Siz NASIL düşünürsünüz? Bir yönteminiz var mı?”

İlber Ortaylı’nın cevabı gelmiş…

“Bir yöntemim yok… Elbette ki seyahatte, kafanı boşaltmışken iyi düşünürsün… Bir yerden bir yere giderken, iyi düşünürsün… Yürürken, yemek yerken iyi düşünürsün… Tuvalette bile düşünürsün yahu! Ama iyi düşünmek için yalnız kalmak gerekir! Bu temel şarttır… Yalnız kalmayı bilmek gerekir… Yalnız kalmayı bilmeyen milletlerden fazla bir şey çıkmaz… Mesela, iyi bir düşünür çıkmaz…

Maalesef, biz Türklerin böyle bir kabiliyeti yok! Bu yüzden de bizden iyi düşünür pek çıkmıyor! Aptal olduğumuz için mi? Estağfurullah. Ama şu var; Türk, yalnız kalamaz! Milletimizde böyle bir huy yoktur… Beraber ders çalışır, beraber yazı yazar, beraber gezmeye gider, beraber aylaklık eder… Türkler, sinemaya bile tek gitmez! Yalnız kalmayı bilmez, sevmez! Yalnız olmamanın getirdiği garantiye, yani tehlikeden uzak yaşamanın konforuna güvenir… Ama işte bu garanti de, yaratıcılığı sakatlar, iş çıkarma kabiliyetini azaltır…

Yalnız kalamayan insanın, düşünce ve gözleme kabiliyeti yarım oluyor… Bu yüzden ben, insanlara yalnız kalmayı öğrenmelerini öneriyorum… Yalnız kalmayı bilmek iyidir, önemlidir…”

Apple’ın kurucusu Steve Jobs da şöyle der…


Zamanınız kısıtlı… Bu yüzden, başka insanların gürültüsünün, kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin…

Ben biraz onda duranlardanım galiba…

Bu yüzden…

Her sabah iş koşuşturmacası içinde ilerlerken, kalabalık adımların sahiplerine (yüzlerine) bakıyorum, ki NE düşündüklerini merak ediyorum… NEYİ sorguladıklarını… Başka insanların gürültüsüne karışmadan, KENDİLERİ ile başbaşa kaldıkları o kısacık anı NASIL değerlendirdiklerini… Kalplerinin sesini dinleyip dinlemediklerini…

Sahi, birbirimizin yüzünde ne görüyoruz en çok ?

Avrupa’nın birçok kentinde bulunmuş biri olarak, coğrafyanın, insanları nasıl olup da farklılaştırabileceğine şahit oldum… Yüzlerde DURMA fırsatı bulun, demem de bundan… Çünkü o YALNIZ KALMA işini becerememe halimizin de bir finali gibi her biri… Çünkü yorgunlar… Bitkinler… Kelimesizler… Korkmuşlar… Tedirginler… Düşleri çokça rafta… Hayalleri unutulmuş… Planları ertelenmiş… Günü bitirme telaşında, plansızlar… Onlar adına düşünenlerin peşindeler… Özgür kelimelerden uzak düşmüşler… Aslında çok uzaklara gitme telaşındalar… İçlerindeki çığlığa rağmen, sessizler…

Bardağı taşıran son damladalar…

Ama buna rağmen, taşan damlaları toplama çabasındalar…

Haklısınız…

Yalnızlığımızın yansıması, yüzlerimiz…
Onlar, düşünmekten kaçan hallerimiz…

Vazgeçişlerimiz…

Sahi, mutlu muyuz ?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ