Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,30 / Satış: 8,34
€ EURO → Alış: 9,69 / Satış: 9,73

Efendiliğimiz Nereye Kayboldu?

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 23.09.2020
  • 515 kez okundu

Sezen Aksu’nun ‘’şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler’’ şarkısını dinlemişsinizdir. Yürekleri titreten aşk üzerine yazılmış. Ayrılmanın her iki tarafta acı etkisini dile getirir ve alışmak zorunda olduğunu söyleyerek devam eder.

Hepimizin kaybolmuş yıllarımız vardır. Öznesinde illaki aşk olması gerekmiyor. Kimimizin sporda kaybettiği yılları vardır, kimimizin ticarette..

Kimimiz siyasette yıllarını kaybetti, kimimiz çiftçilikte.

Hayatın her alanında kaybolan yıllarımızın olması kaçınılmaz bir gerçeklik. Bunları aşacak veya telafi edecek güç insanın kendi doğasında mevcut. Çünkü insan, varoluş yasalarında her zorluğun kalıbına uyacak şekilde tasarlanmış.

Aynı insan varlığı, topluca arada yaşama geçişle beraber ahlak, erdem, fazilet gibi değerler keşfetti. Bu değerleri yücelik, asalet kavramları ile yazılı olmayan insani değerler anayasası olarak kabul etti.

Her coğrafyanın daha sık kullandığı kendine özgü geleneksel saygı betimlemeleri vardır.
Bizim ülkede ‘’Efendilik’’ günlük sıkça telaffuz ettiğimiz hitap şekli idi.

İsimlerini bildiklerimiz erkeklere Ahmet efendi şeklinde, isimlerini bilmediklerimiz için Beyefendi diyerek hitap ederdik.

Kadınlara daha zarif olan hanımefendi sıfatını yakıştırırdık. Tanıdık bir kadına, örneğin Emel hanım dediğimizde içimizdeki insani kıvılcım parlar, aldığımız terbiyenin hakkını verdiğimiz hissi doğardı.

Aslında her iki tarafa hitap şekli aldığımız terbiyenin hayatımıza yansımasıdır.

Kökü efendilikten gelir. Çok değil, onlarca sene öncesine kadar insan, efendi olabilmenin gayesini çok iyi idrak ederdi. Efendiliğine leke konmaması için çok ihtimam gösterirdi.

Örneğin futbolda merhum Metin Oktay bir beyefendiydi, Can Bartu, Lefter keza öyleydi. Sahada kıyasıya mücadelelerde bile oynadıkları futbol gibi, efendilikleri göz doldururdu.

Gazeteciler arasında Rahmetli Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Çetin Emeç sadece günlük köşe yazıları değil, bilgelik ve ilkeleriyle efendiliğin de kitabını yazdılar.

Son örneklemeyi eski sinema ve televizyondan vereyim: Rahmetli Hulusi Kentmen efendiliğe çok yakışan isimler arasındaydı; Ediz Hun, Türkan Şoray efendiliğin sembol isimlerinden. Halit Kıvanç unutulmayacak efendiler efendisidir.

Siyasette de efendi sıfatının yakıştığı birkaç isim verdikten sonra bugünlerle gelelim: Rahmetli Bülent Ecevit’in, İsmet Sezgin’in, Yıldırım Aktuna’nın efendilikleri herkese örnek boyuttaydı.

Bu dönemle karşılaştırma yapmaya cesaret edemiyorum. Sanki dünya ters dönmüş gibi. Kaba, şımarık adamlar günlük hayatımızda karşımıza çıkıyor.

Yakın geçmişe kadar hayatımıza hâkim olan efendilik nereye kayboldu?

Toplum geçmişte yukarıda saydıklarımı rol model olarak alırlardı. Çünkü efendiliği besleyen iyi niyet anında hissedilir ve doğan temiz duygular ruhumuzda hissedilirdi.

Bugün efendiliğe sığmayan tavırlar sıradanlık haline dönüştü. Kimsenin kimseye kefil olamayacağımız bir dünyanın basiretsiz fertlerine döndük.

Futbolda kavga, Gazetelerde kavga, Sinemada kavga.. Televizyon ve Siyaseti saymaya lüzum bile yok.

Oysa efendiliği, bizde nesilden nesile intikal etmiş milli ve manevi geleneğimiz sayan, bu örneklerle öğünen vatandaşlardık.

Omuz omuza efendice yaşamak varken mahalle kavgalarına tutuştuk.

‘’Şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler’’ şarkısının sözlerinde aşkı çıkarıp ‘’efendiliği’’ koysanız, sizin de kaybolan yıllarınız olmaz mıydı?

Ben, kaybolan yıllarım var diyorum.

İ[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ