Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Ekonomimizin Çivisi Çıkmış

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 05.10.2020
  • 796 kez okundu

Bir ülkenin vatandaşı hükümetinden ne ister?

En tabii hakkı olarak en başta huzur, istikrar, demokrasi, adalet, eğitim ister.

Peki, hükümet vatandaşından ne talep eder?

Kanunlara riayet etmesini, mükellefiyetinin yerine getirmesini talep eder.

Ülkemizde huzurlu yaşayan vatandaşların sayısı her geçen gün azalıyor. İstikrar adasına yerleşmiş insan sayısı seyrekleşiyor. Demokrasi gemisi alabildiğince su almış, batıyor.

Adalet ise, siyasi adaleleri güçlü olandan yana.

Tüm olumsuzluklar tesadüf eseri tezahür etmez. Ya kasıt neticesiyle ortaya çıkar ya da beceriksizlik sebebiyle sırıtır.

Nedeni ne olursa olsun, bu bedeli vatandaş öder.

Bir de ekonomi yönetimimiz var ki, anlamakta güçlük yaşıyorum. Anlatılanları dinledikçe, yazılanları okudukça kendimden şüphe etmeye başlıyorum.

Reel ekonomimiz kanatlanmışta ben ve benim tanıdıklarım mı kavrayamıyor?

Evlere işyerlerine her ay ha bire kabararak gelen faturalar refahımızı artırıyor da bizler mi hissetmiyoruz?

Vatandaşın ekonomi alanında ödediği bedelin ucu bucağı belli değil. Her gün yeni bir tökezlemenin ceremesini yeni vergilerle ya da yeni zamlarla bizler, yurttaşlar çekiyoruz.

Günden güne fakirleşiyoruz.

Hiç kimse yeni yatırımlardan bahsetmiyor, tüm enerjileri mevcudu korumaya bile yetmiyor. Birkaç istisna haricinde hiç kimse umudumuz var diyemiyor.

İşsizlik almış başını gitmiş. Dövizin freni patlak. Temel gıda cüzdan yakıyor. Enerji, bütçemizi eritiyor.

Yeni hükümet sisteminde ülke yönetimi, vatandaşı feryat eder hale getirdi.

Vatandaş haline ağıt yakarken, ekonomi bakanımız hariçten gazel okumaya devam ediyor.

Süslü sözlerle, makyajlı yüzlerle hiçbir ekonomik sorun çözülmez.

Ekonomiye, ilk olumsuz sinyaller alındığı andan itibaren ehil ekip çalışmalarıyla önlem alınabilirdi.

Ama her derdin dermanı olduğu gibi, demokrasinin kural ve parametrelerinin işletilmesi şartıyla.

Bağımsız kurumların, iyi niyetli, yetenekli ve sağduyulu siyaset adamlarının emekleri ile güven iklimi oluşur.

Ülkemizde güven telkin eden bir kurum kaldı mı sorusu, her memleket sevdalısı gibi benim de içimi yakıyor.

Çiftçinin, emekçinin, esnafın, memurun; kısaca bunca vatandaşların emeklerine yazık değil mi?

Bu ülkenin kendi halinde, namusuyla çalışan, yaşayan vatandaşları ne zaman gün yüzü görecek?

Mevcut yönetim zihniyeti ve tarzı devam ettiği sürece gün yüzü görmek hayalin ötesine geçemez.

Kurumlara bağımsızlığını vermeden, siyasete demokratik ruh kazandırmadan, eşitlik ilkesini her köşeye yerleştirmeden sadece havanda su döveriz.

Ekonomide güvenin önemini vurguladım. Güven, itibarı beraber getirir.

İtibarlı olmanın altın anahtarı demokratik hukuk devleti ilkesidir.

Demokrasi ve hukukun üstünlüğü özünde tüm kurumları kurallara bağlı kılar. Keyfiliğe geçit vermez. Kayırmacılığa tahammül etmez. Akraba, eş-dost torpiline izin vermez. Yandaşlara göz kırpmaz.

Böyle bir ortamda iklim Akdeniz olur, o ılıman iklim herkesi eşitçe kucaklar.

Dolayısıyla çalışan, didinen kimsenin emeği heba olmaz, karşılığında herkes hakkını alır.

Türkiye’nin sarmalın içinde olduğunu belki de saray mahfillerinde, köşk salonlarında, yalı teraslarında yaşayanlar fark edemeyebilirler.

Ama çarşıda, pazarda, tarlada rızkının, ekmeğinin mücadelesini veren tüm vatandaşlar iliklerine kadar hissediyorlar.

Çünkü her geçen gün daha da zayıflayan ve fakirleşen onlar..

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ