Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 7,53 / Satış: 7,56
€ EURO → Alış: 8,92 / Satış: 8,96

Eleştirenlerden misiniz?

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 22.06.2020
  • 549 kez okundu

Eskilerin deyimi ile tenkit (eleştiri), sanattır. Yapılan herhangi bir aksiyonu, üretilen bir fikri, söylenen bir sözü ölçüye vurmaktır.

Cemil Meriç’in çok zengin fikir dünyasının tenkit ile ilgili görüşüne bakalım: ‘’ Tenkit hakkının mutlak olmadığı her ülkede, alkış bir yalandır.’’

‘’Tepkileriniz ancak kendi izan (anlayış, kavrayış) ve irfan(kültür) seviyenizle bir hemcinsinizinkilerle büyük farklar gösteriyorsa kantarın topu kaçmıştır.’’

Eski Cumhurbaşkanlarımızdan rahmetli Süleyman Demirel’in;’’ Sabah gazeteler beni eleştirecek bir şeyler yazmamışlarsa rahatsız olurdum’’ dediğini söyleşilerinde duyardık.

Rahmetli Turgut Özal’da eleştirel yaklaşımlardan dersler çıkarttığını, işleri doğru yapmanın en etkili yolu olduğunu söylerdi.

Eleştiri, demokratik kültürün ürünüdür. Demokrasiyi besleyen siyasi partilerin, içsel ve dışsal, mevcut veya olası hatalarını minimize etmek amacıyla sıkça kullanılır.

İsabet derinliği, tahlil tutarlılığı, mantık kavrayışı ile ahlak temeline yaslanması gerekir.

Son yıllarda eleştiri kültürünün nesli neredeyse kurutuldu. Tek tük gazeteler ve yazarlar haricinde hatalara ve yanlışa dur diyen medya mensubu neredeyse bir elin parmaklarını geçemeyecek sayıya indi.

İktidar bloğu eleştiri ve eleştirenlere karşı sert tepki gösteriyor. Demokratik eleştiri hakkını tekellerine alarak rakip gördüğü kimseye kullandırmak istemiyorlar.

İster medya mensubu olsun isterse toplumun sade bir ferdi, herhangi bir mevzuya eleştirel bakış açısını yansıtmaya kalksın, vay haline.

Sadece klasik siyasi muhataplarından cevap gelse öpüp başa koyulacak bir dönemdeyiz… Trol tabir edilen sosyal medya hesaplarından adeta bombardımana tabi tutuluyor insanlar.

Ölçüsüz, adaletsiz, hatta terbiyesiz kelimeler alabildiğince savruluyor.

Bu kadarı olmaz, olamaz daha demeden, terbiyesiz bel altı vuruşlar, ahlaksızlık mitralyözüyle hedefler vuruluyor.

Eskilerin deyimi ile açık fikir (düşünce) de sanattır. Fikir şiddet içermiyorsa, saygıdeğerdir. Doğruluğu yanlışlığı tartışılır elbette. Tezler; anti tezler, hipotezler yaratır. Demokrasinin rahmi özgürce, fikirler doğurmaya elverişli olduğu ve bunlar saygı çerçevesinde karşılandığı sürece faydalıdır.

Fikirlere ket vurmak toplumu, çağdaş dünyanın mensubiyetinden uzaklaştırır. Fikir özgürlüğüne müdahale, medeniyetin kapsamı dışına atar.

Yeni kuşaklar hatırlamaz, eskiler kalem mücahitliği yapardı. Kendi fikirlerine güvenir, muhatap aldıkları fikirleri çürütmeye uğraşırlardı. Tabii o zamanın dijital imkânları olmadığından doğal metotlarla bilgi ve fikir dağarcıklarını zenginleştirirlerdi. Her bir mütefekkir-yazar aynı zamanda yol göstericiydi. Doğrunun hakkını teslim eden yanlışın ipini çarşıya çıkaran feraset timsaliydiler.

Hem sağ cenahta hem de sol cenahta fikir savunucuları ve eleştiriciler vardı.

Dev çınar Yaşar Kemal’in deyimiyle, o değerli mütefekkirler beyaz atlara binip gittiler..

Onların yerine günümüzde siyah atlar üzerinde troller at koşturur oldu. Fikir tarlasını çoraklaştırdılar. Meyve veren ağaçları kuruttular. Elde ettikleri mahsulü sadece kendi ambarlarına çektiler.

Yine eskilere vurgu yapacağım; eskiler sırtını halka dayardı. Beyefendilik, hanımefendilik sıfatları kendi özgün ağırlıklarında kalırdı.

Bugün kabadayılığa özenti, külhanbeyliğe bezenti moda olmuş. Sırtını iktidara yaslayıp gözüne kestirdiğinin üstüne yürüyünce, kendini kahraman zannediyor.

Adam kalemi veya mikrofonu eline aldı mı “namus, din, iman, vatan, millet” üstüne baba hindi gibi kabara kabara öyle bir döşeniyor ki satırlar-sözler tavus kuşunun kuyruğu gibi açılıyor. İçeriğinde fikir olmayan yazının-sözün içinde böbürlenmeden geçilmiyor.

Ekonomi dibe vurmuş, vatandaş gırtlağa kadar borçlanmış, çifti batmış, perişan olmuş, esnaf kan ağlamış, ne gam.
Unutturmaya yarayacak hamaset dolu nutuk atınca tüm meseleler kapanır, olur biter.(!)

Beni bu yazdıklarımdan dolayı eleştirenler olacaktır. ‘’Hedefe koyduğun medya ve siyaset iradesinin hiç mi olumlu tarafı yok’’? Diye sorabilirsiniz.

Vardır mutlaka.

Ben, abesle iştigal eden ve abesi savunan kişilerin de olacağını öğrendim mesela..

Bir de Cemil Meriç’in işaret ettiği gibi, yalandan alkışlayanların kimlerin olduğunu.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ