Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,85 / Satış: 8,89
€ EURO → Alış: 10,34 / Satış: 10,38

Eşitlik Olmadan Demokrasi mi Olur?

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 28.06.2021
  • 367 kez okundu

İnsan doğar ve ilk yılları, belli belirsiz bir şekilde çocukluk meşgaleleri ve zevkleri arasında geçer.

Zamanla büyür, buluğa erer ve hayatının farklı yapılarının kapıları kendisine açılır. İnsanlarla temaslara girer sosyal, siyasal, ekonomik vs. gibi bağları tetkik edecek olgunluğa erişir.

Genel hatları itibariyle insanın yaşamının süreci dışarıya bu şekilde yansır. Özne olarak insanın ilk başta anne ve babasının iyi ve kötü taraflarının tohumlarını kendisinde görmek mümkünmüş gibi gelir.

Gerilere dönülüp, daha annesinin kolları arasında iken çocuk tetkik edilse, henüz aydınlanmamış zekâ kıvılcımlarının belirtileri görülse, uyuyan düşüncesini harekete geçiren ilk sözler dinlense ve nihayet ilk defa sarf etmeğe mecbur kalacağı çabalar seyredilse ancak o zaman hayatına hakim olacak ihtirasların, alışkanlıkların ve ön-hükümlerin nerden geldiği anlaşılabilir.

İnsan beşikte ne ise, daima odur, denir. Milletler de insanlara benzerler. Daima menşelerinin izlerini taşırlar. Doğuşlarına ve gelişimlerine refakat eden şartlar, ondan sonraki gidişlerine de tesir ederler.

Birey olarak insanın geçmişini tetkik ettiğimiz gibi, toplum olarak milletin de geçmişinden bugüne kadara refakat eden unsurlarına kadar uzanmamız mümkün olsaydı, orada, kuvvetli ihtirasların, alışkanlıkların, ön-hükümlerin, nihayet toplum karakteri denen yapının bütün her şeyin ilk sebebini bulmamız mümkün olurdu.

Bugün ülkemizde hüküm süren ve bizleri derinden sarsan örf ve adetlere baktığımızda geçmişin kaba tortularının hortladığını görürüz: Bu hortlaklardan biri ‘’İmtiyaz’’dır.

İmtiyaz, eşitsizlik yaratan belanın anayurdudur. Bir kişiye veya zümreye verilen sınırsız hakların diğer vatandaşlardan esirgenmesi anlamını taşır.

Bu anlayış toplumunun gelişmesini engelleyen lanetli bir yoldur. Bu yola tevessül eden hiçbir ülke, hiçbir toplum kalkınamamış, huzura ermemiştir.

Birilerine atfedilen kuvvet, bizzat atfedenleri de bilmedikleri meçhul bir hedefe doğru sürükleyecek ve kaderleri anlaşılmış olduğunda çoğu zaman iş işten geçmiş olacaktır.

Milletlerin tahlil gücü gelişmedikçe ve geçmişin tecrübelerini incelemek akıllarına yerleşmedikçe hayatın bahşettiği huzur vahasından mahrum kalacağız.

Hakikatten uzaklaştıkça mazinin karanlıkları arasına karışmış cehalet ve gururun yarattığı efsanelerle kendimizi avutmaya devam edeceğiz.

Menşeimizde toplumsal değil, ziyadesiyle kişisel odaklı zihin kodlarımız hakim. ‘’Ben’’ ve ‘’Ben’den’’ olanlara geniş imkânlar, geniş konforlar, sınırsız özgürlükler reva görülürken, olmayanlara her türlü mahrumiyet eza hak görülür.

Milletin en zeki ve en üstün ahlaklı insanları, türlü türlü ahlaksız yöntemlerle devre dışı bırakıldı. Kendini ifade etmekten aciz kişilerin en tepeye çıkmaları sağlanıyorken, çok iyi eğitim almış; dört, beş yabancı dile hakim nice evlatlar sürünmeye terk ediliyor.

Böyle bir tablonun oluşmasını rutin hale getirenlerin ülkemizi doğru yönde ilerlettikleri iddiasına hangi aklı başındaki insan inanır?

Dünya sürekli kendini yeniliyor. Yeniliğin farkında olan milletler gelişti, roller aldılar, başrol oldular. Mutluluk yolunun temsilciliğini, huzur tonunun bayrakçılığını ellerinde tutuyorlar.

Tek adamlık yönetimlerin yarattığı ‘’imtiyazlı’’ zümrelerin ülkelerinden, demokrasinin analık ettiği, eşitlik ilkesini temel prensip edenlerin ülkelerine göç etmek istenmesinin en kısa izahı ‘’insan gibi yaşama arzusu’’dur.

Hem mevcut hem de gelecek kaygısı olmaksızın, her birey gibi sakin huzurla yaşamlarına devam etmek istiyorlar.

Hiç kimsenin vahşi içgüdülerinin buyruğuna maruz kalmadan hukuk düzeni içerisinde gelecek inşa edeceklerine inanıyorlar.

Kimilerine tanınan imtiyazlar yüzünden toplumun sadece heyecan ve rekabetçi duyguları katledilmedi, doğan ve yetişen her insan kendini bayağılığın ve sefaletin ortasında buldu.

Eşitlik ilkesinin katledilmesiyle birlikte anası olan demokrasi de can çekişiyor.

Siz, vatandaşları arasında samimiyetle eşitlik sağlamayan, imtiyazlı zümrelerle mürekkep bir yönetim şekline demokrasi demeye kalkarsanız, en fazla kendinizi kandırırsınız.

Geçmişi iyi tahlil eden insanlar, menşedeki kaba tortular yontulmadan, zihnen ve ahlaken olgunlaşmadan, karanlıklar arasından sinmiş cehalet sökülüp atılmadan demokrasinin yerleşemeyeceğini bilirler.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ