Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Fikri İktidar Neden Tesis Edilemez?

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 26.10.2020
  • 722 kez okundu

Gündem her zaman olduğu gibi baş döndüren hızla değişiyor. Gündemi sarsan bir konu henüz kapanmadan başka bir konu beynimizi meşgul ediyor.

Zamanımızın bir bölümü gündem(ler) üzerine konuşmakla geçiyor. Ne var ki bu konuşmalar neticesinde fayda odaklı dönüşüm yaşanmıyor.

Sanki sadece zaman harcamak için gündem üzerine sörf yapıyor gibiyiz.

Esaslı tartışmaları yapacak birikimli insanların dışlandığı ülkede, dar görüşlülerin sesleri borazan gibi ortalığı sarar.

Uzun süreden bu yana özgür tartışma alanlarımız tıpkı ormanlarımız gibi kundaklanıyor. Entelektüel derinlikli fikirlere, ağaç misali, balta darbesi gibi vuruluyor.

Ortalık dikenli çalılara kalınca, ayrık otları etrafı kaplıyor. İnsanın içini ferahlatan rengârenk fikir çiçekleri solmaya mahkûm bırakılıyor.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 9 Ekim 2020 tarihinde İbn-i Haldun Üniversitesi’ndeki konuşmasında dile getirdiği ana temalarından, “fikri iktidarı tesis edemedik” sözü oldu. Batı taklitçiliğinin akımına kapılmakla ilgili gönderlerde bulundu.

Bu ana temadan yola çıkarak ‘’fikri iktidarını’’ tesis etmenin AKP için, neden ütopya olduğunu anlatmaya çalışacağım. Batı taklitçiliği üzerine de birkaç cümle sarf edeceğim:

Türkiye hem coğrafi hem de kültürel olarak doğu ve batının etkisi altında bulunuyor. Osmanlıdan beri, Tanzimat’tan bu yana kendini batı yönüne konumlandırdı. Cumhuriyetle birlikte yüzünü hep batıya çevirdi.

AKP’nin kuruluş yıllarında batı referanslı değerlere, fikirlere atıf yapması toplum nezdinde kabul gördü ve iktidar kapısını açtı. AKP’nin ilk dönem iktidarlarında batı ile ilişkisi yoğun, fikirlere bakış açısı geniş idi.

Bu tür ilişkiler ve geniş fikirlere bakış açıları, çağdaş dünyanın Türkiye’ye yaklaşımını olumlu yönde etkiledi.

Ekonomiden, sosyal politikalara, hukuktan, inanç özgürlüğüne varan düzenlemeler yapıldı.

Ne hikmetse aynı AKP, zaman içerisinde yüzünü gönlünün olduğu yer olan doğuya yöneltti. Dindar nesilden,
Cumhuriyet karşıtı yazarlardan, İslam ihvanlığından bahsetmeye başladı.

Yıllarca ilim deryasından didinerek, damla damla kendini imbikten süzen değerli hocaları aşağılayan dil kullanıldı.
Dışişlerinde dünyayı çok iyi tanıyan, kuşaktan kuşağa çok önemli bilgiler aşılayan büyükelçiler hallaç pamuğu gibi dağıtıldı.

Bilim üretme merkezlerimiz olan üniversitelerimizin birçok rektörlerine bakınız. Kifayet terazisinin kefesine dahi koyulmayacak olanları en yüksek koltuklarda göreceksiniz.

Sizleri çok uzaklara götürmeden hatırlatmalarda bulunacağım; ‘Okuma oranı artıkça beni afakanlar basıyor, bize cahil insanlar lazım’’ diyen AKP’nin bir Profesörü idi ve bu şahıs daha sonra YÖK üyeliğine atandı.

Tarihi çarpıtan, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı fesli meczubu gönüldaş ve fikirdaş ilan eden AKP’nin kadrolarıydı.

Asri bütün ülkelerde düşünce kuruluşları ve üniversiteler sürekli fikirler üretirler. Hükümetler bu kuruluşlara başvurur, fikirlerinden istifade ederler. Bu kuruluşlarda çalışanlar, ihtiyaç duyulduğu takdirde ölçülü şekilde, ideolojik bağnazlığa saplanmaksızın kamuoyuna açıklamalarda bulunurlar. Hükümetler bu tavsiyeleri gözden geçirir, faydalı buldukları fikirler üzerinde politikalar geliştirirler.

AKP, çağdaş dünyanın uyguladığı yöntemlerin zıddına, tarikatlardan medet uman eğilimiyle yanlış yollara sapıyor. Çapsız, niteliksiz ve cahil tarikat liderlerinin zırvalarına kulak veriyor.

Kendi parti yapılanmasında, kendi medya mecrasında dahi özgürce fikir üreten kimselere rastlanmazken fikri iktidarlığı hangi yüce değerler üzerinde inşa ede bilir?

Kendi varlık sebebi olan batı değerler sistemi olan demokratik sisteme taklitçilik suçlamasında bulunmak tutarlı değil.

Çünkü batının tüm nimetlerinden faydalanmayanlarımız yoktur. Medeni hukukumuz, ticari anlaşmalarımız, çok partili sistemimiz batı kökenlidir.

Altımızdaki arabalar, konuştuğumuz telefonlar, izlediğimiz televizyonların tümü batı patentlidir.

Evet, AKP fikri iktidar tesis edemedi. Fikri iktidarı tesis etmenin yolu büyüklükten geçer. Partinin veya herhangi bir yapının büyüklüğünden bahsetmiyorum.

Büyüklüğe doğru atılan ilk adım fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür aynı zamanda hakkaniyetli, dürüst ve adil olmaktır.

Fikirlere balta sallayanlar ve bunlara ses çıkarmayanlar asla büyük olamazlar.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ