Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Gündem değiştirerek…

Nabi İnal
Nabi İnal
  • 08.10.2019
  • 186 kez okundu

Korkunun ecele faydası yoktur. Bu, yaşamın her alanı için geçerli olan bir kuraldır.

Kişinin çalışma hayatı, sosyal hayatı, sanat hayatı, kültürel hayatı, ekonomik hayatı için kullanılacak olan bu kural, aynı zamanda toplumu yönetenler, idareci konumunda bulunanlar, bulundukları yer itibariyle karar alma , kararları uygulama ve denetleme görevini yerine getirme hakkına sahip olanlar içinde , akıldan çıkartılmaması gereken önemli bir kuraldır.

Hele hele siyaset sahnesinde yer ve görev alanlar için ise ,bu akıldan çıkartılmamak için bir küpe gibi kulaklara takılacak ve uyarıları suretiyle de kendini zaman zaman duyuracak bir kuraldır.

Son zamanlarda özelikle siyaset sahnesindeki gelişmeler, bu kuralın unutulduğunu veya bu kuralla ilgili uyarıların duymazdan gelindiğini göstermektedir.

Nasıl ki; güneş balçıkla sıvanamazsa.

Nasıl ki; gerçekler hiç bir şekilde örtülemezse.

Nasıl ki; insanların , toplumların, devletlerin içinde bulunduğu ekonomik durumu gizlenemezse,

İşte bunun gibi siyaset sahnesindeki gelişmelerde gizlenemez, görmezden gelinerek yok sayılamazsa…

Bir süredir toplumdaki sessiz kalışın sona erdiğini, ülke sorunları ile ilgili olarak eleştirilerin yapılmaya başladığını , bunun sonucu olarakta uyur görünen toplumun önemli kesiminin daha şimdiden uyanmaya başladığını görmekteyiz.

Bu nedenledir ki siyasi partiler içerisinde bunun sonucu olarak gelişen duruma karşı ,gereken değerlendirmeler yapılmakta, düşüsün veya yükselişin nedenleri araştırılmakta ve buna göre de yeni bir yol ve yöntem belirleme arayışı sürdürülmektedir.

İşte bu arayış sırasında ,doğrular görülüp, yanlışlar tespit edilmek suretiyle gereken adımlar atıldığı takdirde, bundan hem o siyasi partinin, hemde toplumun ve dolayısıyla ülkenin yararlı çıkacağından şüphe etmemek gerekir.

Bir gerçek vardır; o da kamuoyunun, toplumun ve seçmenin bugünkü gidişten, bugünkü yönetiliş biçiminden hoşnut olmadığıdır.

Bu hoşnutsuzluğun kökeninde sadece uygulanan iç ve dış siyaset politikası yatmamaktadır. İlk sırada yaşanan ve devam etmekte olan ekonomik sorunlar da vardır.

Yapay kararlarla veya yumuşatılmış, kulağa hoş gelebilecek sözlerle, yada maniple edilmiş istatistik rakamlar ile ekonomik sorunu çözmek ve vatandaşın yaşadığı sıkıntının üstesinden gelmek elbette ki mümkün olamaz.

Nitekim geçtiğimiz günlerde açıklanan enflasyon verileri ,büyüme hızı oranı ile ilgili tahminler ,dövizdeki yatay hareketler ,ekonomik sorunun çözülmesi için yeterli ve inandırıcı olmamıştır.

Ben yaptım oldu anlayışı ile hareket edilemez.

Bir takım hesap hareketlerinin değiştirilmesi suretiyle yapılan tespitler, belki de söyleyeni, söyleteni ve onlara yakın küçük bir gurubu tatmin etmiş olabilir.

Ama vatandaşın artık bu tür sözlere karnı çoktan doymuştur.

Vatandaş cebine giren para ile cebinden çıkan parayı bilmektedir.

Vatandaş pazarda, çarşıda, alışveriş mekânlarında alacağı ürünlerin dünkü ve bugünkü fiyatlarına bakmak suretiyle ekonominin iyiye mi, kötüye mi gittiğine karar vermektedir.

Bir yandan enflasyonun tek haneye indiği yolunda açıklamalar yapılırken, öte yandan bu açıklamaların yazıldığı gazetelerdeki daha mürekkebi kurumadan, söylendiği yayın organlarındaki seslerin yankısı kulaklardan çıkmadan, birbiri peşi sıra yapılan zamlarla inandırıcılık kaybolmakta, vatandaşın ekonominin iyiye gittiği veya iyiye gideceği yolundaki inancı tamamen ortadan kalkmaya başlamaktadır.

İşte böylesi bir ortamda, siyasi partilerin oy oranlarındaki düşüşler ve yükselişler, çeşitli anket firmaları tarafından sık sık açıklanmaktadır.

Oyları düşen siyasi partilerin, bu gerçeğin görmezden gelinmesini sağlayabilmek için gündemi değiştirmek suretiyle dikkatleri başka yöne çekme çabaları da hiçbir etki yaratmayacaktır.

Gündemi değiştirmek isteyenler, yaptıkları ile kalacaklar, ama oluşmakta olan siyasi tabloyu hiçbir zaman lehlerine çeviremeyeceklerdir.

Bu nedenle bir an evvel gerçeklerin görülmesi, içe sindirilmesi ve siyasetin uzun soluklu bir sanat olduğu hususunun kabulü suretiyle, doğru yolda, doğru kararlar alınarak , doğru adımlar atılarak, gelecek dönemlerdeki kuşaklara açık alınla hesap verebilmek için gereken yapılmalıdır.

Bu yapılmaz, gündem değiştirilmeye, yapay tedbirlerle sorunların üstü örtülmeye devam edildikçe, gelecek kuşaklara hesap vermek zorlaşacaktır…

[email protected]

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ