Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Gündem yine onlar… Gündem yine öfkeler…

Tamer Yazar
Tamer Yazar
  • 02.09.2019
  • 302 kez okundu

Geçen gün bir Blog’da okudum, Efruze Esra Alptekin tarafından kaleme alınanları…

Ötekileştirmedeki başarımızı…
Yüzleşemediğimiz iki yüzlülüğümüzü…

Ufak parçalar üzerinden ilerleyelim mi ?

Eldeki noktasında neredeyiz, onu netleştirelim !


*

Şu anki tabloda, öfkeye sebep olan sorunları çözmekten çok uzağız… Suriyeliler giderse; yarın tecavüzlerin, cinayetlerin durmayacağını, işsizlerin iş başı yapamayacağını fark ettirmek zorundayız ! Çünkü bunların doğrudan sebepleri onlar değil ! Doğrudan sebebin KİM olduğunu sormayı “öğrenmeli”, öğretmeliyiz…

*

2016 yılında kıyafet yardımlarını ihtiyacı olan ailelere ulaştırmak için bir mahalleye gittik. Bebeği olan Suriyeli bir ailenin adresi var elimizde. Ailenin babasının adı Atıf’tı sanırım ! Adrese geldik. Yerden yüksekte bir evdi. Tam iki katlıydı, diyemiyorum. Evin aslı üst kısımdı ama, altta da içine girilebilen bir alan vardı. Zorlayınca, kapısı gözüküyordu. Ama asla “2 katlı bir ev, alt katta da bir daire var” demezsiniz.
Kapıda bir adam duruyordu. “Atıf Bey’i arıyoruz.” dedik. Yüzündeki ifadeyi keşke anlatabilsem… “Yok burada öyle biri” dedi. Sokağın altını üstüne getirdik, tekrar aynı evin önüne geldik. Çünkü adres burayı işaret ediyordu. Zaten adam da bu süre zarfında gözünü kırpmadan, rahat bi 7-8 kişinin Atıf Bey’i arayışını izliyordu. Adamın tavrından şüphelenip, bahçeye doğru girmeye çalıştık. Buranın arkasında bir yerde, bir Atıf Bey olmalıydı. O yerden yüksek evin altında, sağ tarafındaki kapıyı bulduk. Orada biri oturuyor olabilir miydi? Adamın alt katı, hatta evinin parçası olan yerde biri otursa, bunu söylemez miydi? Adam, o tarafa gittiğimizi, bulduğumuzu anlayınca, tekrar bizimle diyaloğa girdi…

“Dur, nere gidiyorsunuz?”

“Burada biri yaşıyor mu?”

“Hayır, Suriyeliler var sadece…”

“E, onu arıyoruz…”

“Bey demeyeceksin o zaman, ne beyi!”
(aşağılayıcı cümleler silsilesi…)

Evinin ambarını kiraya verirken rahatsız olmamıştı… Bizim, Suriyeli Bey’e ‘bey’ dememize rahatsız olmuştu… Buna benzer çok örnek gördüm ! Yardım etmene değil, yardım etme tarzına tepki veriyordu… Suriyelilerin var olması değil, var olma biçimleri rahatsızlık veriyordu…
‘Bey’ olmasın, tatil yapmasın, nargile içmesin, uzanmasın, gülmesin… Yoksa ucuza çalıştırırken, barakayı 700-800’e kiraya verirken, ikinci eş olurken kalsın… Afrikalı, Senegalli gibi kalsın ! Bak onlar hiç denize girmiyorlarmış, biz üstün hanımefendileri rahatsız etmek istemiyorlarmış !

Pardon, bu hangi gücün istenci ?
Bu kimin köle ihtiyacı ?

Afrikalı insanlara ait olduğu iddia edilen röportajlarda, ev sahibini kızdırmamaya çalışan, diken üstünde nefes alan misafir Afrikalı imajı, ev sahipleri tarafından takdirle paylaşılıyor… Ama eğer Afrikalı insanlar, yıllardır Türkiye’de yaşayıp, saatçilikten öte bir düzen kurma ve denize girme hakkı bulamadılarsa kendilerinde, bizim de durup “onlara yetecek hoşgörümüz yok muydu” diye düşünmemiz gerekir !

*

Duyguları yöneten birçok şey var ama, iki tane temel tespitimi söylemek istiyorum… Birincisi, dönemin hükümetine olan kızgınlığını, hükümetin değdiği alanlardan çıkarmak… Dönemin hükümetini sevmediği için, Suriyelilerin, hükümetin objesi olduğunu düşünmek ve onları da sevmemek ! İkincisi de, hiçbir surette devlete laf söylemeyip, nesneleştirdiği insana yüklenmek ! Sokakta yürüyen Suriyeli bireye, sanki askerleri o Afrin’e göndermiş gibi bilenmek…

*

Ne dersiniz, tespitler yerinde mi ?

Yok siz de benim gibi, ‘az bile söylemiş’ kısmına mı takılı kaldınız ?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ