Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,79 / Satış: 6,81
€ EURO → Alış: 7,40 / Satış: 7,43

“Hatay’lı olmanın dayanılmaz ağırlığı…!”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 04.12.2019
  • 575 kez okundu

Hatay’ı ve onun kalbi sayılan Antakya’yı anlamak için hem içeriden hem de dışarıdan bir göz atmada fayda var.

Genel olarak Hatay ve özelde Antakya aslında kendi içinde biraz esnaf biraz çiftçi ağırlıklı bir kent. Antakya kent merkezli yoğunluk aslında esnaflık üzerine de olsa son dönemlerde esnafın işinin ekonomik nedenlerle bittiğini düşünürsek yeni bir perspektif oluşturmak gerekir.

Hatay aslında özellikle bölgenin ikinci büyük ovası olan Amik ovası nedeniyle önemli bir tarım kenti. Belen ve Torosların bir kolu olan Samandağı’na kadar uzanan dağ silsilesini sınır kabul ederseniz kenti iki ayrı bölgede ele almak lazım. Biri kentin kuzeyi ki artık tarım ve esnaflık dışında ciddi bir sanayi yoğunlaşması olan İskenderun körfezi ve etrafı; diğeri ise daha güneyde kalan esnaflık ve tarım üzerine yoğunlaşmış sanayiden pek de nasibini almış Güney bölgesi.

Son dönemlerde ciddi göç alıp demografik yapısı epeyi bir bozulan Hatay için artık yeni bir plan ve yeni bir yön çizmek lazım. İlin kuzeyini ikiye bölüp batısını sanayi doğusunu tarım ve narenciye olarak düşünürseniz güneyini de kültür ve doğa üzerine iç ve dış turizme açabilirsiniz.

Topboğazı’ndan Antakya’ya doğru sonrası için yeni bir bakış ve yeni bir anlayış gerekmektedir.

Hatay’ı geri kalmış bir Ortadoğu kenti görünümünden mümkün olduğunca uzaklaştırarak tarihi ve çevre güzelliği temelinde yeniden yapılandırmak mümkün.

Bunun için yapılacak ilk iş kafa yapısını ve mantaliteyi çağdaş ve uygar bir kent tasarımı üzerine yoğunlaştırmak lazım.

Bu öyle baraj açmak tünel kazmakla ilgili bir şey değil.

Ya da yoksulluğu yönetmek ve fakirliği bir siyaset yapma biçimi olarak benimsetmek de değil.

Yerel yönetimiyle, genel yönetimiyle Hatay’ın çağdaş ve uygar bir siyaset yapma biçimine hızla dönmesi gerekir. burada kent dokusu bakımından en büyük görev Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’a düşmektedir.

Çocuk yaşlarımdan beri tanıdığım Savaş aslında kırsal bir kökenden gelse de Antakya’nın kent kültürünü, yaşam biçimini, çağdaşlık düzeyini anlamış ve algılamış biridir.

İyi bir Antakyalıdır; ama yetmez iyi bir Hatay’lı olarak iktidarın dönüp bakmadığı “Çağdaş Kentleşme” projesini öncü ve önder olarak sürdürmek zorundadır.

AKP’nin verdiği geri dönülmez zararlardan bu antik yerleşim merkezini kurtarmak zorundadır.

Eskişehir; Hatay’ın “çevre ve doğa güzelliği, tarihi geçmiş, uygarlık düzeyi, medeniyetlerin buluştuğu nokta” olması açısından onda biri bile değildir. Ama Yılmaz Büyükerşen bozkırda bir rüya kent yaratmıştır.

Hatay’ın zaten kendisi bir rüyadır…Çok da çaba gerekmiyor…

Ne diyelim; “Hadi Lütfü Savaş; Hatay’a sahip çık ve geride unutulmaz bir eser bırak…”

Tarih sizi bıraktığınız eserinizle hatırlasın…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ