Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Halk sağlığı bu…

Halk sağlığı bu…
  • 23.07.2019
  • 374 kez okundu

Ziraat Mühendisleri, ihraç edilip Analiz Raporu sonrası iade edilen gıda maddelerinin iç piyasaya dağıtımının önüne geçilmesini ve bu olayın müsebbibi firmaların açıklanmasını istiyor.

Ziraat Mühendisleri Odası Hatay Şube Başkanı Ahmet Sever, son dönemde, ülkemizden değişik ülkelere gerçekleşen gıda ürünleri ihracatında, analiz raporları sonucu gıda maddelerinde PESTİSİT tespitleri yapıldığını ve bu nedenle yaşanan bir geri iade süreci olduğunu söyleyerek, geri çevrilen ürünlerin iç piyasaya sürülebiliyor olmasını sorguladı, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yaptığı pestisit tespitlerinin kamuoyu ile paylaşılmasını istedi. Ziraat Mühendisleri Odası, kamuoyu ile bu bilgilerin paylaşılmamasının ve şirketlerin isimlerinin açıklanmamasının, halk sağlığına verilen önemi (!) gösteren çarpıcı örneklerden biri olduğunu bildirdi.
Hatay Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Ahmet Sever imzalı açıklama şöyle:
“Güvenilir gıdaya ‘kolay ulaşılır hakkı’ herkese aittir. Gıda, insanın yaşamını sürdürmesinin gerekli bir unsurudur. Yaşadığımız 21.yüzyılda, insanların yeterli, besleyici ve güvenilir gıdaya ulaşımı bir hak olarak kabul edilmektedir. İnsan Hakları Beyannamesi`nde, ülkemiz anayasasında bu yaklaşıma ilişkin çok net ifadeler bulunmaktadır. Bu konudaki sorumluluk, kamu otoritesine verilmiştir. Kamu otoritesi, yani devletler, ülke insanının yeterli gıdaya ulaşmasını sağlamakla ve gıdaların güvenilir olmasını temin etmekle yükümlüdür. Ülkemiz açısından düşünüldüğünde ise, bu konuda yeterli ve gerekli adımların atılamadığı görülmektedir.
Coğrafi konumu, tarımsal üretime uygun toprak yapısı ve iklimsel özellikleriyle çok önemli bir tarımsal potansiyele sahip ülkemizde, bu avantajlar değerlendirilmemekte ve ülkemiz insanı yeterli gıdaya ulaşamama sorunuyla karşı karşıya gelmektedir.
Son bir yıl içinde yaşanan ekonomik krizle beraber, özellikle gıda enflasyonu artmış, döviz fiyatları yükselmiş, işsizlik artmış ve kişi başına düşen milli gelir tekrardan on bin doların altına düşerek, halkımızın alım gücünü önemli ölçüde zayıflatmıştır. Gıda fiyatlarını düşürmek ve tüketiciye daha ucuza gıda teminini sağlamak için uygulanan tanzim satış çadırları ve gıda maddeleri ithalatı ise herhangi bir sorunu çözememiş, halkımızın gıdaya kolayca ve güvenilir olarak ulaşımını sağlayamamıştır.
Ülkemizde gıdaya kolay ulaşılabilme sorunu dışında bir önemli sorun başlığı da gıda güvenirliği konusunda yaşanan üzücü olaylardır. Son dönemde bu konuda yazılı ve görsel medyada yer alan haberlere bakıldığında, göze ilk çarpanlar; Mersin’de kaçak içkiden insanların yaşamlarını yitirmesi, yurt dışına ihraç edilen sebze ve meyvelerde pestisit kalıntısı tespit edilmesi nedeniyle insan sağlığı açısından güvenilir olmadığı kararlarıyla, ülkemize geri gönderilmesidir.
Vergi kaybını önlemek için, etil alkolün içki yapımı için evsel kullanımının önlenmesi amacıyla, içine acılık veren denatonyum benzoat katılması sağlanırken, insanlarımızın can kaybına yol açan metil alkolün içine aynı maddenin katılmaması, pestisit kalıntısı nedeniyle geri çevrilen ürünlerin iç piyasaya sunulabiliyor olması ya da Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yaptığı pestisit tespitlerinin kamuoyu ile paylaşılmaması, bu konuda şirketlerin açıklanmaması, halk sağlığına verilen önemi (!) gösteren çarpıcı örneklerdir.
Yaşanan bütün bu sorunlar, ülkemizde yeterli ve etkili bir gıda denetim hizmetinin yapılamadığını göstermektedir. Gıda üreten veya paketleyen işletmelerde Ziraat, Gıda ve Kimya Mühendisi bulundurma zorunluluğunun çeşitli nedenlerden denetlenmemesi yanında, kamu denetçilerinin yetersiz olması ile yeterli gıda denetim hizmetlerinin verilmemesi, üretici ve tüketicinin bilinçlendirilmesi gibi yapılabilecek zorunlu kamu spotlarının yapılmaması gibi çok kolay tedbirlerle çözülebilecek sorunlar, bunlar yapılmadığı ya da eksik yapıldığı için önemli sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Her yıl artan sağlık harcamaları, maalesef sorunun çözümünün başka yerde arandığını göstermektedir.
Sonuç olarak; kolay, ulaşılabilir ve güvenilir gıda temini temel bir insan hakkıdır ve bunu sağlamak kamu idaresinin en önemli ve ihmal edilemez görevidir. Bu görevin yerine getirilmesi, bilim ve tekniğin önceliklendiği, şeffaf, tarafsız ve yeterli ve etkili gıda denetim hizmetlerinin yapıldığı, her insanımızın kolayca gıdaya ulaşımını sağlayacak planlı ve bağımsız bir tarım ve gıda politikalarının oluşturulmasından geçmektedir.” -Cemil Yıldız-

Etiketler: / / / / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ