Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Hayat, ‘BEN’ değil sadece… Bugün, ‘DİĞERLERİ’ için…

Tamer Yazar
Tamer Yazar
  • 14.10.2020
  • 255 kez okundu

Akademik açıdan mükemmel bir genç, büyük bir şirkette yönetici pozisyonuna başvurmaya gider. İlk görüşme iyi geçmiştir. Üst düzey bir yönetici ile görüşmeye sıra geldiğinde, yönetici, gencin akademik başarılarının, ortaokuldan lisansüstü araştırmaya kadar her bilginin mükemmel olduğunu öz geçmişten görünce sorar.

– “Okulda burs aldınız mı?”
– “Hayır Efendim!”
– “Peki, okul masraflarınızı babanız mı ödedi?”
– “Babam, bir yaşındayken vefat etti. Okul masraflarımı ödeyen annemdi.”
– “Annen nerede çalıştı?”
– “Annem, çamaşırcılık ve ev temizliği yapar efendim.”
– “Anladım. Bana ellerini bir gösterir misin!”

Genç adam şaşkın, düzgün ve kusursuz ellerini yöneticiye uzattı…

– “Annene, daha önce yaptığı işlerde hiç yardım ettin mi?”
– “Hayır… Annem, her zaman daha fazla kitap okumamı ve iyi bir eğitim için çabalamamı istedi. Ayrıca annem benden çok daha hızlı çamaşır yıkayabilir.”

Yönetici “Bir isteğim var” der. “Bugün evine geri döndüğünde, git ve annenin ellerine bak. Sonra da yarın sabah gel beni gör.”

İşe alınma şansının yüksek olduğunu hisseden genç, evine geri döndüğünde, mutlu bir şekilde annesine sarıldı. Kadın, tam olarak ne oldu anlamamıştı, ama kendini mutlu hissetti. Delikanlı, annesinin ellerini avuçlarına aldı. O eller, ne kadar da kırışık, çatlak ve çürük içindeydi. Bazı çürüklere dokunduğunda, kadın elini geri çekiyordu. Çünkü canı yanıyordu. Bunu ilk kez fark ettiği için gencin gözleri doldu ve içi acıyla burkuldu. Annesinin ellerini defalarca koklayarak sevgiyle öptü.

Bu ellerdeki morluklar; onun mezuniyeti, akademik üstünlüğü ve geleceği için ödediği bedellerin karşılığıydı. Sofrayı, o gece kendisi hazırladı. Uzun uzun annesi ile sohbet etti ve yatmasına yardım etti. Ardından evi toparlayıp, kalan çamaşırların tamamını yıkadıktan sonra yorgun bir şekilde yattı. Ertesi sabah, tekrar yöneticinin karşısındaydı.

Yönetici, gencin gözlerindeki hüznü, acıyı hemen fark etmişti.

– “Dün, evinde ne yaptığını ve ne öğrendiğini bana söyleyebilir misin?”

-“Annemi ne kadar ihmal ettiğimi gördüm. Onunla uzun uzun sohbet ettim, sofrayı kurdum, evi temizledim ve kalan tüm kıyafetleri de yıkadım.”

Yönetici, “Şimdi bana lütfen duygularını söyle” deyince de, delikanlı…

– “Takdirin ne demek olduğunu şimdi biliyorum. Annem olmasaydı, bugün başarılı olamazdım. Tek başına bir şeyler başarmanın ne kadar zor olduğunu, birlikten kuvvet doğacağını çok iyi anladım. Aile ilişkisinin önemini, değerini ve takdir edilmesi gerektiğini anladım.”

Yönetici, “İşte bu, benim yöneticim olmak için aradığım şey” dedi.

– “Başkalarının yardımını takdir edebilecek, başkaları ile iş yaparken, onların çektiklerini de anlayabilecek ve hayattaki tek hedefi olarak parayı ortaya koymayacak birini işe almak istiyorum ve siz genç adam… İşi alındınız.”

*

Evet…

Hayatı BEN başlığında yaşayanlar olarak, biraz düşünelim istiyorum… Aslında DÜŞÜNME işini aralıksız yapmamızı istiyorum… Bu konuda bizleri TEMBELLEŞTİREN sisteme inat, hayatı düşünmeden tüketme alışkanlıklarımızı bir kenara bırakalım istiyorum…

Ardından da kayıplarımızı fark edelim istiyorum…

Ha bu arada, hikâyeden kendinize nasıl bir özet çıkarttınız bilmiyorum ama…

Bugünü, Rumi bitirsin…


Ah be Ademoğlu,
“Çilesini çekmeye üşendiğin bir davanın mükâfatına mı talipsin?”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ