Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,81 / Satış: 6,84
€ EURO → Alış: 7,57 / Satış: 7,60

Hayatın Yazısı

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 27.04.2020
  • 211 kez okundu

Haftalardır evimize kapanmışız.

Bir yanımız kaygı sandalında sürüklenirken, diğer yanımız sakin bir deryada düşüncelere kulaç atıyor.

Bir deryadan diğer deryaya dalıyor, hayatın bize sunduğu armağanlar ile bizden kopardıkları değerlerin daha da çok farkına varıp, muhasebesiyle vakit dolduruyoruz.

Ne bitmez bir muhasebat bu.

Hatalarımız ile doğrularımız ayrı, ayrı kefelere koyulsa da, aynı terazide tartılıyor. Kimi zaman hatalarımız ağır basıyor, kimi zaman doğrularımız.

Hayatın maceralarına ne zaman atılmıştık? İlk büyük hatamızı nerede yaptık, ilk mühim doğrumuzu hangi vakit işledik?

Hayata her bireyin kendine özgü akışı ve bakışı var. Her insanın hikayesi farklı. Şartlar ve imkanlar gidişatı belirler. Kimileri atadan deden varlıklıdır. Şartlar hafif, imkanlar geniş olur, geçitler açılır. Kimileri yoksuzluk içinde doğar, şartlar ağır, imkanlar dar, geçitler aman vermez.

Bu günlerde mizan çıkarıyoruz.

Masamıza albümleri seriyoruz. Benim kuşağın bebeklik resimlerine rastlanılmaz ama tek tük siyah beyaz çocukluk resimlerimiz vardır, zamanla sarıya çalan.

Dalıp gidiyoruz maziye. Acaba hatırladığımız ilk bayramımız ne zamandı? Ya okula başladığımız yıl?

Çıraklığa mı önce başlamıştık, okula mı? Yoksa aynı anda ikisine mi? Nicelerimiz günün yarısında okula giderken diğer yarısında bir atölyede çıraklık yapardı.

İlk okul, orta, lise derken bir baktık; askerlik çağı gelmişti erkeklere. Askerliğin şanındandır, anlata anlata bitmez hatıraları. Her talim ayrı heyecanla anlatılır. Her nöbet farklı tatla aktarılır. Her tatbikatın zorluğu paylaşılır.

Hülasa askerlik bitmeyen senfoni gibidir yapanlara..

Tezkereden sonra yevmiye defteri açılır.

İş kurma vakti diyerek kollar sıvanır. Eş dosttan bulup buluşturulur. Denk getirildiği ölçekte iş hayatına giriş yapılır. Her sabah dualarla kepenk açılır, akşam şükürlerle kapanır. Ne geldiyse Allah bin bereket versin denilerek evin yolu tutulur. Gündüzler geceleri kovalarken, bir gün anne; vakit geldi diyerek oğluna evliliğin kerametinin izahına başlar. Söz, nişan, düğün derken, kısmet isabet eder.

Bundan sonra Defter-i Kebir tutulması zorunluluk olur.

Anne babanızın yuvasının ferdi iken, kendiniz bir yuva kurmuş, yeni bir hayatın mücadele zemininde peşrev çekimiyle tanışırsınız. Zamanla kendinizi mücadelenin merkezinde bulursunuz. Her çiftin hayali gibi çocuk(larınız) doğar.
Dünyanız, aleminiz değişir. Mücadelenizin yoğunluğu artar. Sorumluluk çifte katlanmıştır çünkü. Yevmiye defteri kafi gelmez, defter-i kebir kaçınılmaz hal alır.

Kim bilir kaç kazanç, kaç hasar işlendi bu defterlere. Sırada hayatın dökülecek bir envanteri, ardından ise çıkarılacak bilançosu vardır.

Yaşın ilerlemesiyle belirtiler belli olmaya, envanter kendiliğinden tek tek dökülmeye başladı.

Saçlar ağarır, dişler dökülür oldu. Beller tutuldu, kaslar çekildi, omuzlar düştü.

Çocuklar abi yerine amca diye çağırmaya başlayınca; artık hissettim yaşlılar kulübüne üye olduğumu.

Bilanço ne zaman çıkar tam olarak bilinmez ama, hayat hala devam ediyor.

Baktım tekrar masaya serdiğim sararmış resimlere. Tekrar maziye dalıp bugüne baktım. Arkadaşlarım da benim gibi yaş almış. Eş dost sohbetlerinde sağlık ve torun konuşulur olmuş.

Yaşlanmayı kabullenmek istemeyen ruhumuz bizimle çatışma halinde.

Ruhumuzla bedenimiz yine çekiştiriyorlar kollarımızdan. Biri hala gençsin tesellisini verirken diğeri, kendini kandırma, yaşlanmışsın diyerek avucuma vuruyor.

Kuşkusuz hayat yazısının içeriğini bilemeyiz. Hangi yaşta olursak olalım, sağlığın en büyük nimet olduğunu unutmayalım.

Şeklen genç veya yaşlı görünmenin veya gösterilmenin hiçbir kıymeti harbiyesi yok. Asıl olan sağlıklı ve huzurlu bir hayata tutunabilmektir

Hangi yaşta olursak olalım; önümüzde göreceğimiz daha mevsimler var. O mevsimlerin güllerini derecek ve sevdiklerimizle birlikte koklayacak anlarımız olacak. Bülbüllerin şakırdamalarını duyacak nice unutulmaz vakitler yaşanacak.

Bu salgın illeti elbet bir gün bitecek. Acı tatlı alışkın olduğumuz hayatın yollarına kendimizi yeniden vuracağız.
Her gecenin sabahında hayat yeniden başlayacak.

Ve bizler hangi yaşta olursak olalım, hayatla yeni ve yeniden tanışacağız.

Lakin hayatla muhasebatımız henüz bitmedi. Yaşadıklarımızı her gün defterlere geçiriyoruz. Defterleri kapatmaya, bilanço çıkarmaya daha zaman var.

O vakit sağlığınız ve gönlünüz el verdiği kadar doya doya yaşayın hayatı.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ