Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,35 / Satış: 6,38

Hukuk Hepimize Lazım

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 15.04.2019
  • 384 kez okundu

Önce bir başınaydı insan. Bilinçsiz, yalnız ve korumasız..

Sonraları yaşam hakkını güvenceye bağlamak, korkusuz yaşamak istedi. Lakin çok uzun zamanlar güçlülerin, zorbaların altında hoyratça ezildi, horlandı, aşağılandı.

Koruma ve korunma güdüleriyle aile, kabile; derken site-devletler kuruldu. Siteler birleşti, devletlere, imparatorluklara dönüştü. Ne var ki, beşeri haklar güvenceye bağlansın diye yaratılan büyük kurum, yani devlet zamanla özgürlüklerin, hakların baş düşmanı kesildi. Kendi maharetiyle yarattığı güvencelere yabancılaştığı çok örneklerle karşılaşıldı. Yaratımları askıya alma, hukuku yok sayma, adaleti savsaklama gibi olguları tarih hep yazmaktadır.

İnsanlık tarihi, bir bakıma hukuka yabancılaşmayı yaratanlar ve onlardan kurtulma mücadelesinin tarihidir.

İnsanlığın yerelden evrenselliğe uzanan yolda verdiği en kutlu mücadele, hak arama ve hukukun üstünlüğüdür.

İçinde yaşadığımız çağda medenice yaşamın içeriğini hukuk devletinde hukuk belirler. Hukuk, adalet süzgecinden; devlet de hukuk süzgecinden geçtikten sonra oluşan yaratım, işte o hukuk devletidir.

O yaratımdan sonra devletin dokunduğu her şey hukuka dönüşür. Devlet şeffaflaşır, saydamlaşır. Vatandaşlarının hakkını en ince dokusuna kadar korur, kimseye iltimas göstermez. Adaletle, vicdanla kararını verir. Güvenin ve güvencenin teminatı olur.

Hukuk, hiçbir zaman birini yermek veya övmek için kullanılmaz. Hukuk ne güçlüler içindir ne de güçlüler yaratmak içindir. Hukuk, sade ve sıradan insanların haklarını korumak içindir.

Bilge Konfüçyüs’ün haktan uzaklaşmış zorba devleti anlatan meşhur bir hikâyesi vardır:
Bir gün öğrencilerine bir ağacın altında ders verirken, elinden tuttuğu çocuğuyla bir kadın gelir ve Konfüçyüs’ tan akıl danışmak istediğini söyler.

Özetle Konfüçyüs’e ‘’Kocamı kaplan yedi, bir oğlumu da bir aslan parçaladı, ben çaresizi kaldım ne yapayım’’ diye dertlice sorar.
Konfüçyüs bu soru üzerine buralardan başka bir yere gitmesini öğütler.

Kadın,’ söylediğiniz yere gidemem, orada devletin adaleti yoktur, bilakis zorbaca baskısı var’, der.

Konfüçyüs öğrencilere döner ve onlara ; ‘baskı yapan devletlerin kaplandan, aslandan daha tehlikeli olduklarını aslandan, kaplandan sakınma, korunma yolları bulunur, ama baskıcı bir devletten kurtulmak çok zordur’. Diye söyler
İki bin beş yüz yıl önce yaşandığı söylenen bu hikâye, bizlere devletin müşfik olmasının önemini vurguluyor.

Günümüzde, insanlığın düşünsel evriminin ulaştığı son kavşak hukuk devleti erdemidir.

Adalet, hak, nizam, düzen bu kavşakta buluşur ve dağıtılır. Bu kavşak insanlığın ortak eseridir ve evrenseldir.

Korkulardan, kuşkulardan doğan sancılar, bunalımlar ancak bu kavşaklardan dağıtılan hukuk normlarıyla önlenebilir. Gerisi, berisi boş sözdür.

31 Mart seçimlerinin ardından yaşananlar ve özellikler İstanbul üzerinde dayatılmak istenen baskı, hukuk adına özensizliğin amansızca çatıştığı acınası bir hal aldı. Hukuk devletinde bu gibi hassas süreçlerin nasıl tecelli edeceği net bir şekilde metinlerde yer alırken, tüm bu metinlere rağmen bizde hukukun nasıl karar vereceğinin berraklığı hep merak konusu olmaktadır.

Uygarlık mücadelesi verdiğimizi ve hukuk devleti olma iddiası taşıdığımızı bizim kendi kendimize ispat etmemiz gerekir.
Adaleti özünden yalıtarak, hukukun temelini oynatarak ruhsuz dil kullanarak, ahlâk ve aklın uzağında bu iddiayı gerçekleştirmek imkânsızdır.

Olayları peçeleyerek gerçeklerden kurtulmanın sanal cennetinde yaşamak bazılarına kolaylık sağlayabilir.

Ama hukukun evrensel kimliğini taşıyan hiç kimseye yaraşmaz.

Siyasilerin dünyası bilinir. Kendilerinin sevaplarını, rakiplerin ise günahlarını abartırlar. Son seçimlerde olduğu gibi aldatma manevrasına tenezzül edebilirler.

Fakat evrensel kimlikli hukukçu aldanmaz, aldatmaz. Güvencelidir. En doğru şekilde, sorunları kırılmalara uğratmadan ele alır ve yazılı hukuk normlarıyla çözüme kavuşturur.

İhtilaflı her hadisede, her tartışmada en erdemli rehberimiz evrensel hukuk olmalıdır.

Hukuksuz hayat, medeni bir şekilde sürdürülemez.

Güçlü bir hukuk devleti olmaksızın Türkiye’de demokrasinin sağlıklı yapılandırılması, uygarlığın omurgasında yer alması bir düşten öteye gidemez.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ