Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,76 / Satış: 5,79
€ EURO → Alış: 6,35 / Satış: 6,38

İstanbul Depreminin Düşündürdükleri

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 30.09.2019
  • 497 kez okundu

İstanbul’da yaşanan 5,8 şiddetindeki deprem hepimizi korkuttu. Başta İstanbullular olmak üzere hepimize geçmiş olsun.

İnsanoğlu ürküntü ve korku duyguları olan varlıktır. Her hangi bir tehlike söz konusu olunca insanın korku merkezi tetiklenir.

Doğanın her afeti insanı ürkütür, korkutur. Yangın, sel, heyelan vs. gibi her türlü doğal afet karşısında paniğe kapılır, bu panik esnasında ne yaptığının bilincinde olmadan değişik istikametlere kaçışır.

Doğal afetlerin kuşkusuz en geniş etki alanı olan ve en çok zayiata neden olanı depremdir. Deprem, doğal afetler arasında en kısa süreli olmasına rağmen kilometrelerce büyük alanları yıkar, mahveder. Canlar alır, sakat bırakır. Mal kaybettirir. Ocaklar söndürür.

Hiç kuşku yok ki; insan hayatı paha biçilmez değerdedir. Bin bir emekle var ettiği mal varlığı da değerlidir.

Yurdumuzun dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunduğunu biliyoruz. Değişik zamanlarda ülkemizde birçok yıkıcı depremler olduğu gibi, gelecekte de sık sık oluşacak depremlerle büyük can ve mal kaybına uğrayacağımız bir gerçektir.

Çünkü konunun uzmanları tarafından yapılan çalışmalara göre yurdumuzun %92’sinin deprem bölgeleri içerisinde olduğu, nüfusumuzun %95’inin deprem tehlikesi altında yaşadığı belirtilmektedir.

Türkiye deprem haritasına göre en riskli bölgeler arasında İlimiz Hatay geliyor.

Hatay tarihinde kaydedilen deprem oluşumları göz önüne getirildiğinde doğal olarak insan ürkmeden duramıyor.
Lakin şehrimizde nereye kazma vurursanız orada geçmiş zamanda meydana gelen depremlerin tahrip ettiği kalıntılarıyla karşılaşırsınız.

Kayıtlarda ilk depremin M.Ö. 69’da Antakya ve bazı Arap kentlerinde yaşandığını, Kıbrıs’tan Mısır’a kadar etkilendiğini yazar. O zamanın nüfus yapısı göz önüne alındığında 170 bin kaybın dehşet boyutunda olduğu söylenir.

32 yıl sonra M.Ö. 37’de çok sayıda ölü kaydı bulunuyor. M.S. 115’de 260 bin ölüden bahsedilir. M.S 148 ve 334’deki depremler 40 bin kişinin ölümüne yol açmış. Yüz yirmi dört yıl sonra 13 Eylül 458’de 80 bin ölü. 29 Mayıs 526’de 300 bin ölü. 29 Kasım 528’de Antakya, Samandağ ve Lazkiye’de 5 bin ölü. 31 Ekim 588’de 60 bin ölü. 847’de 20 bin ölü. 8 Mart 1053’de 10 bin ölü. 20 Haziran 1170’de 80 bin ölü.

13 Ağustos 1822’de Gaziantep, Antakya, İslahiye ve Halep arasındaki alanın bütünüyle tahrip olup yıkıldığını 30 ile 60 bin insanın öldüğünü tarih kitaplarından okuyoruz. Hatta depreminin şiddetinden denizin kabarıp Tsunaminin olduğunu da.
Tarihte yer alan kayıtlara göre Antakya ve civarında yer yarılmış; insanları, yapıları, üstünde bulunan neler varsa her şeyi yutmuş.

Takvimler 3 Nisan 1872 ‘yi gösterirken Antakya ve Samandağ’ındaki evlerin yüzde 70’i yıkılmış Yaklaşık bin kişi ölmüş.

En son Hatay’da korkutan depremlerden biri 25 Aralık 1996’da merkezi Samandağ olan 5,5 büyüklüğünde, bir diğeri ise 22 Ocak 1997 yılında 5.5, 5,0 ve 4.8 büyüklüklerinde yaşandı.
Korku ve paniğe neden olan depremlerin ardından halk günlerce evlere giremedi.

Hatay’da deprem psikolojisinin sıcaklığı altında günlerce, haftalarca hatta aylarca korunma yöntemleri konuşuldu, tartışıldı. Riskli binalarla ilgili incelemeler, ölçümler; güçlendirmeler ile ilgili bazı girişimler oldu. Her hâlükârda bu hususta emeği geçenlere hakkını teslim etmeliyiz.

Yeni yapılan binalarla ilgili deprem yönetmeliği şartlarına göre yapıldığına şüphe yok.
Ama ilimizde depreme dayanıklı olmayan binaların varlığından da haberdar olmamak gibi bir sorumsuzluğumuz olamaz.

Anadolu’nun en riskli fay hattının en kırılgan coğrafyasında bulunduğumuz gerçeği ile yaşamımızı sürdürüyoruz.
Allah korusun; deprem riskini unuttuğumuz anda karşı karşıya gelebileceğimizi akıllardan çıkartmadan, yetkililerin sorumluluk bilincini yitirmemeleri gerekir.

Ne yazık ki; olası bir orta şiddetli depremde, bazı yapıların tabut potansiyeli taşıdığını görebilmek için uzman olmak gerekmiyor.

Başka bir husus; toplanma alanlarının varlıkları ve adresleri ile ilgili herhangi bir fiziki yapıdan kaç kişinin bilgisi var?

Nerede toplanacağız?
Mesela benim bilgim yok.. Bilgisi olan lütfen paylaşsın.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ