Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,69 / Satış: 6,71
€ EURO → Alış: 7,22 / Satış: 7,25

İtalya’dan bir mektup… Pencereden dışarıya bakanlar…

Tamer Yazar
Tamer Yazar
  • 23.03.2020
  • 228 kez okundu

İngiltere’de yaşayan bir arkadaşım, İtalya’daki bir tanıdığından gelen elektronik postaları arasında ilerlerken, YAŞANANLARI RESİMLEYEN CÜMLELERİ PAYLAŞMAM GEREK diye düşünmüş… Cümleler için konuşurken, “Nicolas Cage ve Ron Perlman’ın oynadığı 2011 tarihli Cadılar Zamanı adlı filmi izler gibiydim” demiş…

O filmi ben de izledim…

VEBA’nın etkisindeki Avrupa’yı anlatan bir film…

Tarih okuyanlar bilir…

1347 – 1351 yılları arasında Avrupa’da büyük yıkıma yol açan salgını… Asya’nın güney batısında başlayarak 1340’lı yılların sonlarında Avrupa’ya ulaşanı…

Bugünkü korku, biraz dünü hatırlatıyor…

Peki, yazılanlar mı ?

Anlatılanlar…

O zaman o ilk e-mail gelsin…


İnsanların çaresizliklerini dinlerken ve izlediklerimin etkisinden kurtulmaya çalışırken, kaçabileceğimiz bir yer olmadığını bilmek daha çok korkutuyor… Herkes evlerine kapandı… Pencereden dışarıya bakanların yorgun ve çaresiz silueti, dışarıdan bakanlarca nasıl görünüyor, merak ediyorum… Sıkıntıdan günlük tutmaya başladım… Biriktiriyorum… Çünkü artık zaman o kadar çok ki… Evlerimizdeyiz… Tüm gün… Bütün gün… Bir aradayız… Sadece akşam yemeklerinde birbirini görebilen bizler, şimdi günün her saatinde dip dibeyiz ve sonu bilinmeyen bir hikâyenin finalini birbirimizin gözlerinde okumaya çalışıyoruz…

Ben mi ?

Okuduklarımı sevmedim…
Çünkü herkes öylesine umutsuz bakıyor ki…

Annem, pencereden dışarıya bakarken, öyle mutsuz ki… Ama o mutsuzluğunu bana göstermeme gayretini izledikçe kahroluyorum… Benim için korkuyor… En çok da büyükannem için… Bazen, bir şeyler mırıldanırken görüyorum onu… Ne olduğunu henüz anlamadım, ama… Hep aynı melodi… Takılı kalmış bir plak gibi…

Evet…

Siz de ben de olan biteni yakından izliyoruz…

İtalya, Çin’de çıkan koronavirüs etkisini İran ile birlikte en fazla hisseden 3. ülke ve ölü sayısı her geçen gün yükseliyor… O yüzden, genç bir kızın kendi ruh halinden kopup gelen kelimelerin karanlığı ürkütmesin… Çünkü o kelime sahipleri, Avrupa’dan Amerika ve Asya’ya, binleri, on binleri ifade ediyor…

Korkulan, 1347 – 1351 yılları arasında yaşananların tekrar etmesi…

O zaman, paylaşılan bir diğer e-posta gelsin ve günü bitirsin…


Kendinizi, hiç bir filmin içindeymiş gibi hissettiğiniz oldu mu? Sanırım, romantik-komedi türünden bir şeyleri tercih ederdim… Ya da bilim kurgu, ama asla korku değil ! Yüzlerce insan ölüyor ve bu konuda hiçbir şey yapamıyoruz… İsimlerini dahi bilmiyoruz… Yüzlerini görmüyoruz… Her biri sadece birer rakammışçasına, hayattan eksiliyor…

Bazen, annemin yerini ben alıyorum… Pencereden dışarıyı izliyorum… Bir şeyler görmek için belki… Birilerini görmek için… Sonra, sehpanın üzerindeki maskelere ilişiyor gözüm… Benim ve diğerlerinin maskeleri… Ardından, annemin, babama mutfakta usulca söylediği bir şey geliyor aklıma…

…Ölümü beklemek !
…Yaptığımız şey bu mu ?

Haklısınız…

Gerçek, korkutucu belki ama… UMUT denen şey de, pencereden dışarıya bakan herkesin, hepimizin ortaklığı… Bu, İtalyanların, balkondan şarkılarla bir araya gelişi gibi… Bizlerin, sağlık emekçilerini, gecenin bir saatinde evlerimizden alkışlarla destekleyişimiz gibi…

Hep beraber bunu da atlatacağımızı çok iyi bildiğimiz gibi…

Sabır…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ