Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 7,53 / Satış: 7,56
€ EURO → Alış: 8,92 / Satış: 8,96

Kadına Şiddetin Sonu Gelmeli

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 27.07.2020
  • 447 kez okundu

İnsanlar arasında cinsiyet ayrımını destekleyen hiçbir ahlaki dolayısıyla insani temel olamaz. Erkeğin kendini üstün gösterme çabası, tamamen akıl boşluğundan ve vicdan yoksunluğundan gelir. Aklı yetmeyen, vicdanı kör bireyin ruhu egoistliğe bürünür.

Zalimliği artar, vahşiliği açığa çıkar.

Sürekli yediği haltlara kılıf giydirmeye çalışır.

Eskiden ‘’Dayak cennetten çıkmıştır’’ .’’Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik bırakmayacaksın’’. ’’Saçı
uzun aklı kısa’’. .gibi aşağılayıcı sözler söylenirdi. Bunları duyarken utanırdık.

Bugün vitesi büyüten bazı avaneler çıktı. Edepsizliklerine daha da aşağılayıcı sözler ürettiler: ‘’Kadın tek başına dışarı çıkmışsa, aranıyordur’’.’’ Başörtüsüz kadın perdesiz eve benzer ya kiralıktır ya satılık’’. ’’İffetli kadın edebiyle susar kahkaha atmaz’’.. daha neler, neler.

İnsanı dehşete düşüren şiddet en vahşi yüzünü gözler önüne sermekten kurtulmuyor. Kadınlara yönelik vahşilik cinayetlerle devam ediyor. Bir türlü önlenmeyen ve kadını hedef alan saldırılar son bulmuyor.

Kadına farklı düşünce ve gözle bakan erkek güruhu, vesayet kurmayı kendinde hak görüyor.
Bu vesayet klasik manada bir vesayet değil. Daha katı, daha barbar bir vesayet altında kadını modern bir köleliğe zorluyor.

Utanmaz adam uyguladığı şiddeti meşrulaştırmanın bahanesini bulur: ‘’Kadın sözümü dinlemedi’’ der. Sanki erkeğin sözü biat edilecek ilahi bir ayet, kadın ise bu sözlere koşulsuz anında riayet edecek bir esir..

Ülkemizde boydan boya kadın cinayetleri ve kadına şiddet haberlerinden geçilmiyor.

Özgecanlar, Pınarlar, Fatimalar, Sevgiler, Mehtaplar, Zeynepler ve daha niceleri.
Zulmün acısı dört bir yanda hep aynıdır. Zalimin özü vicdansızlık, kabuğu ise ahlaksızla kaplıdır.

Kimliği resmen bilinse de özünde kişiliksizdir.

Zulmü uygulayanın müzisyen, sinemacı, siyasetçi, işveren veya sıradan bir vatandaş olması fark etmez. Alayının ruhu gaddarlıkla sıvanmış.

Töreleri, gelenekleri, İslam aile yaşamını öne süren aklı evveller kadının hakkını koruyan ve savunan İstanbul sözleşmesinin feshini istiyorlar.

Neden?

Çünkü feminen özgürleşecek ve maskülen yapıyı çatırdacak. Bu bağlamda erkekler, tabir yerindeyse emir altında tuttukları esir kadınlara istedikleri gibi diş geçirmekte zorlanacaklar.

Dünyada kadına şiddetin kökeni yeni değil. Çok eski çağların kültürlerine dayanan bir eylem. Gelişmiş ülkeler bu sorunu hukuk güvencesi ve eğitim metotlarıyla çözdü.

Ya bizler ?

Türkiye gibi ‘mazi’nin mirası iliklerine işlemiş bir toplumda ‘şiddet’ tasfiye edilebilir mi?

Eski adıyla ‘mazi’ yeni adıyla “geçmiş” günümüze dişlerini geçirmiş, bırakmıyor.

Kadınlar üzerinden ahkam kesen şarlatan fetvacıların boyunlarında çok vebal var. Bu şarlatanlara itibar edenlerin de, medya da yer verenlerinde vebalları boyunlarına.

Dünyada şiddetle eğitilmiş toplum örnekleri yoktur. Şiddetle baskılanmış toplumlar vardır. Şiddetin olduğu yerde adaletin varlığı kuşkuludur. Bir başka deyimle; adaletin olmadığı yerde şiddet azar. Güçlü olan zayıfı ezer.

İstanbul sözleşmesi; medeni yaşamın parlak bir nişanesidir. Eşit ve adil bir yaşamın güvencesidir.
Şiddeti tasfiye edecek hukuk haritasıdır.

Yaşayışımızdan bir an önce her türlü şiddeti tasfiye etmeliyiz; çünkü şiddet yalnız bugünkü hayatımızın utancı değil, geleceğimizi tehdit eden zulüm yatırımı..

Türkiye bugün maalesef şiddet salgınına tutulmuş gitgide ağırlaşan hasta gibi…

Bu hastalıktan bir gün önce kurtulmalıyız.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ