Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,75 / Satış: 5,78
€ EURO → Alış: 6,34 / Satış: 6,36

Kadına Şiddette Durak: İstanbul Sözleşmesi

Kadına Şiddette Durak: İstanbul Sözleşmesi
  • 28.08.2019
  • 1.711 kez okundu

İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayan ve onaylayan ilk ülke Türkiye olsa da, Sözleşme’nin uygulama safhasına geçirilmesinde hala ciddi sıkıntılar var. Emine Bulut cinayeti ile bir kez daha çerçevelenen ‘kadına şiddeti’ protesto için sokağa çıkan kadınların Antakya adresinde duran Av. Hatice Can, Türkiye’nin, bu noktada biriken taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.

Eski eşi tarafından kamuya açık bir alanda, kızının gözleri önünde bıçaklanarak öldürülen Emine Bulut cinayeti ardından pek çok kentte sokağa dökülen kadınlar, hep bir ağızdan İstanbul Sözleşmesi’ni gündeme soktular, sözleşmesinin uygulanması çağrısı yaptılar. 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesine dayanıyor.
Peki, Sözleşme hükümleri, mağdurları nasıl koruyor, hangi suçları cezalandırıyor, biliyor muyuz?
-İÇERİĞİ-
Şiddet eylemlerine maruz kalmış mağdurlara, kısa ve uzun dönemli uzman destek hizmetleri sağlanması, sözleşmede zorunlu kılınıyor. Başta kadın ve çocuklar olmak üzere, şiddet mağdurlarına barınaklar sağlanması da sözleşmenin gereklerinden biri.
Sözleşme, taraflardan, şiddet olaylarıyla ilgili, gizlilik ilkesi kapsamında ve ülke çapında 7 gün 24 saat faaliyet gösteren ücretsiz telefon hatları oluşturmalarını istiyor. Cinsel şiddet mağdurlarına, hem tıbbı hem de psikolojik destek sağlanması öngörülüyor. Şiddet olayına tanıklık eden çocuklara da psikososyal danışmanlık hizmeti sağlanması sözleşmede yer alan yükümlülükler arasında.
Sözleşme ayrıca, mağdurların, şiddet uygulayanlara karşı hukuki yollara başvurmasının ve tazminat almasının da önünü açıyor. Sözleşme, taraflara, “zorla gerçekleştirilen evliliklerin geçersiz ve hükümsüz kılınabilmesini veya sona erdirilmesini temin edecek yasal veya diğer tedbirleri” alma zorunluluğu getiriyor. Sözleşmede, psikolojik şiddet ve taciz amaçlı takibin de cezalandırılması isteniyor.
Bir kişiyle, rızası olmaksızın, vücut parçası veya cisimle cinsel ilişkiye girme yanı sıra bir kişinin rızası olmadan üçüncü bir insanla cinsel nitelikli eylemlere girmesine neden olmak da cinsel şiddet kapsamına alınıyor. Eski veya mevcut eşler veya birlikte yaşayanlar arasında bu tür eylemler de cinsel şiddet kapsamında değerlendiriliyor.
Sözleşmede, taraflar, bir kişinin ya da çocuğun evliliğe zorlanmasının cezalandırılmasını da temin etmekle görevlendiriliyor. Sözleşme ile zorla gerçekleştirilen kadın sünnetleri de yasaklanıyor, kadınların zoraki kürtaja ve kısırlaştırılmaya karşı da korunması isteniyor. Sözleşme ile beraber, cinsel mahiyette fiziksel davranışlar yanı sıra sözlü veya sözlü olmayan davranışlar da “cinsel taciz” kapsamına alınıyor ve cezalandırılmaları isteniyor.
Sözleşmede, yukarıda belirtilen suçların işlenmesine yardımcı olmanın da yasalarla suç kapsamına alınması isteniyor.
Sözleşme ile kolluk kuvvetlerinin her türlü şiddet eylemine karşı mağdurlara yeterli korumayı derhal sağlamaları ve müdahalede bulunmak için yasal ve diğer tedbirleri almaları zorunlu kılınıyor. “Taraflar, bu sözleşme kapsamındaki şiddet mağdurlarının, uygun engelleme veya koruma emirlerinden yararlanmasını temin edecek gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır” deniyor. Ani tehlike durumlarında, yetkililere, aile içi şiddet faillerinin, mağdurun veya risk altındaki kişinin ikametgahını yeterli bir süre için terk etme emri verme ve bu kişilerle temas etmesini yasaklama yetkisi veriliyor.
Sözleşme, mağdurlara, haklarının ve menfaatlerinin anlatılması için destek hizmetleri sağlanmasını da öngörüyor, hukuki yardım ve ücretsiz adli yardım sağlanmasının da önünü açıyor. Taraflardan, sözleşmede tanımlanan gerekçelerden biri veya bir kaçı nedeniyle zulüm görme tehlikesi söz konusuysa, başvuru sahiplerine mülteci statüsünün tanınması isteniyor.
Sözleşmede, “Taraflar statüsü ve ikamet durumuna bakılmaksızın, korumaya muhtaç, kadına yönelik şiddet mağdurlarının hayatlarının risk altında olabileceği veya işkenceye veya insanlık dışı muameleye veya cezalandırılmaya maruz kalabilecekleri hiçbir ülkeye hiçbir durum altında iade edilmeyeceklerini güvence altına almak üzere gerekli yasal veya diğer önlemleri alacaklardır” deniyor.
-BAKIŞ SORUNU!
Sokakta fikirlerini aldığımız kadınların Antakya özelinde söyledikleri ise dikkat çekici…
G.K. >> Bakın size tek bir cümle okuyacağım… ‘Türkiye’nin genel politikalarında kadın erkek eşitliğinin esas alınmaması ve bunun, ‘kadınlara karşı şiddet’ üzerindeki potansiyel etkilerinin kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutulmaması…’ Sorun biraz da bu! Aileyi koruma kaygısı ile kadın ikinci planda. Bizler hala, Antakya’da neden sığınma evi yok, diye soruyoruz! Ama kimse üzerine bile alınmıyor! Yapması gerekenler susuyor. Bu, sadece talep edilenlerden bir tanesi… Anlayacağınız, bu ülke kadınlarının talebi çok birikti, ama çözüm adresinde ne ses var ne de seda!
H.J. >> Emine Bulut için geçen gün yürüyenleri izledim. Birkaç kişi ve bir açıklama! Aslında orada o birkaç kişi yerine yüzlerce, binlerce kadın olmalıydı. Ama öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, korkuyoruz. Sadece hakkını talep ettiği için gözaltına alınma korkusu bile birçok kadını o sırada izleyici konumuna tutsak ediyor. Bu duygu, utanç verici. Ülke adına, bizler adına, insanlık adına! Sonra da ‘niye bir şey değişmiyor’ diyoruz!
Y.U >> Ülkemizde yaşayan her 10 kadından 4’ü, kendini güvende hissetmediğini ifade etmiş, biliyor musunuz! Kendini ‘güvende hissetmemek’ ne demek? Bunu söyleyenlerin nasıl bire ruh halinde olduğunu düşünün. Çocuklarını nasıl sağlıklı yetiştirebileceklerini de… Hayata neler katabileceklerini de… Kadınlar, yalnız oldukları kaygısından kurtulamadıkça, hiçbir şey değişmeyecek gibi! Erkek egemen, ki zaten hayatından memnun! Ama asıl komik olanı ne mi? Meclis’e gönderdiğimiz kadınlar, Meclis’e daha çok kadın girsin diye ‘kota artırımı peşinde’! Bu talep, açık açık, kendini 2. sınıf vatandaş ilan etmek demek, farkında bile değil ama! Komik! Yok, trajik!
-GERİ DÖNÜLEMEZ-
Konuya ilişkin görüşlerini aldığımız Hatay Barosu Avukatlarından Hatice Can, Türkiye’nin, İstanbul Sözleşmesi ile beraber üstlendiği taahhütlerini yerine getirmesi ve bu anlamdaki mekanizmaları hayata geçirmesi gerektiğini söylerken, “Atılan adımdan geriye dönüş düşünülemez” dedi, bu konuda “İmza geri çekilsin” diyen ciddi bir muhalefetin olduğunun da altını çizdi. -Tamer Yazar-

Etiketler: / / / / / / / / / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ