Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,84 / Satış: 6,87
€ EURO → Alış: 7,67 / Satış: 7,70

Kadının Adı Nerede Var?

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 29.06.2020
  • 294 kez okundu

Türkiye’de siyaset düzeyinin içeriği zayıftır. Bir konu üzerinde doyurucu konuşmanın yerine laf sokma ve laf yetiştirme eylemleri sık sık yaşanır.

Geçen hafta mecliste, yine isabet ve tutar yanı olmayan bir atışma daha yaşandı. AKP’nin kadın grup başkanvekili Özlem Zengin’inin, kadının adının AKP ile geldiği belirtilen, daha önce kadının adının olamadığını içeren konuşması gündem oldu.

Siyaset hafızası zayıf, tarih bilgisi yetersiz olunca diyalog, tatsız tartışmalara evrilir ve ağızdan çıkanlar boş lakırdının ötesine geçmez.

Kadın hakları ile ilgili kazanımlar Türkiye’de yeni değil. Hele hele İslam’a sıkça referans yapma arzusuyla tutuşan bir partinin döneminde haklarının verildiğini söylemek abesten de ötedir.

Bizim yakın tarihimizde Batı’da olduğu gibi mücadele edilip kadınlar haklarını söke söke almadılar. Kadınların
Cumhuriyet öncesi nüfus sayımında varlıkları dahi okunmazdı.

Medeni hiçbir hakları yoktu. Asırlarca haksız, hukuksuz neredeyse köle gibi yaşamak zorunda kalmışlardı.

Ta ki; Atatürk; ‘’Dünyada gördüğünüz her şey kadın eseridir’’ ,Ey yüce Türk kadını sen yerlerde sürünmeye değil göklere yükselmeğe layıksın’’ gibi onlarca söylemlerle kadınlarımızı yüceltene kadar kadınların adı sanı yoktu.

Kadınlara seçme seçilme hakları ilk defa 1934 yılında Atatürk tarafından verilmiştir. O tarihten itibaren tüm siyasi partilerde kadınların isimlerini görmek mümkün olmuştur.

Kadın haklarının sadece seçme seçilme alanda verildiği yanılsamasına düşmeyelim.
1936 yılında Sabiha Gökçen dünyanın İlk kadın Savaş Pilotu brövesini aldı.

Dünya Kadınlar kongresi 1935 yılında İstanbul’da toplandı.

Cumhuriyetimiz kadınlarımızla birlikte yüceldi, kadınlarımız Cumhuriyetimizi yüceltti.

Refet Angın ilk kadın öğretmenimiz, Safiye Ali ilk kadın tıp doktorumuz. İlk kadın profesörümüz Fazıla Şevket Giz, İlk Müslüman kadın tiyatro sanatçımız Afife Jale, İlk kadın büyükelçimiz Filiz Dinçmen, İlk kadın film yönetmeni ve ilk kadın oyuncumuz Cahide Sonku. İlk kadın avukatımız Süreyya Ağaoğlu.

Örneklemeleri çoğaltmak mümkün.

Türkiye’ de resmi tarihte pek rastlanmaz, ben buraya not düşeyim. 1924’te Kadınlar Birliği’ni kuran kadının adı Nezihe Muhiddin. O tarihte kadın hakları savunuculuğu mücadelesi vermiş.

Gelelim Siyasetin üst makamlarına ulaşan kadınlarımıza: İlk kadın bakanımız Türkan Akyol,

İlk kadın parti genel başkanı Behice Boran.

İlk kadın Başbakanımız Tansu Çiller.

Kuşkusuz tüm kadınların geldiği mertebeler onur nişanını hak eder. Ama beni en çok etkileyen Büyük Atatürk’ün Anıtkabir’e defin işleminde Ankara üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji Kürsüsü Başkanı Profesör Kamile Şevki Mutlu’nun Atamızın tahnit işlemini yerine getirme anıdır.

Kadınları özgürleştiren büyük İnsanın yanağını bir kadınının okşayarak uğurlaması yüceliğin en gururlu tezahürüdür.

Dünya’da kadın hakları hiçbir yerde tas tamam değildir. Onca yasal güvenceler ve pozitif ayrımcılık telkinleri istenilen etkiyi yaratmaya yetmiyor.

Geçmişin ağır mirasıyla yüklü günümüzde, en uygar toplum bile bu yolda yaya kalıyor.

Hele İslam coğrafyasında kadının adının-sanın tek bir harfi dahi yok.

Ya biz bugün ne durumdayız?

Dincilik sesinin yükseldiği, İslamcı gelenekten gelen AKP’nin iktidara oturduğu bir ülkede kadın haklarını kendisi mi bahşetmiş?

Dinci zihin haritasında kadını aşağılayan şarlatanlar sayısız fetvalar uydururken, AKP’den tık çıkmaması, kadına bakış açısının dışa vurumunu özetler nitelikte.

Siyasette aktif görevde bulunanlar özellikle, söylediklerine dikkat etmeli. Kürsüde konuşan insanın sorumluluğu, söylemlerine gerçeklik kazandırmaktır.

Aksi takdirde gülünç duruma düşmesi an meselidir.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ