Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,30 / Satış: 8,34
€ EURO → Alış: 9,69 / Satış: 9,73

Kâğıt Üzerinde Siyaset Üretimi

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 28.09.2020
  • 674 kez okundu

“İnsan doğası gereği siyasî hayvandır.” Der, Büyük Filozof Aristoteles klasik siyaset kitabında.
Haksız değildir, çünkü insanın hayat düzeninin birçok kısmı, siyasetin üreteceği başarı veya başarısızlığa bağlı.

Bu yüzden siyaset ilgi çekicidir, çünkü insanlar birbirleriyle uyuşmazlık halindedirler. İnsanlar nasıl yaşamaları gerektiği konusunda hemfikir değildirler.

Sorunlara bakış açıları, çözüm önerileri farklıdır. Devletlerin kendilerine özgü yönetim şekilleri, yasa düzenlemeleri; tarihten süzülüp gelen tecrübeleri de farklıdır.

Aristoteles de yaşadığı antik dönemde siyaseti bir ‘’bilim’’ olarak görmüş. İnsanların kendi hayatlarını iyileştirmek ve iyi toplumu yaratmak için giriştikleri siyaseti faaliyetleri ‘’ bilim” yapanın da bu olduğunu belirtmiş.

Siyaset bilimi zaman içinde, deneme yanılma yöntemleriyle deneyimler yaşadı, evreler geçirdi.

Üzerine sayısız kitaplar yazıldı. Kanunların ruhu, sebep sonuç ilişkileri, etkileşim, zafiyetler, psikolojik-sosyolojik etmenler, güç dengeleri vs. gibi siyasi kollar anlatıldı.

Diyeceksiniz ki; siyaset üzerinde bu kadar tecrübe yaşamış dünyanın, bir tarafı bahar bahçe olurken neden diğer tarafı hep çorak kalıyor?

Birçok açıdan sebepler satırlara dökülebilir. Ana sebeplerden bir tanesi toplumun yapısıyla alakalı. O toplumun dinamik yapısı, kültürü, eğitimi ve eğilimleri belirleyici olur.

Anadolu’da , ‘’süt ne ise kaymak odur’’ deyimi kullanılır.

Siyasi manada kimleri seçtiysek aslında biz ‘’o’’yuzdur. Kuru bir ağacı seçip ondan tatlı meyve beklemek beyhude bir anlayıştır.

Toplum olarak, ağacın ismine ve gövdesine aldanıp oy vererek iktidara taşıdığımız partilerden hep verim bekledik, durduk.

Verimi daha çok bekleyeceğiz. Çünkü verim yerine bol bol nasihat ve hamaset alıyoruz.

Hamasetle çökmüş ekonomiye pik yaptırıyoruz. Hamasetle dağınık dış politikayı yönlendiriyoruz. Hamasetle borca batmışken zenginleşiyoruz.

Tam da Alaturka cambazlık.

Bu tarz siyaset bilimini biz keşfettik. Dünya hamaset bilimimizi kıskanıyor. Kâğıt üzerinde enflasyonu düşürme yöntemini biz bulduk. Zamların gizlice devreye girmesini biz sağladık. Beğenmediğimiz bir habere yayın yasaklarını biz koyduk.

Demokratik kültürün öğretisi olan elbirliği ile ülkeyi yönetme pratiği yerine tek kişinin tercihleriyle bir yere varılmadığını kavramamızın vakti geldi geçti.

Rekabet halindeyken görüşlerin, fikirlerin başka olması tabiidir. Fakat siyasetin temel özelliği ülkenin ve toplumun çıkarlarını savunmaktır.

Eğer bir siyasi parti kendi çıkarlarını, ülkenin ve milletin çıkarlarının önüne koyarsa, hatalar zincirine en zayıf halka eklenmiş olur.

Siyasetin bilim olduğunu savunmuştu Aristoteles, doğrudur.

Siyaset aynı zamanda sanattır. Sezgiyle, duyarlılıkla aynı zamanda keskin zekâ ve ince ruhla vizyon ortaya koyulan alandır. Sorunları çözmenin ötesinde önleyici tedbirler alma becerisidir. Ufkun ötesini görebilme yetisidir.

Siyasetçilerde bulunması gereken özelliklerin bazıları seçmenlerde bulunur ve doğru partiler tercih edilirse, kesin olmamakla birlikte verim almak belki mümkün olur.

Çünkü bizde yukarıda yazdığım gibi kâğıt üzerinde gösterilen aldatıcı veriler, bütün siyasi partilerin yönetim anlayışında da izleniyor. Lakin kâğıt üzerinde demokrat, hakikatte oligarşik yapı tüm siyasi partileri kuşatmış.

Yönetim saltanatına meraklı oligarşik yapıları, demokratik ruha dönüşmedikçe, kuru ağaç örneğinde betimleye çalıştığım gibi beyhude verim almayı daha çook bekleriz.

Aristoteles yönettiği ülkeyi çoraklaştıran bugünün siyasetçilerini görseydi nasıl bir siyasi kitap yazardı bilinmez ama büyük ihtimalle bunlara, ‘’siyasi fiyaskoların fatihleri derhal geri çekilmelidir’ tavsiyesinde bulunabilirdi.

İ[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ