Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,30 / Satış: 8,34
€ EURO → Alış: 9,69 / Satış: 9,73

Kaliteli Yaşam Neredesin?

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 24.08.2020
  • 496 kez okundu

Dünya ülkeleri arasında her yıl mutluluk ölçümleri yapılır. Geçen sene BM. 156 ülke arasında yaptığı araştırmalar sonucunda mutluluk raporunu açıkladı. Çoğu zamanda olduğu gibi sıralamada pek değişiklik olmaksızın, en mutlu ülkeler yine İskandinav ülkeleri tabir edilen İsveç-Norveç-Finlandiya arasından çıktı. Finlandiya en mutlu ülke sıralamasında yine birinci oldu.

Türkiye ancak 93 sırada yerini alabildi. Bunun yanında küresel araştırmada Türkiye’nin, dünyada en az gülen dört ülkeden bir olduğu ortaya çıktı.

Yıllardır her ortamda dillendirdiğimiz,’’ gülmeyi unuttuk’’ tezi, küresel ölçümlerle kayıtlara geçmiş oldu maalesef.

Dünya standartları açısından durumumuzu belirten sıralamaları, sadece teorik bakışla kağıt üzerinde okursak bile, ne kadar vahim durumda olduğumuzu görmemize yetecektir. Kaldı ki; pratikte bu vahametle her gün yüzleşmek zorunda kalıyoruz.

İçinde bulunduğumuz Maddi-Manevi yaşam şartları, sürdürülebilir mutluluk parametrelerini tahrip ediyor.

Bireyin içinde hareket ettiği çevreye yani yaşamına ait tüm gerçeklere ilişkin duyduğu tatmin ve güven her geçen gün daha da azalıyor.

Başka bir deyişle, yaşam kalitesi Türkiye’de ya donmuş ya da buharlaşmıştır.

Geçim derdi, insanların yüreklerini yakıyor. Gelecek kaygısı ruhları baskılıyor. Adalet gibi, eğitim gibi, iş-aş gibi devletin asli işleyişine olan güven azaldıkça toplumun fertlerinde karamsarlık muazzam şekilde büyüyor.

Lakin yaşam kalitesinin temel ihtiyaçlarının karşılanmasında duyulan çifte standartlar, toplumsal uyumu sarsıyor.

Vatandaş kendi mesleğinde başarılı olsa dahi, kendi niteliğini gerçekleştireceği yollarda turnikeler yerleştirilince o vatandaş her gün stres ve gerilim altında yaşamak zorunda kalıyor.

Ülke öyle bir dönem yaşıyor ki; bu turnikeler siyasi tercih kodlarıyla açılır veya kapanır durumda.

Vatandaşının temel ihtiyacına hakkaniyetle çözümler üretemeyen bir model yapısı; mutluluk üretme şöyle dursun, kahır sebebi olur. Neticede gülmeyi unutmamızın faktörlerinden biri de, sürekli kahır dalgalarıyla boğuşmak zorunda kalışımızdır.

Kim bilir;83 milyonluk ülkede kaç kişi umutla geleceğinin hayallerini kurmuştur. Bugün bu hayallerin kaçı kırılmış, kaçı boşalıvermiştir?

Yaşamının sosyal ve ekonomik refahının sağlanması ve dengeli bir biçimde sürdürülmesi için gerekli insan isteklerinin ve ihtiyaçlarının sağlanması iktidarın sorumluluğundadır.

Ama iktidar sorumluluk alanında bulunan, ihtiyaçları karşılayacak niteliklerden çok uzaklarda, sürekli hamaset üreterek
fonksiyonelliği elinde tutmaya çalışıyor.

Tüm bunların özetinde, vatandaşın yaşam kalitesi yerlerde sürünüyor.

Oysa İskandinav ülkelerinin bakış açısından motivasyon sağlansa, standartlarımızda kıpırdama olur, hakkımız olan mutluluğa bir nebze daha yakın olur, gülmeyi hatırlayabilirdik.

O motivasyonun kaynağı sır değil. Yılların birikimi ve tecrübeleri ile mayalanan; yüksek demokratik standarttı temel alan, ahlak-hukuk-eşitlik ve çoğulculuk anlayışı üzerine kurulmuş doktriner sözleşme.

Bu sözleşmenin içeriğinde birçok madde var. Bu sütunda sadece birkaç satırla belirtmeye çalışacağım.

Örneğin Finlandiya’da özetle, şöyle bir toplumsal sözleşme göze çarpar: ‘’ Bireylerin verimli ve fonksiyonel ve mutlu bir yaşam sürdürebilmeleri için karşılanması gereken temel yaşamsal ihtiyaçları (beslenme, barınma, giyinme, çalışma vb.) hakları vardır. Bu yaşamsal ihtiyaçların tatmini, bireyin materyal ve psikolojik kaynaklara sahip olmasına dayanır.

Devlet olarak, bu basit ve somut tanımın içerdiğinin dışında yaşam kalitesi kavramının farklı anlamları olan refahı ve mutluluğu yüksek düzeye kadar geliştirmekle mükelleftir.

Gerçekte yaşam kalitesi içerik olarak hem materyal ve hem de yaşamı geliştiren psikolojik ögeleri kapsar. Toplumsal uyum ve kabul, kişisel gelişme, başarı, bireyin kendini gerçekleştirmesi gibi psikolojik ihtiyaçların tatminini de içerir.’’

Refah içinde yaşam, dünyanın neresinde olursa olsun, toplumdaki her birey için temel bir haktır.

Herkes için eşit yaşam kalitesi hakkı; adaletten, özgürlüğe; sağlıktan, eğitime; yeterli yiyecekten, giyime, konut edinmeden, sağlıklı bir çevreye, alım gücünden, teşebbüs hürriyetine sahip olmayı, toplumsal yaşama katılıma ve güven içinde onurlu yaşamayı kapsar.

Yaşam kalitesi hakkının içerdiği bu unsurların her biri kendi başına önemlidir, bir tekinin bile tatmin edilmemesi “öznel yaşam kalitesi” duygusunu olumsuz etkiler.

Mutlu ve müreffeh yaşamın nerede ve nasıl olduğunu bir nebze olsun öğrendik.

Bizler, maalesef kaliteli yaşam standartlarından çok uzağız.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ