Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 7,38 / Satış: 7,41
€ EURO → Alış: 8,95 / Satış: 8,98

Keşke Koçi Bey Risalesinden Ders Çıkarabilseydik

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 11.01.2021
  • 1.357 kez okundu

Toplumların gelişmişlik ölçülerinde, devletlerin kurumsal yapılarının işlevselliği ve bu yapılarda görevlendirilen insan kaynaklarının yetenekleri önemlidir.

Siyasetin güdümüne girmeyen bağımsız kurumların ülkelerine sağladıkları dinamizm, çağdaş yaşamın bileşenlerini oluşturan adalet, sosyal refah, ekonomi, özgürlük gibi alanlar gelişmiştir.

Kuşkusuz tüm dünyada mükemmel bir yönetim tarzı yoktur ancak batı toplumu tarihten aldığı ibret ve ilhamla, keşfettiği demokrasinin elimizde olan en iyi yönetim şekli olduğu fikrinde birleşmiştir.

Demokrasi sayesinde insan, özgür aklın kabiliyetini, kabiliyetli özgür akıl ise demokrasiyi sürekli geliştirir. Hukukun üstünlüğü, özgür üniversiteler, nitelikli bürokratlar, meziyetli siyasi aktörler demokrasinin katkısıyla yükselir.

Günümüz dünyasında tarihten gelen müthiş bir birikim vardır. Kralların, Sultanların, Diktatörlerin devirlerinde yaşanan acıların, sefaletlerin iz düşümlerinden dersler alıp kendilerini yeniden yapılandıran devletler ilerlemiş, tersini yapanlar ya yerinde saymış ya da gerilemişler.

Bugün Avrupa’da Almanya, Fransa, Asya’da Güney Kore ve Japonya bu gelişmişliğin başat örnekleridir.

Erken Cumhuriyet dönemi dışında biz Türkler, Osmanlı’nın ilerleme, duraklama ve gerilemesinin nedenlerini öğrenip dersler çıkarmadık.

Dillerimiz adeta kayırmalara, dalkavukluğa, eşitsizliğe keyfiliğe lal oldu. Kalemlerimiz çapsızlığa, hırsızlığa, arsızlığa karşı yazmaz oldu. Aklımız, vurdumduymazlığa, vizyonsuzluğa, fikirsizliğe dur demedi.

İktidar gücü kimde ise ondan nemalanmayı isteyenler, iktidar da konforlu varlığını sürdürmek için kendine yakın gördüğü nemalanmak isteyenlerden fayda umuyor.

Üniversitelere rektör atamaları, yüksek mahkemelere hakim-savcı atamaları, kamu bankalarına yönetici atamaları, devletin niteliğini yücelten liyakat esası çiğnenerek yapılıyor.

Boğaziçi üniversitesine atanan intihalci rektör, Vakıfbank yönetimine getirilen diplomasız güreşçi sadece kamuoyuna yansıyan kısımları.

Daha önce nepotizmin nirvanası sayılan damat beyin bakanlığa atanmasının bedelini hepimiz, merkez bankası kasasından yaklaşık 140 milyar dolar kayıpla ödemek zorunda kaldık. Ekonomimiz çöktü, sefalet kapımızdan içeri girdi.

İş dünyası örgütleri, futbol federasyonu, birçok basın ve medya kuruluşları iktidarın tüm tercihlerine riayet eden aktörlerden oluşmuyor mu?

Kâğıt üzerinde bağımsız olduğu yazılan kurumlarımız iktidarın işaretlerine aykırı duruş gösterebiliyorlar mı?

Korkarım tarih tekerrür ediyor. Osmanlıyı yıkıma kadar götüren liyakatsizler ve niteliksizler ordusu içten içe her tarafımızı kemiriyor. Şahsi ikbal uğruna şahsa veya partiye bağlılık hukuka bağlığın önüne geçiyor. Menfaat yasaları, ahlak yasalarının üzerine biniyor. Mevki, makam uğruna girilmeyen rol, yapılmayan orta oyun kalmıyor.

Yukarıdaki satırda Osmanlı’dan dersler çıkarmadığımızı belirtmiştim. Osmanlının mahvına sebep olan nedenleri açıklayan en muhteşem kaynak, Koçi Bey risalesidir. ‘’Devlet neden çürür, nasıl yücelir’’ sorularına doğru cevaplarıyla adından bahsettirir.

Sultan IV Murad 1631 yılında kardeşi Sultan İbrahim’e 1640 yılında İmparatorluğu içeriden çürüten nedenleri layiha (rapor) şeklide verir.

Osmanlı tarihini çok yönlü araştıran Alman dil ve tarih bilim adamı Franz Babinger, Koçi Bey’i “Osmanlı’nın Montesquieu’sü olarak tanımlar. Çünkü Koçi Bey siyasi işlere vakıf, kâmil ve akıllı bunların da ötesinde erdemli bir kişi idi…

Koçi Bey risalesinden aktarım:

‘’Vakar sâhibi adamlar olup, müderris olduğu takdirde mübarek ilme, tenasüp sâhibi olduğu takdirde devlete doğrulukla hizmet edip, halka gayet faydalı olurdu. Nihâyet, 1594 tarihinden beri düzen bozulup, , birkaç defa yersiz olarak azlolundu, kazaskerler dahi sık sık azlolunmakla yerine gelenler azil korkusuna düşüp, devlet bildiklerine karşı dalkavukluk yapmağa başladılar. Padişah huzurunda hak sözü söylemez oldular. Herkesin hatırını hoş etmeye ehemmiyet verir oldular.’’

‘’İşlerinde tamah sahibi ve haris olanlar, bulunduğu mevkii fırsat ve fırsatı nimet bilip, memuriyetlerin çoğunu rüşvet ile ehliyetsizlere verir oldular.’’

‘’İlim sahası cahillerle doldu. Çoğunlukla zulüm ve adaletsizlik yapıp, bilginlerin adını kötüye çıkaran genelde bu cahil zümre oldu.’’

Dört asır önce yaşanan liyakat ve hak düşmanlıkları size bugün de çok tanıdık geliyor mu?

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ