Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,69 / Satış: 6,71
€ EURO → Alış: 7,22 / Satış: 7,25

KORKUYOR MUSUNUZ? Korkun, bunun da faydası var…

Tamer Yazar
Tamer Yazar
  • 19.03.2020
  • 293 kez okundu

Koronavirüs ile başlayan hikâyemizin içinde sıkışıp kalan bedenlerimizden öte, ruhlarımız için Deutsche Welle Türkçe’ye konuşan Dresden Teknik Üniversitesi Klinik Psikoloji ve Psikoterapi Enstitüsü’nden Prof. Dr. Jürgen Hoyer’e göre, bu süreçte korkmamız son derece DOĞAL…


Korku, dikkati aktive eden ve dikkatin tehlikelere yönelmesini sağlayan bir duygu… İçinde bulunduğumuz süreçte korkunun var olması, olağan akışın bir parçası zaten… İster yeni kurdukları işleri için olsun, isterse aile fertlerinin risk grubu içerisinde yer alması nedeniyle olsun, insanların korkması son derece doğal… Ancak bunun ötesinde, yaygın bir şekilde tehdit algılama duygusu da yaşanıyor… Çünkü hiçbirimiz, bundan sonra neler yaşanacağını bilmiyoruz ve bu da, aslında insanlığın en büyük kadim korkusu olan “bilinmeyenden duyulan” korkudur… Ne kadar süreceğini, ne kadar büyüklükte sonuçları olacağını bilmediğimiz ve birey olarak kontrol edemediğimiz bir süreç yaşıyoruz… Bunlar, korkuya yol açan temel etkenler…

Peki, bu korku ile baş etmek mümkün mü ?

Hoyer, bu konuda da oldukça net…


En önemlisi şu: Tüm bu olanları, sihirli bir değnekle yok edebileceğimiz bir yol, yöntem yok… Çünkü bu durumda, zaten gerçeği de inkar etmiş oluruz… Şu anda tam da aksine, gerekli olan, olması gereken korkabilme yetkinliği… Şu anda korkan kişi, dürüst olan kişidir… Korku ile baş edebilmenin en iyi yolu da, “Evet, şimdi korku burada ve ben korkuyorum… Ne olmuş yani, korkuyorum ben işte” demektir… Korku, diğer duygular gibi, gelir ve gider.
Önümüzdeki haftalarda, koronavirüs nedeniyle, olası sonuçlar konusunda üzüntü ve korku duyacağız… Bu süreçteki kayıplar telafi edilemeyecek… Evet, birkaç ay sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak… Bundan dolayı endişe duyulması gayet normal. Ve bir süre sonra, bu korkuları, içimizde duvarlar örüp, duyduğumuz korkuyu baskılamaya ve yok saymaya çalışmadan yaşarsak, bu azalacak… Dikkatler kendiliğinden başka yerlere kayacak… Çünkü hayat devam ediyor, dünyanın sonu gelmedi… Doğa burada… Evlerimiz, arabalarımız yerinde duruyor… Evet, bir tehdit var, ama bu tehdit bütünüyle yok edici bir nitelik taşımıyor…

Anlaşılan o ki…

Zor zamanlar…

Bedenen ve ruhen, yıpratıcı zamanlar…

Ama böylesi zamanların dayanışması da yok değil…

BİZ olduğumuzu yeniden birbirimize hatırlatan anlar hatta…

Bir arkadaşım paylaşmış, bir apartmanda oturan BİRİNDEN diğerlerine bir notu… Diyor ki orada… “Apartmanımızdaki 60 yaş üstü veya kronik hastalığı bulunan komşularımızın market alışverişini yapabilirim… Tüm gün evden çalışıyorum… Lütfe uyarıları ciddiye alın ve yardım istemekten çekinmeyin… Sağlıkla kalın… 7 Numara…”

Ne düşünüyorsunuz bilmiyorum, ama bu…

Karantina halinin en yoğun hallerini yaşayan İtalyanların, evlerinin pencerelerine ve balkonlarına çıkıp BERABERCE şarkı söylemeleri gibi bir şey… Hayatın notalarını paylaşmak gibi bir şey… Her şeye rağmen, yan yana durmak gibi bir şey…

Bu, vazgeçmemek…

“VAZGEÇME”, demek…

“SENİNLEYİM”, diye de eklemek…

Yazar Andrey Arsenyeviç Tarkovski der ki…


Her şey, insanın, hayatının anlamını nerede bulduğuna bağlıdır…

BİZLER, bulduk, buluyoruz gibi, ki en çok da bu gezegendeki kaderimizin ORTAK olduğunu…

Ne dersiniz !

Düşünün…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ