Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 5,74 / Satış: 5,77
€ EURO → Alış: 6,38 / Satış: 6,40

Kullanılan Milliyetçilik ve Ümmetçilik

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 26.11.2018
  • 551 kez okundu

Dünyanın yazım yapıtlarında en çok tanınmış hikâyelerin kaynağı orta doğu coğrafyasıdır.
Binbir gece masallarının Şehrazat’ı, Ferhat ile Şirin’i, Sinbat’ı, bu toprakların insanları yarattı.

Tarih baba bir taraftan insanların duygularına hitap eden güçlü eserlerin hakkını teslim ederken, diğer taraftan etnik ve inanç dünyalarının karanlık mağaralarından çıkamadıklarını yazıyor.

Batıda insan, kendi insanlığının farkına 1789 yılında Fransız ihtilalinin ateşle ve kanla boyanan süreçlerden geçtikten sonra vardı. Özgürlük, Milliyetçilik, Kardeşlik gibi akımlar oluştu. Bu akımlar sürecinde nice suçlu-suçsuz, genç-yaşlı insanların başları giyotin altında sepetlere yuvarlandı.

Bu dalgalar Avrupa’nın İberik yarım adasından, Balkan yarım adasına kadar yayıldı. Balkanlar’da 1800 lü yıllarda Osmanlıya karşı isyanların temelinde Fransa’da doğan milliyetçilik ve özgürlük rüzgârının etkisi var.

Sırplar, Bulgarlar, Yunanlar milliyetçilik bayrağı altında birlik olarak, Osmanlının karşısında isyan ederek ve savaşarak ordusunu topraklarından sürdüler.

Bu güçlü akımın karşısında Osmanlılarda münevver tabir edilen kesim bigâne kalamazdı. Dıştan ve içten gelen darbeler karşısında Tevfik Fikret, Namık Kemal, Yahya Kemal Bayatlı gibi dil ve fikir ustaları Türk milliyetçiliği fikrinin yaygınlaşmasına öncülük ettiler.

Ardından Mustafa Kemal önderliğinde Anadolu işgalden kurtulmuş ve kurtuluş reçetelerini oluşturan bir çok fikri kollardan biri olan milliyetçilik olmuştur. Zira Mustafa Kemal, milliyetçiliğin, her türlü inanç ve etnisiden bağımsız vatansever insanları, ülkü birliğinde buluşturan kuvvetli bir kavram olduğunun bilincindedir. Ve bu kuvvetle beraber emperyalist devletlerin karşısında mukavemetini göstermiştir.

Dolayısıyla, milliyetçilik ve ulus devlet bizde, batı emperyalizmine karşı bir Milli Kurtuluş Savaşı ile kurulmuştur.

Milliyetçilik (ulusçuluk) uygarlık tarihinin yol duraklarında dinciliğe (ümmetçiliğe) karşı çıkarak ilerici bir işlevi üstlenmiştir. Milliyetçilik yelpazesinde laiklikle özdeş bir demokratik çıkışın itici gücünü barındırır.

Ne hazindir ki milliyetçilik her yerde aynı amaç ve aynı ülkü etrafında kullanılmıyor.

Özellikle İslam coğrafyasında fink atan emperyalist devletler, din gibi, ırk gibi, mezhep gibi çok hassas meselelerin yanında milliyetçiliği de parçalama vasıtası olarak kullanıyorlar. Bir çok ülkede milliyetçilik, ümmetçilik ya da dincilikle al gülüm ver gülüm ilişkisindeler. İçli dışlı çıkar işbirliğine giriyor, sömürüp, semiren zülüm sistematiği ile uç vermeye devam ediyorlar.

Tarihsel zamanın emperyalistlerce kurulan kocaman duvar saati, her coğrafyada değişik biçimde çalışacak şekilde tasarlanır. Bugün Suriye’de, Irak’ta veya Yemen’de akreple yelkovan neyi gösteriyor? .Afganistan’da saat hangi amaçlar için ayarlandı.

Beri tarafta, Mezopotamya’da yaşayan Kürt halkının yaşam alanına milliyetçiliğin sinir uçlarını kaşıyarak, kucaklarına zaman ayarlı saati koyuyor. Kürtlerin güdülerine hitap eden romantik ilişkiler kurarak, hedeflerini önce psikolojik, ardından fiziki tuzaklara çekmeğe çalışıyorlar.

Emperyalist devletlerin, yayılmacı zihin dünyalarında sinsi tuzak şekilleri karmaşık gözükse de tecrübeli ulus devletler bunların farkındadır. İşgal altına aldıkları bir ülkede mezhepçilik kavgasını harlayarak, milliyetçilik kavramını çarpıtarak direnme güçlerini içerden tam orta yerinden çatlatırlar. Ahtapot kolları gibi hassas olan her bölgeye uzanır kıskaca alırlar.

Türkiye Ortadoğu sarmalında oynanan oyunları ağır bedellere mal olan gelgitler yaşadıktan sonra okumaya başladı.

Emperyalistlerin hedefinde onları yaklaşık bir asır önce mağlup eden Türk milleti var.
İşgal etmek istedikleri yerleri, öncelerden içeriden çökerttikleri mekanizmaları işlevsiz hale getirdikten sonra, çok fazla zorlanmadan emellerine ulaşmışlar.

Yakın tarihte ne cephede ne de masada yenemedikleri tek bir istisna vardır. Mustafa Kemal önderliğinde ki Türkiye’dir. Emperyalist devletler uzun süren bir savaşa gereksinim duymadan emellerini gerçekleştirmişler,

Bir tek İstisna ,Mustafa Kemal komutasında dört yıl savaşmalarına rağmen, kuyruğu kıstırıp ,geldikleri gibi gitmek zorunda kalmışlardır.

O gün bugündür kuyruk acıları dinmemiştir. Zamanın şartlarına uyarlanmış tehlikelerle tuzaklanmış saatleri kurmaktan geri durmayacaklardır.

Bunları bertaraf etmenin birincil yolu Atatürk milliyetçiliğinden geçiyor. Her türlü polarizasyonu (kutupçuluğu),her türlü bağnazlığı, her türlü ümmetçiliği her türlü mezhepçiliği ayaklar altına almanın vakti geldi geçiyor.

Aman, kurulan akrebi zehirli ucu ile sivri yelkovanlı saatlere dikkat.

Aksi takdirde bin bir gece masallarının bin bir parçalı hazin hikâyesine dönüşürüz.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ