Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

“Künefe tamam, irmik helvası tamam, Samandağ biberi tamam; Peki sonra…?”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 19.10.2020
  • 879 kez okundu

Türkiye’nin çekim noktaları vardır. Tarihiyle, uygarlıklarıyla, geçmişten bugüne kalan o tarihsel öyküleri ile kentlerin kendilerine ait öyküleri vardır. Her şeyden önce bir “kentin ruhu” var edilmelidir. İşte bu ruha sahip kentler hem ekonomik, hem sosyal hem de kültürel gelişimlerini daha çabuk tamamlayıp uygar ve çağdaş dünyada kendilerine bir yer buluyor.

Her zaman söylerim; örneğin “Bozkırın rüyasını” gerçekleştiren bir Yılmaz Büyükerşen ve Eskişehir modeli. Kıraç bir Anadolu kentinden bugün çağdaş ve uygar görünümlü bir büyük kenti ortaya çıkaran o anlayış ve o ruh.

Neyi var Eskişehir’in aslında; tarihi mi, geçmişi mi, üzerine kurulan büyük uygarlıkları mı ?

Sermayesi neydi Eskişehir’in; örneğin “Medeniyetlerin buluştuğu bir nokta mıydı? M.S. 500’lü yıllarda dünyanın en büyük üç kentinden biri miydi? Eskişehir’e ‘Doğunun Kraliçesi’ mi diyorlardı? Anadolu’da inananlarına ilk kez Hristiyan denilen ve kutsallık açısından dünyanın ikinci kilisesi olarak kabul edilen bir kiliseleri mi vardı? Denizleri, gölleri, ırmakları mı vardı?”.

Hayır bunların hepsi Hatay’da vardı ama asla Eskişehir’in olmadı.

Peki neydi bu bozkırın ortasında bir rüyayı gerçek kılan, bir kenti tüm yaşayanlarıyla arkasına toplayıp sürükleyip götüren bu şaheser öykü?

Neydi ortaya koyduğu uygar görünümle bir turizm destinasyon noktası haline gelen, insanların birbirine “Eskişehir’i gördün mü? Porsuk çayının o güzelim kumsallarını gördün mü?” sözleriyle birbirlerine bahsettiği bu ütopik ama gerçeği yakın bozkır kentinin hikayesi?

Bakın Hatay peşpeşe büyük darbeler, büyük yaralar aldı. Ormanlarının beşte birini kaybetti. İnsanlar evlerinde otururken yanma tehlikesi geçirdiler. Hatay’ın büyükşehir belediye başkanı Lütfü Savaş’ın kibarca “misafirlerimiz” dediği ancak işin doğrusu göçmen konumunda olan 600 bin başka ülkenin yurttaşları misafir oldukları kentte inanılmaz büyük travmalar yarattı. “Misafir” işini abarttılar ev sahibini kapının önüne koymaya kalktılar. Hatay’daki orman yakan bu alçak terörün bir ucu da bu Suriye’den göçle gelen sığınmacıların adapte olamamaktan kaynaklanan öfkeleri oldu ne yazık ki.

Peki yaşadıkları yerin ormanlarını yakacak kadar gözünü karartan bu sığınmacıların gelip koca kenti kuşatmasından kim ya da kimler sorumlu? Hiçbir Hataylının asla “misafir” olarak kabul etmediği bir an önce kendi ülkelerine dönmesini istediği bu Işid’çı,El Nusra’cı, YPG-PKK’lı teröristler neden bu il’e bırakılıp gidildi?

Allah kimseye göstermesin ama neden Hatay’dan başka yer yanmadı? Neden Hatay’a yapılan saldırı konusunda başka kentlerde bu kadar ağır tahribatlar yaşanmadı? Bundan sonra burada başka neler yaşanacağının ne garantisi var?

Bakın hafta sonu Hatay’dan yapılan bir yayında sanatçı olduğunu söyleyen bir hanım kızımız aynen şöyle dedi; “Arkadaşlarıma Hatay’a gideceğimi söyledim. Bana ‘ne işin var orada. Savaş var, yangın var, karmaşa var’ dediler. Ama gelip gördüğümde bunların hiçbir yoktu’. Yangın da sönmüştü”. Ne yazık ki dışarıdan görüntümüz içler acısı.

Peki sadece turizmde ve bir destinasyon noktası olarak çekim merkezi olmaktan uzak kalan Hatay başka nerelerde geriledi.

Bakın Hatay bir dönem ihracatta Türkiye’nin en gözde 5 ilinden biriydi. Bugün 10. Ve 11. Olmasına az kaldı. Bir dönem aylık sınır ticareti dahil ihracatı 300 milyon doları aşan bir kent görünümünde iken bugün bu rakam eylül ayında 166 milyon dolar. 9 ayda yapılan toplam ihracat 1,7 milyar dolar. Geçen yıl bu rakam 2 milyar 38 milyon dolarmış. Yani ihracat tam yüzde 22 düşmüş. Hatay’ı; ihracatta; Gaziantep geçmiş, Sakarya geçmiş, Manisa geçmiş, Denizli geçmiş. Konya ile arasında 100 milyon dolar fark kalmış.

Mevcut iktidarın 18 yılda Hatay’a verdiği zararı; ne afet, ne sel, ne yangın ne de başka bir felaket verdi….

Hatay’da artık şu sorunun bir an önce sorulması lazım;

“Künefe tamam, irmik helvası tamam, Samandağ biberi tamam; Peki sonra…?…Sonra ne yapacak Hatay…?…”

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ