Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,12 / Satış: 8,15
€ EURO → Alış: 9,59 / Satış: 9,63

Lozan’ın Yakasından Düşün Artık

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 21.09.2020
  • 317 kez okundu

Doğru tarih çarpıtılmayla veya saptırılmayla ne öğrenilir ne de öğretilir
Tarih, hiçbir ideolojik bağnazlığı, tarafgirlik eğilimini kaldırmaz. Ne yüceltme alanıdır ne de yerme sayfasıdır.
Tarih, doğruluk terazisinin hakkaniyet ölçülerinin kefesinde tartılır.

Bizim ülkede maalesef tarih, ideolojik bakış altında ya göklere çıkarılmaya ya da yerin dibine batırılmaya çalışılıyor.

Elde yeteri kadar belge ve bilgi olmadan öne sürülen iddialarla tarihçiler, tarihi yapanlara karşı haksızlık işlemiş olurlar.

Özellikle son dönemlerde Lozan anlaşması ile ilgili haksız-tutarsız iddialar peşi sıra temcit pilavı gibi ısıtılıp önümüze servis ediliyor.

En acıklı olan ise, bazı siyasilerin Lozan’ı hakir gören anlayışla çarpıtmaları..
Yok efendim ‘’ Lozan’ı bize zafer gibi yutturmaya çalışıyorlar’’.
‘’Tarih derslerinde bize Lozan’la aldattılar’’ gibi açıklamalarla tarihe vakıf olmayanların kafaları karışmaz mı?

Lozan’ı bugünün şartlarında oturduğumuz yerde saptırarak yorumlamak kolay. Lozan’a eleştirel gözle bakmanın insaf ölçüleriyle bağdaşmadığı gibi Kurtuluş Savaşı Muzafferlerinin ve Cumhuriyeti kuran kahraman kadroların da ruhlarını incitiriz.

Çünkü Lozan meydan muharebelerinde topla-tüfekle elde edinilen zaferin diplomatik muharebe masasında kalemle elde edilen zaferidir.

Yüz yıl kadar önce mevcut olan şartların neler olduğunu kavrayamadan Lozan’ı hiç kimse hafife alacak bir kalıba sokmaya çalışmasın. Bugün eğer bizler nefes alabiliyorsak büyük ölçüde Lozan sayesindedir.

Milli sınırlarımızın tapusu tescillenmişse, bu tapunun tescili Lozan’da işlenmiştir.

Şimdi özetle Lozan öncesi ve sonrası tarihimize bakalım.

Osmanlı İmparatorluğu çökerken itilaf devletleri ‘’Sevr’’ anlaşmasıyla bizim topraklarımızı paylaşmış, hayat damarlarımızı ellerine almışlardı. Kısaca ‘’Sevr’’ bizi esarete mahkûm eden anlaşmanın tesciliydi.

Mustafa Kemal Atatürk İstiklal Savaşıyla mucizeler yaratmıştı. Meydanlarda savaş kazanılmıştı ama masadaki savaşı kazanmak için çok büyük diplomatik hamleler gerekiyordu. Çünkü karşı taraf meydanda kaybettiği savaşın rövanşını masada almak için her türlü hileyi/desiseyi devreye soktu.

Lozan’ı tekrar anımsatmakta yarar var.

İsmet Paşa, o çağın ABD’si sayılabilecek İngiltere’nin patronajı altındaki ‘İtilaf Devletleri’ ile masaya oturmak için Lozan’a gittiği zaman koşullar nasıldı?

Karşımızdaki devletlerin aklı fikri Sevr’e takılıp kalmıştı. .İstanbul işgal altındaydı. Boğazlar da düşman işgali altındaydı.

İstanbul’da Osmanlı Devleti ve Meclis’i hukuken varlığını sürdürüyordu.

İngiltere (İtilaf Devletleri) Lozan’a hem Ankara’daki Büyük Millet Meclisi Hükümeti’ni, hem İstanbul’daki Osmanlı Devleti’ni çağırdı. Lozan bu koşullarda başladı.

Burada itilaf devletlerinin maksadı ikilik yaratarak anlaşmayı İstanbul hükümetiyle yapmak ve Sevr’in koşullarını devam ettirmekti.

Kahramanlar Kahramanı Mustafa Kemal Atatürk ne yaptı?

Önce (1 Kasım 1922’de) Saltanatı kaldırdı; üç gün sonra İstanbul Hükümeti istifa etmek zorunda kaldı. Osmanlı Devleti son buldu, İngiliz’in meşhur oyunları sökmedi; Lozan’a tek başına, İsmet İnönü başkanlığında Ankara hükümeti katıldı.
Ama İtilaf Devletleri’nin işgali sürüyordu ve ülkenin sınırları bile belli değildi.
20 Kasım 1922’de Lozan başladı.
Vatan toprağının en önemli bölgeleri emperyalizmin işgali altındayken sürdü.
23 Ağustos 1923’te imzalandı.
Emperyalistler altı hafta içinde İstanbul’u ve Boğazları boşalttılar.

İki ay sonra 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet kuruldu.

1936 yılında Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı. Türkiye İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerinde kontrol ve savaş gemilerinin geçişini düzenleme hakkını elde etti.

Zihnimizin bir köşesine yerleştirelim; Lozan, üzerinden siyasi rant koparılacak bir anlaşma değil. Bu antlaşmanın yaşam gücü, Türkiye’nin varoluşuyla doğru orantılıdır.

Birinci Dünya Savaşı’ndan bugüne yürürlükte kalan tek antlaşmadır.

Yakın tarihte, kurulan oyunları fark etmeden, o oyunların figüranı olanlarla karşılaştı dünya. İkinci dünya savaşından sonra da, daha önce çizilen siyasi haritalar çöp tenekesine atıldı.

Lozan’ı yine günümüze taşıyıp toplum bilincini köreltmeyi amaçlamak yalnız haksızlık değil, aynı zamanda aymazlıktır

Emperyalizm zaman içerisinde isim ve kılık değiştirse de, yöntemlerinin özünü sezecek öngörüye ihtiyacımız var.

Öngörü tek başına yetmez, yüzü ve yüreği hakikate çevrilmiş şuura ihtiyacımız var.

Aksi durum, fırsat kollayan düşmanlarımızın ellerine kına yakma fırsatı verir.

İ[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ