Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,28 / Satış: 8,31
€ EURO → Alış: 10,07 / Satış: 10,11

“Masal gibi şehri Kharon’a bırakmayalım”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 03.05.2021
  • 292 kez okundu

Suntimes Dergisi’nin Mart sayısı Hatay’a gelmek isteyecekler için bir sıralama yapmış. “Bu kent sizin için hazır” dercesine, ara başlıklar halinde bir yol haritası sunmuş, geleceklere.

Aslında bizim çocukluğumuzdan beri yaşadığımız o sırlarla dolu Akdeniz’in incisi kentin güzelliklerini anlatmış tane tane.

Düşmanlığın, kinin, sosyal kıskançlığın, sınıfsal çekememezliğin kapısından bile geçmediği o güzel Hatay’ın.

Herkes kendi kentini beğenebilir ama doğduğum kenti biraz olsun anlamak, o İtalya’daki kasabalardakine benzeyen daracık antik sokaklarda yakın tarihin nefesini almak isteyenler için birebirdir. Hatay.

Doğduğum yer olan Antakya’da Kabaltı diye bilinen bir küçük sokağın köşesindeki antik bir evde oturduk yıllarca. Evimizin hemen yanındaki sokağın üstündeki köprü sütunun Romalılardan kalma sokak başı olduğunu bilmeden.

Yıllar sonra fotoğrafını gördüğümde; oturduğumuz evin aslında antik bir şaheser olduğunu öğrendim. Bizim için sadece barındığımız aile yaşamaya çalıştığımız “havuş” denen avlulu küçük bir Antakya eviydi.

Şöyle diyor Suntimes benim o doğduğum ve büyüdüğüm kent için;

“Hatay, günümüze kadar toplam 13 medeniyetin izlerini taşıyor. Anayolların kavşak noktasında bulunduğundan, tarihi boyunca kıtalar ve bölgeler arası ticarette önemli rol oynamış, yolcu ve hacı kervanları için bir konaklama yeri ve çeşitli bölgelerden gelen insanlar için bir kültür alışverişi merkezi olmuş.”

Sadece bunlar mı?

Bizim geçmişteki Uzunçarşı terziler çarşısındaki komşularımızın listesini yapsam Birleşmiş Milletler genel kurulu gibi olurdu.

Babamın terzi meslektaşları Hristiyan komşularımız Nikola Ubeyd, Cemil Bathiş, Simon Esad. Berberimiz Yahudi Cemil (İshak), kuyumcumuz Ermeni Hrant, Leon ve kardeşleri ve daha kimler.

Katolik, protestan, Ortodoks çocukluk arkadaşlarım, her adakta dükkanımıza kadar “Hrisi” getiren o can yoldaşlarımız Kamil Yeşilova ve Naim Çiçek.

Yılların esnafı çarşının iki direği Şahap Ateş ve İbrahim İşlekdemir (Allah her ikisine de rahmet eylesin) Ahilik kavramını o çocuk yaşlarda bize öğretenlerdi.

Çok büyük bir aileydik. Terzi komşumuz Nikola abinin (Allah rahmet eylesin) dükkanının duvarında iki tane bayrak vardı üstte kocaman Türk Bayrağı hemen altında her maçının dakika dakika yorumunu yaptığı Fenerbahçe bayrağı. Bir de takımın futbolcu posteri yer alırdı. Fenerbahçe’nin yenildiği günden sonraki ilk pazartesi yüzü gülmez kaşları çatık olurdu, ama galip geldiği gün başta bana olmak üzere çarşıdaki çocuklara “Züngül” ısmarlardı.

Her hafta sonu Fenerbahçe galip gelsin diye dua ederdim…

Güzel günlerdi, kaliteli bir zaman dilimiydi…

İnsana insan olduğu için insanca değer verildiği zamanlardı…

Ayrılık-gayrılık, kötülük, kıskançlık, çekememezlik, kin, nefret ve düşmanlık o çarşıya hiç gelmemişti.

Onun için Suntimes dergisinin Hatay sayısını dikkatle okudum. Hem gülümsedim, hem de üzüldüm. Çünkü şöyle yazıyor derginin yazarı;

“İstanbul Balat’ta otururdu, büyükannem ve o da burası gibi, ‘bir zamanlar…’ diye başlayan bir hikâye paylaşırdı. Bu kent de paylaşıyor. İstanbul’da, bu neredeyse kayboldu. Siz, burada bunun kaybolmasına izin vermeyin. Birbirinizden eksiltmeyin. Çünkü bu kent, hala o eski hallerimize sahip. Bunu kaybetmeyin…!”

Merak etmeyin…Bu kültür 5 bin yıllık kesintisiz bir kültür. Zaman zaman ülke genelinde acılar çekilse de, yanlışlar yapılsa da özünde; tüm dinlerin ve etnik yapıların bileşenleriyle beraber Türk ve Müslümanların “Adalet” kavramını yaşattığı ve torunlarına miras bıraktığı bir yer burası.

Biz bu kentte birlikte doğduk, birlikte büyüdük, birlikte çoluk çocuk sahibi olduk şimdi birlikte yaşlanmaya devam ediyoruz.

Tek korkum; bir gün Hatay’ın meşhur kabartmasında olduğu gibi Kharon’un (Cehennem Kayıkçısı) kayığına binmemesi.

Bu güzelliğin kıymetinin bilinmesi, farklılıkla yaşanan harikalıkların asla unutulmaması tek dileğim…

Onun için bu güzelliği yaşayan biri olarak sizlere bunları yazıyorum…

Kıymetini bilin diyorum…

Biz bize benzeriz ve biz bize sahip çıkarız…

Yeter ki araya nifak sokulmasın…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ