Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 8,50 / Satış: 8,54
€ EURO → Alış: 10,04 / Satış: 10,08

“Medeniyetlerin buluştuğu noktada bunu anlatamazsınız…!”

Fatih Ertürk
Fatih Ertürk
  • 26.04.2021
  • 426 kez okundu

Amerika’nın 24 Nisan’ı Ermeni soykırım günü kabul etmesinin bana göre hiçbir anlam ve önemi yoktur.

İlk boyut; tarihte yaşanan olaylar hakkında siyasetçilerin yargıya varması ve hüküm vermesi en azından yaşanan o acılara karşı bir saygısızlıktır. Bu coğrafyayı ve bu kadim kültürleri bilmeden, tanımadan el yordamıyla, siyasi çıkar amacıyla bu tür kararlar halkların arasındaki dostluk ve birlikte yaşama arzusuna sadece zarar verir.

İlki bu “soykırım” sözcüğü Amerikan halkının ortak bir olgusunu ya da karar alma mekanizmasını anlatmaz ve tanımlamaz. Bu sadece Amerika’da siyaset yapan bir başkanın seçim öncesinde kendisini destekleyen grup ve lobilere verdiği bir “teşekkür” karşılığıdır.

İkinci boyut ile bu topraklarda, “keşke yaşanmasaydı”, “keşke hiç olmasaydı” dedirtecek üzerinden 106 yıl geçmiş artık kabuk bağlamış yaraları kanatmanın hiç kimseye bir yarar getirmeyeceğidir. Daha teknik konuşmak için bir sosyolog ya da tarihçi olmak gerekir ama kendi geçmişinde “halkların kardeşliğini” düstur olarak kabul etmiş biri olarak bu konunun yeniden gündeme getirilmesinin hem acı çekenler hem de bu topraklarda birlikte yaşama arzusunu hala sürdürenler için bir yarar getirmeyeceği açıktır.

Amerikan başkanı öyle dedi diye bu topraklarda Arap-Kürt-Ermeni-Süryani gibi alt kimliklere sahip bireylerin çoğunluğu oluşturan etnisiteye karşı bir düşmanlık beslemesini de kimse beklemesin. Bu topraklarda “Ermeni Tehciri” kararı kapanması zor olan yaralar açmıştır muhakkak ama peki “Ermeni Mezalimi” ne olacak?

Bugün Van, Erzurum, Kars ve Sivas’a kadar emperyalist Çarlık Rusya’sının ordularıyla birlikte kendi kardeşine, komşusuna karşı diş bileyip eyleme geçen azınlıktaki bir grup faşist Taşnak çetelerini nereye oturtacağız.

Bakın sanal medyanın tarafsız olması gereken en büyük tarih öğretmenlerinden Vikipedi ne diyor;

“19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında Ermeni çeteleri tarafından Kafkasya’da yapılan katliamlar da vardır. Bu dönemdeki kayıplar hakkında değişik kaynaklardan çeşitli bilgiler bulunur. 93 Harbi sırasında Justin McCarthy 260 bin kişinin kaybolduğunu belirtirken, Kemal Karpat 300 bin kişinin öldürüldüğünü savunmaktadır. 20. yüzyılın başı ve I. Dünya Savaşı döneminde de bölgedeki Müslüman-Türk karşıtı Ermeni hareketleri devam etmiş, köylere karşı saldırılar yapılmıştır.”

Bu yaşananlardan dolayı bugün birlikte yaşamakta bir sorun görmediğimiz Ermeni yurttaşlarımızı mı sorumlu tutmamız gerekir?

Nasıl ben ve ailem 1915 Ermeni Tehcirinde yaşananları düşündükçe üzülüyor kahroluyorsak, Ermeni yurttaşlarımız da o dönemde emperyalist çapulcuların kardeşi-kardeşe kırdırdıklarının farkında olmaları lazım.

Amerika emperyalist bir devlettir. Rusya emperyalist bir devlettir. Suriye’de-Irak’ta-Libya’da yaptıkları ortadadır. Ortadoğu halklarının kanlarını, canlarını almaya devam etmektedirler. Amerika’nın bölge halklarına getireceği barış ancak kan ve ölümden ibarettir. Irak’a nasıl kan-ölüm-parçalanma dolu bir demokrasi getirdilerse, Suriye’de İsrail’in isteği ile aynı şeyi yaptılar. Kardeşi kardeşe kırdırdılar. Seküler ve çağdaş Esad yönetimini yerle bir etmek istediler. Siyasal İslamın en tehlikeli silahlarını “eğit-donat” projeleriyle Suriye’ye doldurdular. IŞİD’i kurdular ve onlara destek verdiler. Ortadoğuyu kan ve gözyaşına boğdular. Şimdi de PYD arıcılığıyla Suriye’deki Kürtleri aynı taktikle kışkırtmaya devam ediyorlar.

Bunların Anadolu halkları için kullanacağı “soykırım” değil söylediklerinin hiçbir anlamı ya da önemi yoktur. Bu topraklarda yaşayan herkes kardeştir. Daha iyisini bulana kadar bu ülke yoluna şimdilik bu eksik demokrasi ve faşizan yönetimle devam edecektir.
Gelelim hükümete

Canı sıkıldığında “Eyyyy…!” sözcülüğüyle herkese posta koyan Dünya lideri Amerika’nın bu Türk halkını yaralayan kararına karşı süt dökmüş kedi gibi davranmaktadır.

Ortağı sözde ülkücü ve milliyetçi Devlet Bahçeli ise; “Zaten bu sözü 1981’de söylemişlerdi” mealinde ortağını kurtaracak manevralarla işi geçiştirmeye çalışmıştır.

Sorulacak tek soru vardır o da şudur;

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sessizliğe sürükleyen ve Türk halkına son 100 yıldaki en büyük hakareti eden Amerika’ya yanıt vermekten alıkoyan neden nedir? Amerikan Temsilciler Meclisinin aldığı Erdoğan ve ailesinin mal varlığını araştırma kararı Türkiye’deki siyasetçileri etkilemiş midir? Gerçekten Türk halkı kendisine bu yapılanları göremeyecek, anlayamayacak kadar saf ve bilgisiz midir?”

Yanıtları yakında göreceğiz…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ