Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 7,38 / Satış: 7,41
€ EURO → Alış: 8,96 / Satış: 8,99

Medyanın cinsiyetçi dili mi?

Medyanın cinsiyetçi dili mi?
  • 16.11.2020
  • 347 kez okundu

Uğur Şahin ve Özlem Türeci

BioNTech ve Pfizer firmalarının, koronavirüs aşısının yüzde 90 etkili olduğunu açıklaması, tüm dünyaya salgını sona erdirmek için umut oldu. Ancak aşı başarısında, Uğur Şahin kadar Özlem Türeci de pay sahibi. “Eldeki başarıyı paylaştırırken kullanılan dil doğru muydu?” sorusu cevap ararken, bulunan aşıya dair sürecin nasıl ilerleyeceği de merak konusu.

Koronavirüsün küresel bazda yarattığı salgın ve beraberinde getirdiği ölümler noktasında, bulunan aşının umudunda durulurken, Bilim İnsanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin isimleri kadar, onları tanımlama şekli de önem kazandı.
Yüzde 90’ın üzerinde koruma sağladığı açıklanan aşıyı Pfizer’le birlikte üreten BioNTech’in başarısı konusunda, şirketin iki kurucusundan biri olan Özlem Türeci’nin adının medya organlarında göz ardı edildiğini dile getiren birçok kadın örgütü, buna sebep olan durumun, medyanın geleneksel ‘cinsiyetçi dili’ olduğu konusunda hem fikir! Paylaşılan eleştiri ise oldukça net: “Medyaya yerleşmiş cinsiyetçi dilin tezahürü olan haber metinlerinde, Özlem Türeci’den, ‘Uğur Şahin’in eşi’ olarak bahsedildi. Oysa bu başarı, en az Uğur Şahin kadar, Özlem Türeci’nin de.”
Şirketin baş sağlık sorumlusu ve Kanser İmmünoterapi Derneği Başkanı Dr. Özlem Türeci, Almanya doğumlu ve İstanbul’dan ülkeye göç eden Türkiyeli bir doktorun kızı. BioNTech CEO’su Uğur Şahin ise Hatay’ın İskenderun ilçesinde dünyaya geldi. Henüz dört yaşındayken Almanya’ya taşındı. Babası, Köln’deki Ford fabrikasında göçmen bir işçiydi.
Peki, bu iki kişilik gibi görünen hikâyenin içinde daha neler var, bakalım mı?
-SİBER SALDIRI-
Koronavirüs nedeniyle ilaç şirketlerinin de içinde olduğu, ülkelerin de katıldığı aşı savaşları, siber saldırıları da beraberinde getirdi. Alınan son bilgiye göre, Türk Bilim İnsanları Prof. Uğur Şahin ve Prof. Özlem Türeci’nin kurucusu olduğu ve Kovid-19 aşısını geliştiren biyoteknoloji firması BioNTech’e iki ay önce siber saldırı düzenlendi.
BioNTech tarafından yapılan açıklamada, “Bir teknoloji şirketi olarak, bu tür olaylara karşı çok dikkatliyiz ve kapsamlı önlemler aldık. Saldırı, herhangi bir hasara yol açmadı. Şirketin koruyucu önlemleri yeterliydi. Böylece ne belgeler sızdırıldı, ne de önemli veriler geri alınamaz bir şekilde imha edildi” denildi.
-MOSKOVA MI?-
Alman Siber Saldırılar Dairesi tarafından yapılan açıklamada ise, BioNTech’e yapılan saldırının, birkaç hafta önce Düsseldorf Üniversite Hastanesi’ne düzenlenen siber saldırıya benzediği belirtildi. İngiliz Siber Güvenlik Merkezi, (NCSC) bilgisayar korsanlarını, Moskova adına dünyanın dört bir yanındaki aşı üreticileri ve araştırma kurumları hakkında casusluk yapmakla suçladı.
BioNTech ve Pfizer tarafından geliştirilen Kovid-19 aşısının, geçtiğimiz günlerde, korona virüsü yüzde 90 oranında önlediği açıklanmıştı. Aşı’ya yönelik ilgi de bu açıklama ile beraber çığ gibi büyüdü.
-SATILDI BİLE!-
Birleşik Krallık merkezli bir kampanya ekibinin analizine göre, BioNTech ve Pfizer firmaları tarafından geliştirilen Kovid-19 aşısının yüzde 80’inden fazlası, şimdiden dünyanın en zengin hükümetlerine satıldı. Global Justice Now isimli ekibin analizi, dünya nüfusunun yalnızca yüzde 14’ünü oluşturan zengin ülkelerin, 1 milyardan fazla dozu satın aldığını gösterdi.
Ekibe göre, anlaşma kapsamında; Avrupa Birliği 300, ABD ise 600 milyon dozluk aşıyı garantiye alırken, Birleşik Krallık da 40 milyon dozluk ön sipariş verdi. Bu ülkeler, en büyük alımları gerçekleştirenler arasında yer alıyor.
-ADİL Mİ?-
Aşıyı, Alman biyoteknoloji firması BioNTech’le birlikte geliştiren ABD’li ilaç devi Pfizer, 2021 sonuna kadar 1.3 milyar doz aşı üreteceklerini açıklamıştı. Ancak Birleşik Krallık merkezli kampanya ekibi, büyük ülkelerin bir yandan aşının adil dağıtımını teşvik eden uluslararası çabalarda boy gösterirken, diğer yandan yüklü miktarda satın alımlarla bu çabaları baltaladığını yazdı.
Global Justice Now’un yöneticisi Nick Dearden, “İlaç sisteminin ne denli eşitsiz olduğuna dair daha net bir örnek göremezsiniz. Bazıları milyarlarca pound kazanırken, diğerleri, tedaviye gücü yetmediği veya satın alacakları bir ilaç kalmadığı için ölüyor. Bu değişmeli” dedi.
-TÜRKİYE!-
Peki, Türkiye bu alışverişin neresinde? Hataylı Bilim İnsanı Uğur Şahin’in başında olduğu Alman biyoteknoloji firması BioNTech’le görüşmelerini sürdüren Sağlık Bakanlığı, Rusya’nın elindeki ‘Sputnik V’ adlı aşı ile de ilgileniyor.
11 Kasım’da kamuoyuna yansıyan habere göre, Rusya Sağlık Bakanlığı, Türkiye’nin, Rusya’nın ilk koronavirüs aşısı olan Sputnik V’i üretmekle ilgilendiğini duyurdu. Rusya Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Rus aşısı konusu, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Rus mevkidaşı Mihail Muraşko’yla yaptığı görüşmede gündeme geldi.
Bakan Koca’nın 10 Kasım tarihli twitter mesajı da buna dair olmuş, “Rusya Federasyonu Sağlık Bakanı Sayın Mikhail Murashko ile bir telefon görüşmesi yaptık. COVID-19 aşı çalışmaları başta olmak üzere, sağlık alanında iş birliği içinde olduğumuz konular ve yer aldığımız uluslararası faaliyetler üzerinde fikir alışverişinde bulunduk” demişti.
Hataylı Bilim İnsanı Uğur Şahin’in başında olduğu Alman biyoteknoloji firması BioNTech ile Rusya’nın kendi ürettiği aşı arasında tercih yapması beklenen Ankara’yı bekleyen bir diğer sorun ise aşıların muhafaza edileceği uygun ortam!
-EKSİ 70’TE!-
BioNTech ve Pfizer firmalarının koronavirüs aşısının yüzde 90 etkili olduğunu açıklaması, tüm dünyaya salgını sona erdirmek için umut oldu. Ancak aşının milyonlarca dozunun depolanması için gerekli altyapıda eksikler olması bekleniyor. BioNTech ve Pfizer firmalarının ürettiği aşının saklanması için gereken sıcaklık, eksi 70 santigrat derece. Normalde aşılar, 2 ile 8 santigrat derece arasında saklanıyor. Amerika’da eyaletler, şehirler ve hastaneler, aşıyı, aşırı düşük sıcaklıklarda depolamak için gerekli dondurucuları alma yarışına başladı bile. Bazı dondurucu üreticileri, siparişlerin tamamlanıp teslim edilmesinin aylarca sürebileceğini belirtiyor.
Günde yalnızca iki kez açılabilecek bavul boyutunda konteynırlarda, kuru buz içinde taşınacak aşılar, yalnızca iki hafta süreyle saklanabilecek. Aşı merkezlerinde, aşırı düşük sıcaklıklı depolama imkanına sahip olmayan ülkelerin ise aşıları kuru buz içinde saklaması öneriliyor.
-GÖÇMEN RUHU-
Yaşanan süreçte, Türk Bilim İnsanları Prof. Uğur Şahin ve Prof. Özlem Türeci’nin kurucusu olduğu BioNTech, aşı başarısı ile beraber ‘göçmen ruhunu’ da gündeme taşıdı. Hatay / İskenderun doğumlu Uğur Şahin gibi, eşi Özlem Türeci de Türkiye’den Almanya’ya giden göçmen bir aileden geliyor.
Uğur Şahin, The Guardian’a yaptığı son açıklamada buna dair şunları söyledi:
“Herkese eşit şans veren küresel bir vizyona ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Zekâ, bütün etnisitilerde eşit olarak dağılmış bir şey, ki çalışmalar da bunu gösteriyor. Toplum olarak kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: Herkese, topluma katkıda bulunma şansını nasıl verebiliriz? Ben, tesadüfen göçmen geçmişi olan bir örneğim. Pekâlâ, aynı şekilde Alman ya da İspanyol da olabilirdim.”
-NAZAR!-
Hatay İskenderun’da doğan ve 4 yaşındayken ailesiyle Almanya’ya giden Uğur Şahin’in sürekli olarak nazar boncuğu takması dikkat çekiyor. Bilimin zirvesindeki Şahin’in, ucunda nazar boncuğu olan kolyesini boynundan hiç çıkarmadığı görülüyor. -Tamer Yazar-

Etiketler: / / / / / / / / / /

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ