Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,85 / Satış: 6,87
€ EURO → Alış: 7,73 / Satış: 7,76

Medyanın Geldiği Acıklı Durum

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 03.06.2020
  • 685 kez okundu

AKP iktidar olduktan sonra ülke tarihinde ilk kez halkın ağzında böylesine damga vuruluyor.

‘’Yalaka medya’’, ‘’yandaş medya’’, ‘’havuz medyası’’, ‘’dolan medyası’’.

İktidar her geçen gün demokrasinin içini boşaltmaya devam edince medya ne yapacağını şaşırdı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine girince de teslim oldu.

Çünkü iktidarın arzuladığı düzene uyum sağlamayanlar, varlıklarını sürdürecek yaşam malzemelerinin bulunduğu koridorda kurulan turnikeyi geçmeye müsaade alamıyorlar.

Müdahale neredeyse infaza dönüşüyor. Ceza uygulamaları, Demokles’in kılıcı gibi üzerlerinde sallanıyor.
Yukarıda belirttiğim halk ağzından hiç düşmeyen dörtlü medya kavramına mensup kuruluşlarda, özgür iradeyle yayın akışı, hür düşünceyle köşe yazısı mumla aransa dahi bulunmuyor.

Kimse kendini tarafsız objektif yayıncılık dersinde parlatma iddiasında bulunmasın. Pratikte her gün karşımıza paçalarından vıcık vıcık sahtecilik dökülüyor. Medya adeta iktidarın hesabına işbirliği yapıyor. Halkın yaşadıkları sıkıntıları, ülkenin içinde bulunduğu krizleri, yapılan yanlışları, işlenen kusurları yazacak ve anlatacakları yerde, iktidar güzellemesi ile işlerini yürütüyorlar.

Neresinden bakarsanız bakınız, medyanın içinde bulunduğu pespayelik, yakın zamana kadar basın etiği, gazetecilik ahlâkı açısından yüz kızartıcı olarak nitelendirilir.

Günümüzde mesleki etik, ahlak gibi erdemsel kavramların suyuna kibrit çakıldı.
Menfaat temelli; iktidarın huyuna suyuna uygun işbirliğiyle konforlu hayat varken neden başlarını belaya soksunlar ki (!)

Nasıl olsa ellerinde kendilerince müthiş bir medya yok mu? Her haber ve yorumları yalan çıksa bile, umurlarında mı?

Önemli olan iktidara şirin görünmek ve onun nimetlerinden pay kapmak değil mi?

Yalan ile ilgili yazarken aklıma Bektaşi fıkrası düştü:

Bektaşi’nin çok sevdiği hanımı vefat etmiş.
Baba Erenler gazeteye ölüm ilanı vermeye gidince, merakla sormuşlar:
– Neden ölüm ilanı veriyorsun?..
Bektaşi:
– Gazetelerde yayımlananlar hep yalan çıkıyor; belki bu ilan da yalan çıkar.

Elbet bu yandaşlık düzeni ilanihayete dek sürmeyecek. Fakat gelecek kuşaklar, bugünkü medya patronlarını ve medya yöneticilerini hiç de hayırla yad etmeyecekler.

29 Mayısta bir TV. Kanalında eski Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin stüdyoda canlı yayın konuğu iken konuşması iki kez kesilerek, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a bağlanmasında medyanın acıklı acizliğini bir defa daha gördüm.

Korkuyla hâkimiyet kuran bir düzenin, her türlü ilkesel değerleri yerle yeksan ettiğini, demokrasiye giden yolda bırakın bir arpa boyu mesafe almayı, gerişin geriye gittiğimizin hüzünlü fotoğrafıydı sanki.

Muharrem İnce’nin duruma yüksek sesle isyan edip stüdyoyu terk etmesi doğru bir tepkidir. Soylu bir davranış örneğidir.
Demokratik bir ülke idealinde olabilmenin ilk koşullarından olan ‘’eşit yurttaş eşit haklara sahiptir’’ prensibinin doğru okunmasıdır. Makamlara saygı elbette önemlidir. Makamlara her zaman saygı da gösterilmelidir.

İktidara olduğu gibi muhalefete de söz hakkı verilmeyen yerde, demokrasinin mezarı kazılır, faşizan anlayış esas duruşta talimat bekler.

Son yıllarda koşulsuz yandaşlıktan sınırsız yalakalığa kadar uzanan medyanın içler acısı yüzünün, belki de en çok ses getiren hali ortaya döküldü.

Muharrem İnce’nin bu çıkışı ses getirdi getirmesine, fakat ertesi gün yandaşlar yine mecbur olduğu çıkarlarının bulunduğu yolda yürümeye devam ettiler.

İlanihayete kadar sürmeyeceğini yukarıda belirtmiştim.

Ne zamana kadar?

Bilinmez ama iktidarın verdiği imtiyazları kaybetmekten korkan bir medyanın mangalında biriken ateş, demokrasi rüzgârı esince sönecek.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ