Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,85 / Satış: 6,88
€ EURO → Alış: 7,73 / Satış: 7,76

Milli Gururumuz, Filenin Sultanları

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 20.01.2020
  • 540 kez okundu

Nefsine hakim olmayan insan, şah olsa ne çıkar, olmasa ne çıkar. Ahlakı olmayan insan, başkan olsa ne yazar, olmasa ne yazar. Vicdanı olmayan insanın, unvanı olsa ne fayda, olmasa ne fayda..

Türkiye’de ara sıra, bazı makam mevki sahiplerinin, ulu orta üslupsuz ifadeleriyle karşılaşıyoruz.

En son birkaç gün önce MHP’li bir belediye başkanının hayret ve infial uyandıran paylaşımından sonra; ‘’o kadarda olmaz pes’’ dedim.

Onlarca yılların ardından disiplin, alın teri ve sıra dışı yeteneklerle başarıdan başarıya koşan Kız Voleybol Milli Takım oyuncuları ile ilgili sözleri yobazlığın ve arsızlığın dik alasıdır. Kafada akıl, yürekte ahlak, ruhta vicdan olmadığının somut cisimlenmiş halidir. Bu kara düşünceleri besleyenlere yazıklar olsun..

Kızlarımıza helal olsun. Bizlere defalarca gurur yaşattılar. Sadece son turnuvada değil, daha önce göğsümüzü kabarttıkları onlarca başarılar zincirlerinden bahsedeceğim.

Evvela, Sporculuğu ve Anneliği aynı zamanda yapan iki kızımızı anlatarak başlayayım: Zehra ve Pelin..

Pelin eski Milli Takım’ımızın oyuncusuydu. Üç yıldır Milli takımımızın menajerlik hizmetini üstlenmiş. Kusursuza yakın görevini ifa ediyor.

Zehra on ay önce Anne oldu. Evde oturayım, keyfime bakayım demedi. Kucağında bebeği olmasına rağmen antrenmanları aksatmadı. Takımından uzaklaşmadı. Milli takımın maçlarına bebeğiyle beraber katıldı.

Her milli maç sonrası saha kenarında annelerinin kucaklarında gördüğümüz o muhteşem görüntü, Milli takım oyunculardan Zehra ve menajer Pelin kızlarımıza ait.

Eda, Simge, Kübra, Fatma, Gözde, Şeyma, Aylin, Meliha, Hande, Cansu ve Ebrar ve daha nice kızlarımız..

Seksen iki milyonu temsil etmenin hissiyatıyla; yürekten başarıya odaklanmak ve sağlamak her babayiğidin harcı değil. Türk kadınının her başarıya imza atabileceğinin en güzel kanıtı oldular. Ne kadar teşekkür etsek, ne kadar gurur duysak azdır.

Bir ülkede gururun zirvesi yaşatılırken, yobazların aydınlıktan korkup, çarpık zihniyetlerini göstermeleri ne ilktir ne de son olacaktır. Kızlarımızın giyimi kuşamı üzerinden, yaşam tarzları üzerinden saldırmalarının arka planını görebiliyoruz aslında.

Kızlarımızı, kadınlarımızı evlere hapsedip, pısırık ve cahil bir toplum yaratmak. Ömür boyu mahkûm bir kadın kitlesi oluşturmak bu çarpık zihniyetlilerin işlerine geliyor.

Bu cühela tayfası, bu tür köhne zihniyetlerle, Cumhuriyetimize kast eden emperyalist odaklara uşaklık yapmalarının hezeyanı içindeler. Emellerini gerçekleştirmelerinin yolunu kadınları dinin buyruklarıyla yaftalamakta arıyorlar. Zaten kafaları başka hiçbir konuda basmaz. Ne spordan anlarlar, ne de sporcunun erdemlerinden. Onların örümcek beyinlerinde sadece kadın bedeni ve giysisi yerleşmiş.

Ulusal yüceliğin, ulusu yüceltmenin, itibarın ne anlama geldiğini bilememenin çukuruna saplanmışlar. Ne yaparlarsa yapsınlar; o çukurun çamurunu kızlarımıza, kadınlarımıza sıçratamayacaklardır. Kızlarımız Ata’sından aldığı ilhamla, milletinden aldığı kuvvetle başarılarını sürdürmeye devam edecektir.

Çünkü Filenin Sultanları; elde ettikleri başarılarını Atatürk’ün kadınlara verdiği öneme atfen; “Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın” yazarak Türk kadınlarına armağan etti.

Erkek-kız demeden hepimizin Filenin Sultalarından öğrenecek çok şeylerimiz var. Azim, kararlılık, disiplinin ötesinde, zarafet, incelik ve takım ruhu.

Çoğumuzun sadece görsel manada seyrettiğimiz maçların ruhunda hayatımızda ihtiyaç duyduğumuz birçok öğrenmemiz gereken erdemler yatıyor: Tek bir sayı için manşet, pas ve hücum dahil topun üç kişinin birden eline değmesi sayesinde güven ilişkisi doğuyor. Paylaşmanın önemi öğreniliyor. Hata yapılması durumunda, diğer arkadaşlar bunu kapatıyor. Bir sonraki hamle ile ileriye bakmak ilke ediniliyor.

Dolayısıyla; ‘’Ben’’ olgusundan uzaklaşıyor, ‘biz’ duygusuyla tanışıyorsunuz. Yani enerjilerinizi mantık ve sistemle bir ruhta birleştirerek ortak güç oluşturuyorsunuz.

Yobazların anlayacakları iş değil bunlar. Kurmaya çalıştıkları sahte dünyalarında bilgi, sevgi ve saygı kültürü yoktur. Samimi dayanışmanın esamisi esmez. Kadirşinaslık özelliği görünmez.

Oysa Voleybol, bir kız çocuğunun gelişim sürecinde yapabileceği en güzel sporlardan biri. Özgüven kazanılmasında çok etkin bir dal. Sosyalleşmede öncü branşlardan biri. Özgüvenle beraber gelen sosyalleşme, kadının mücadele gücünü arttırıyor.

Yobazların korktukları noktalardan biri de bu: Kadının güçlenmesi.

Onların aynasından bakınca; kadın sessiz kalmalı, her şeyi kabullenmeli ve çocuk doğurmalı.

Filenin Sultanları, Gönlümüzün Kahramanları..

İftihar kapımızı sonsuza değin açtınız. Emeklerinize, alın terinize sağlık. Sizler sayesinde Türkiye’de branşınızda lisanslı kız sporcular erkek sporcuları sayıca katladı.

Sizler Türk milletinin yüz akı, ulusal iftiharısınız.

Ve sizler; Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde hepimizi temsil etmeye devam ediyorsunuz.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ