Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,84 / Satış: 6,86
€ EURO → Alış: 7,68 / Satış: 7,71

Moskova ile Lozan Kıyaslanır mı?

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 09.03.2020
  • 351 kez okundu

Bazen etrafta olup bitenlere akıl erdirmekte zorlanır insan. Çünkü düşünen insan, gelişmeleri zihninde tartar, mantığıyla değerlendirir, şuuruyla biçimlendirir.

Geçmişte yaşanan tecrübeleriyle sonuçlandırır.

Cumhuriyetimizin en büyük diplomatik başarısı Lozan’dır. Lozan çok kapsamlı ve çok yönlü diplomasidir. Siyasi, ekonomik, askeri boyutuyla başlı başına zaferdir.

Cumhuriyet’in öncü hariciye vekillerini hatırlayın. Atatürk’ün denetimi altında yürütülen Tevfik Rüştü ekolünü düşünün. Bu konudaki duyarlı müdahaleler, gerçek anlamda siyaset disiplinini yansıtır.

Demokrasiye geçişle birlikte, yetenekli hariciyelerin kişiliğinde simgelenen diplomasi geleneği, yetenekli değerlerle devam etmiştir.

Çok değil 50 yıl öncesine gidip hafızalarımızı tazeleyelim.

Kıbrıs Barış çıkartmasındaki etkinliklerini, AB. Toplantılarını, Ankara Antlaşması’nı, OECD müzakerelerini ve daha saymakla bitmeyecek çok sayıda görüşmeleri yürüten çok deneyimli bir dışişleri kadrosunun tarih yazımını göreceksiniz.

İşin özeti şudur: Diplomasisi, Osmanlı’dan Cumhuriyete uzanan en köklü ve donanımlı miraslarından biriydi. Devletin kurumsal aklı ve hafızasının en değerli seçkinleri burada yetişirdi.

Dış ilişkilerde deney kazanmış, tevazu terbiyesiyle katkı sunan gelenek maalesef yok edildi.

Bugün kurumsal hafızaya ve tecrübeye en çok ihtiyaç duyduğumuz dönemdeyiz. Suriye’de yaşanan acıların ve yakınlaşan savaş tehdidinin ardından eski diplomasi tarihi gözlerimde canlandı.

Bağırıp çağırmanın, efelenmenin devletler arasında hiçbir artı sağlayıcı hükmünün olmadığını bilakis itibar kaybettirdiğini anlatmaya gerek yok sanırım.

Bizdeki afra tafralı siyaset tarzına bakıyorum, bir de Rus usulü siyaset üslubuna. Psikolojik diplomatik ataklarını içim burkularak takip ediyorum Rusların. Ellerinde bulundurdukları müthiş askeri ve siyasi gücün rahatlığıyla istedikleri kıvama sokabiliyorlar karşısındakileri. Koparmak istediklerini sessiz ve derinden işliyorlar, satranç oynar gibi.

Putin, ünlü Savaş Ustası Sun Tzu’nun; ‘’Dövüş ustası olanlar öfkelenmezler, kazanma ustası olanlar korkmazlar, akıllılar dövüşmeden kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler. Düşmana savaşmadan boyun eğdirmek, maharetin doruk noktasıdır” öğüdünün hakkını veriyor.

Suriye ile yaşadığımız hayal kırıklığını Rusya üzerinden hafifletmeye çalışıyoruz.

Ruslardan vurgun yemiş olmamıza rağmen suçu Esad’a yüklemeye ısrarlıyız. Evlatlarımızı şehit edenlerin Ruslar olamayacağını kendimize şartlandırmışız nedense.

İdlib’ i yakmaya niyetli, Suriye’yi yıkmaya meyilli, Esad’ı devirmeye hayalli bir zihniyetin bu şartlarda mantığı nedir sorusunun cevabını ben bulamıyorum.

Şam devrilene kadar, Rejim yok olana değin, Esad toza varana dek savaşmanın akılla izahı mümkün değil.

Esad bir diktatör, amenna. Diktatoryal yöntemlerle yöneten sadece Esad yok dünyada. Arabistan çok mu demokrat?
Rusya’da demokrasi mi var? Çin’in başkanı ülkesini hangi rejimle yönetiyor?

Derdimiz Esad Mesad değil, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve istikrarı bizim önceliğimiz olmalı. Farzı mahal Esad gitti diyelim, yerine gelen her kimse, Suriye’yi kurtarıp demokrasiyi mi yerleştirecek? Selefi-Cihatçı katil beslemelerden kim medet bekleye bilir?

Tecrübeli yöneticiler kendi şartlarını her gün tartıya çıkarır. Çünkü şartlar uluslararası ilişkilerde sürekli değişir, bu gün sizinle ittifak eden ülkeler sürekli menfaattarını önceledikleri için, bir gün saf değiştirip karşınıza dikilirler.

Bir başınıza kalırsınız. Bir de üstüne üstlük içeride veya dışarıda kabadayı üslup takınırsanız, kimse sizinle yakın dostluk kurmak istemez.
Sormadan kendimi alamıyorum, hükümet üyelerimizin 5 Mart’ta Moskova’da Putin önünde gösterdikleri nezaketin sadece bir parçasını kendi ülkelerinin evlatlarına gösterseler kimin itirazı olur ki?

Efendim, Moskova’ya Esad’ın hamisi olan Putin’in ayağına gittik; yaldızlı sözlerle, methiyeler dizerek, el pençe durarak istediğimizi alacağımızı zannettik; şehitlerimizin hesabını bile kimselerden soramadık.

Lozan diplomasi zaferimizin tacını küçümsemeye çalışanların, Moskova’da neleri kaybettiklerini yazmaya ne elim, ne gönlüm varmıyor.

Sadece ömrü belli olmayan ateşkes anlaşması sonucunu aldık.

Dilerim ateşkes kalıcı olur ve evlatlarımızın kılına zarar gelmez.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ