Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: 6,81 / Satış: 6,84
€ EURO → Alış: 7,57 / Satış: 7,60

Ne Ekersen Onu Biçersin.

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 18.05.2020
  • 254 kez okundu

Bu başlığı bilerek koydum; çünkü ülkemizde yaşananları normal ölçülerle tarif etmenin imkânı yok.

Atasözümüzdür: ‘’Ne ekersen onu biçersin’’.

Siyasetin tarlasında ne ekilmişse, o biçiliyor.

Yıllar önce bu tarlanın ekimine dikkat edilmesi gerektiği uyarısı kulak arkası edildi. Bu gün bu tarlalarda büyüyen hasatlar, zararlı ürün ve haşerelerle doldu taştı.

Kısa bir hatırlatma yaparak devam edeyim.

“Ne ekersen onu biçersin” özdeyişi doğru olsa, rüzgar ekenin yine rüzgar biçmesi gerekmez mi? Mantık ‘’evet’’le yanıtlanmasını söylüyor.

Ama olmuyor, ne ekersen onu biçmiyorsun, fırtına eken kasırga biçiyor; terör eken işkence biçiyor; yalan eken dolan biçiyor; düşlem eken düş kırıklığı biçiyor; yolsuzluk eken namussuzluk biçiyor.

Haksızlık eken adaletsizlik biçiyor; kin eken intikam biçiyor.

Biç ha babam biç, enlemesine de biç, boylamasına da biç.

Bunun için ektiğimize aman ha, özen göstermek gerekiyor. Dikta tohumu eken tepki, dengesizlik tohumu eken çılgınlık, aptallık tohumu eken dangalaklık, onursuzluk tohumu eken şerefsizlik, suç tohumu eken ceza biçer.

Neyi ne zaman nasıl ekeceğini bilmeyen kişiler vardır ki bunlar için güzel bir halk türküsü yakılmıştır:

– Arpa ektim, darı çıktı.

Vurgulamak istediğim tam da bu nokta. Siyaset tarlasına oy ektik fakirlik çıktı, inanç ektik yobazlık çıktı, itimat ektik hokkabazlık çıktı.

Olumsuzluklar çıka çıka canımız çıktı, hala bu çıkım son bulmadı. Daha neler çıkacak, kim bilir?

Biçilenleri ve çıkanları yan yana koyduğunuzda, Türkiye’de yaşamın her gün daha da zor durumda olduğu anlaşılıyor. Öyle ya, bir yandan vatandaşlar ekonominin ateşinde kavrulurken, hukukun çiğnenerek ruhuna okunuyor.

Sistem demokratik ruhunu kaybetmiş. Hiç bir kurumun sorunları konuşacak, çözüm önerisi sunacak etkinliği ve cesareti kalmamış.

Sadece iktidar gücüne güvenen bazı ahlaksızlar hariç.

Ülke tarihinde görülmeyen ekimin çürümüş çıkıntıları. Ne edep ile yakınlıkları var ne de ahlakla akrabalıkları. Zorbalık ve eşkıyalıkla kuşanmış bu tiplere, nefret ve kinden beslenen insan kılıklı güruh demekten başka seçenek kalmıyor.

Sevda Noyan adlı bir kadın, 15 Temmuz’un kursaklarında kaldığını ve en az 50 kişiyi öldürecek silah teçhizatına sahip olduğunu ve 3-5 komşusunu ölüm listesine dahil ettiğini televizyonda canlı yayında söyleme cüretinde bulunuyor.

Fatih Tezcan denen başka bir ruh hastası, yıllarca kin ve nefret üzerine alenice tehdit ve tahkir savuracak kadar ileri gidebiliyor.

Bir başka eşkıya kılıklı adam, kavanoza doldurduğu mermilerin resmini göstere göstere karşıt görüşteki insanları öldürmekten çekinmeyeceğini coşarak söylüyor.

Hangi birini yazayım şaşırdım. Aklım havsalam almıyor. Siyaset ve yansımalarını onca yıldır takip ederim, böyle rezil bir tablo görmedim. İktidar Partisi İstanbul İl Başkanın, muhalefet partisi il başkanına, bu mevsimde boğazın serin sularına gömeceğinin tehdidini savurmasını nasıl yorumlamalı?

Ar damarı çatlamış, namussuzlukta sınır tanımayan bazı erkek müsveddelerinin, Nevşin Mengü, Berna Laçin ve Canan Kaftancıoğlu ile ilgili sosyal medyada paylaştıkları görseller ve sözler her türlü utanç ve iğrenç vesikasının ötesinde.

Devletin varlığını hissettirmek istediği en hassas konu adalettir. Devleti yönetenler başta olmak üzere herkes adaletten yana olmak zorundadır.

Peki, Türkiye’de adalet asilliğiyle müsemma mı?

İki bin beş yüz yıl önce yaşamış Eflatun’a göre devletin üç önemli niteliği ve bu üç niteliğin üç erdemi var. Birincisi “bilgelik”, ikincisi “cesaret” ve üçüncüsü “ölçülülük“ tür. Bu üç temel niteliğin uyumlu çalışmasını sağlayacak dördüncü erdeme ihtiyaç var.

Dördüncü erdemin adı “adalet “tir. Onsuz ilk üçü hiçbir şeye yaramaz.

Son yıllarda ülkemizde tarlaları eşeleyenler önce tek bir şey gördüler, ahlâk eksikliği.

Neden ahlâk eksikliği diye eşelemeyi derinleştirenler, adalet eksikliğini buldular.

Cehalet ekerek ‘’bilgelik’’ , korkaklık ekerek ‘’cesaret’’, aşırılık ekerek ‘’ölçülülük’’ zulüm ekerek ‘’adalet’’ biçildiği görülmemiştir.

Evet, ne ektiysek onu biçiyoruz.

O nedenle kâbus değirmeninde ruhumuz öğütülmekten kurtulamıyor.

[email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ