Antakya Gazetesine Hoşgeldiniz -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

Nerede O Bilgi Dolu Tartışma Programları?

İsmail Karaoğlan
İsmail Karaoğlan
  • 24.06.2019
  • 331 kez okundu

Yaklaşık on yıl öncesine kadar siyaset kabiliyetimizin tarifi göreceli olarak zarifti. Tartışmalar renkli ve akla hitap eden zenginlik içerirdi. Farklı düşünce taşıyan insanlar, fikirlerini nezaket kurallarına dikkat ederek halka sunarlardı. Pek tabi o dönemlerde sosyal medya hayatımızı etkileyen bir boyutta değildi.

Ana akım medya daha tarafsız durur, ciddiyetle takip edilirdi. TV’lerde şöhretli programlar yapılır, izleyiciler geç saatlere kadar heyecanla takip ederlerdi. Siyaset Meydanı bahse konu TV. Programlarından biriydi. Bir diğeri, Pazar sabahları Kırmızı Koltuk adıyla bilinen ve özellikle siyasi temsilcilerin görüşlerini yansıtan açıklamalarını takip ettiğimiz yayındı.

Siyasetten, tarihe varıncaya kadar konular edep sınırları içerisinde tartışılır, ders niteliğinde geçen programlardan kendim de nasiplenmeye çalışırdım.

O günlerde bazı tartışma programlarında yaşananlar hala hafızamda. Efsane diyebileceğimiz Siyaset Meydanında Ali Kırca moderatörlüğünde sunulan tartışma programında, Ahmet Kaya, Barış Manço, Cem Karaca, Aşık Mahsuni, Arif Sağ gibi onlarca müzik abidelerini bir karede görebiliyor, derin analizlerinden faydalanabiliyorduk. Her program başlı başına etkileyici bir disiplin anlayışı ile fark edilirdi.

Sunucuları sıkça değişen Kırmızı Koltuk programlarında daha ziyade Siyaset konuşulurdu. Moderatörün karşısında Kırmızı Koltukta bir kişi davet edilir, soru cevap şeklinde akar giderdi. Demirel’den Erbakan’a, Ecevit’ten, Cindoruk’a kadar sayısız devlet umuru almış insanların fikirleri dikkatlice izlenirdi.

İzninizle bir Kırmızı Koltuk programında aklımda kalan bir hatırayı sizinle paylaşmak istiyorum. Lakin Siyaset bilimi ve hukuk hassasiyeti üzerinde son derece isabetli bir tespit vardı. Koltukta Hüsamettin Cindoruk oturuyordu. Konuşma içeriği özetle şunları söylüyordu:

“Demokrasi ile yönetilip, bölünen tek bir ülke yoktur… Akılcılıktan, şefkatten, adaletten yoksun bir milliyetçilik düşünemem” diyordu… Farklı alanların iddialı isimleri, siyaset bahsinde birbirini tamamlayan ve kanıtlayan bir üslup ile görüşlerini ortaya özgürce koyabilmeliler. Geçmişte yapılan hatalardan ders çıkarmamak akılsızlıktır.. Aklı bırakıp, körlemesine hiçbir ülke yönetilemez.. “Aklı bırakıp, entrikaya gitmek; şeytanla politika yapmaktır. Şeytanın olduğu yerde insan, insan kalamaz ’’.

Günümüzde siyaset nasıl bir seyir almış dersiniz? Şeytanı kovarak mı, yoksa onunla işbirliği yapmaya hazır durarak mı?
Sanırım Türkiye’nin siyasetçi anlayışındaki algılama hatasının hala farkına varılamıyor. Kimse kusurları teşhir edemeyen kabiliyet eksikliğini kabullenmek istemiyor.

Bir kısa Makyavel hikâyesi ile ne demek istediğimi daha detaylı anlatmaya çalışayım. Çünkü bu hikâyede Makyavel’in geçmişinde Türk siyasetindeki aksaklıkları teşhir eden büyük bir kehanet zenginliği vardır.

Bir gün Makyavel’e sormuşlar: “Siyasette bu ustalığı nasıl kazandınız?” Makyavel, gülmüş; “Her hatamın arkasından sonumun geldiğini düşünürdüm. Oysa hatamın büyüklüğü karşısında şaşıran halk, yaptıklarımda bir keramet buluyordu… Hani utanmasam, büyük siyasetçi olduğuma kendim bile inanacağım…”

On yıl kadar öncesini hatırlamaya çalışın. Edebi konuşmaları, cinasları, mecazlar sanatının lezzetlerini tadarsınız.
İsabetli fikirlerin yorum derinliğini duyarsınız.

Tecrübenin derinliğini ve zenginliği sergileyen bir siyaset bilgeliğinin zarif üslubundan mest olursunuz.
Bu satırlardan sonra bugünün siyasi üslubunu yazmaya elim kolayca varmıyor. Çünkü üslup denen kavram imha edilmiş. Şeytanın aklına gelmeyen entrikalar siyasetin dört bir yanını sarmış sarmalamış.

Düzmece senaryolar, korku pompalamalar, ayrıştırıcı söylemler siyasetçilerin sermayesi olmuş. Yol, yordam bilenler dışlanmış, yerlerine trol denen ahlak ve izan cellatları sahaya sürülmüş.

Rutin bir yerel seçim uğruna ayaklar altında çiğnenmeyen değer kalmadı.

Hukuk muktedirlerin lehine çalışan kurum haline getiriliyor. Demokrasinin önemli ayağı olan muhalefete düşman muamelesi çekiliyor.
Tartışmalarda akıl-fikir sahiplerinden ziyade yandaş, candaş denilen iki zıt kutbun kavgaları isyan noktasına getiriyor.

Türk siyasetinde bitmek bilmeyen ve halk aldatmacası dediğimiz olaylar, bu yerel seçimlerde de gündeme geliyor. Maalesef halkın bir kısmı bunlara kanıyor. Sanki Makyavel’in dediği gibi, ‘’ yapılanlar, telafisi olmayan hatalarda olsa arkasında büyük bir keramet ”in olduğu vehmi ağır basıyor.

Siyaset erbabı değerler üzerinden yola koyulursa talih ve nitelik olarak sahibine hüviyet verir. Yaşamın düsturundan kazanılan üstünlük olarak şahsiyet kazandırır.

Bu üstünlüğünüzle sergileyeceğiniz bilge örneklerle kendinizi halka kabul ettirir, saygınlık kazanırsınız.

Tıpkı on yıllar önce yukarıda yazdığım; Programlara çıkan efsane sanatçılar, bilge siyasetçiler, tarafsız gazeteciler, gerçek akademisyenler gibi.

Sahi nerede o nitelikli zarafet ve bilgi dolu tartışma programlarımız? [email protected]

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ